Anket doldur para kazan!
Aksoy Araştırma

Küresel Ticaret Kavgası

A1MAIN-tradewar-052518-1.jpg

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı’nın, başlattığı ticaret savaşı bağlamında en önemli ticaret partnerlerine karşı oluşturduğu gümrük duvarları, bunların da karşı önlemler almasıyla sonucu öngörülemeyen bir çatışma döngüsüne yol açacak gibi görünüyor. Kuzey Kore, İran, Paris Anlaşması vb derken dünya, Trump’ın çıkardığı bunalımlara alışmıştı. Bunlardan sonuncusu  ticaret kavgası.

ABD Başkanı Trump, 1 Haziran 2018 itibariyle yalnızca Çin’e karşı değil aynı zamanda AB’ye, Kanada ve Meksika’ya karşı koruyucu gümrük vergileri koyma kararı almıştı. Çelik üzerinden %25, alüminyum üzerinden %10 oranındaki vergiler, sözde ulusal güvenlik gerekçesine dayandırıldı.

Ancak ABD, Çin’e karşı daha ileri giderek, önce 50 milyar dolarlık kapsamdaki Çin ürünü ithalatına gümrük vergisi koydu. Pekin yönetimi, bu arada bir ticaret savaşı istemediğini, ama böyle bir savaştan da korkmadığını açıkladı ve ABD’den yaptığı ithalata aynı kapsamda vergi ilan etti. Buna karşılık ABD, korumacılığının düzey ve kapsamını daha da artırdı ve Çin’den yine anında karşılığını gördü. Böylece, bir kısır döngü başlamış oldu.

ABD Yönetimi tepkilere hazır olmalı

Trump, bu türden bir kavgada Çin’e diz çöktürebileceğini sanmakla yanılgı içindedir. 1960’larda dünya ekonomisinin %40’ı ABD ekseninde oluşuyordu; ne var ki yarım yüzyıl sonra bugünlerde küresel ekonominin ancak %20’si ABD’den geçiyor. ABD, üstelik Büyük Britanya ve AB gibi geleneksel müttefiklerini de yanında değil karşısında bulduğu bu kavgada, genelde- ve özellikle Çin’e karşı- gerçek gücünü abartarak davranmakta.

Çin misillemeleri, esas olarak -soya türünden tarım ürünleri aracılığıyla- Trump’a oy veren kırsal Amerika’yı hedef adlı. AB ise viski, jeans, motosiklet, tütün, yer fıstığı gibi bir dizi ABD ürününe gümrük vergisi uygulamaya yöneldi. Öte yandan AB, Trump yönetimini, ABD’nin güvenlik gerekçelerinin asılsız olup aslında bu ülke tutumunun açık bir korumacılık olduğu iddiasıyla Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ)’ye şikayet etti.

AB Komisyonu Başkanı Juncker’in “ABD bize başka bir seçenek bırakmıyor” diyerek istemeden benimsediği misillemeler şimdiden bazı etkilere yol açmışa benzemekte. Örneğin ABD’li motosiklet üreticisi Harley Davidson, 25 Haziran tarihinde, gümrük vergileri yüzünden üretiminin bir kısmını ABD dışına, başka ülkelere kaydıracağını açıkladı. ABD yönetimi, belki de bu türden zararlara uğrayarak, giriştiği ticaret savaşının iki yanı keskin bir bıçağa benzediğini anlayabilecektir.

Ticaret kavgasının bu biçimde tırmanması ile karşılıklı gümrük duvarlarının yıllardır sürdürülen indirilme süreci son buluyor. Öte yandan, ABD ile dünyanın geri kalan kesimi arasında ekonomi dışı alanlarda da gerginlik oluşuyor. Çatışmanın tırmanma potansiyeli göz önüne alındığında, her düzeyde -ama öncelikle de ekonomide- hem Amerika’nın hem de karşısına aldıklarının kayıplı çıkma riski çok yüksek.

Trump’ın gerekçeleri

Trump ABD’nin yerli çelik ve alüminyum endüstrisini dışarıya karşı koruma altına almasını, ithalat yüzünden durma aşamasına gelen yerli endüstriyi yeniden canlandırma ve sektörün istihdam kaybını durdurma gibi sosyoekonomik gerekçelere bağladı. Ayrıca Trump, savunma endüstrisi gibi ülkenin güvenliği açısından kritik olan sektörlerin, öncelikle yerli çelik ve alüminyum ile beslenmesini güvence altına almak istediğini belirtiiyordu. Aslında pek de inandırıcı olmayan bu “ulusal güvenlik” gerekçesi bir yana, Trump’ın esas amacının ABD’nin devasa ticaret açığını bir miktar azaltmak olduğu bellidir.

Açıkçası ABD Başkanı, gittikçe daha çok ürünü –yurt içinde tüketmek ve ihraç etmek üzere- içeride imal etmek istiyor. Bu nedenle yılların birikimiyle oluşmuş bir uluslararası işbölümü kavramını birdenbire yok sayıyor. Dünya konjonktürünü altüst eden böyle ani ve sert uygulamaların öngörülmesi zor sonuçlar vermesi de kaçınılmaz. Nitekim Trump yönetiminin bu alandaki tutumuna karşı hem kamuoyunda hem de ABD Kongresi’nde hatırı sayılır bir direnç oluşmuş durumda.

ABD yönetimi, tetiklediği bu hızlı tırmanışı durdurmaya niyetli görünmüyor. ABD’nin öncelikli hedef olarak belirlemiş bulunduğu Çin şimdiye değin yalnızca ABD’nin uygulamalarını aşmayan kapsamdaki misillemelerde bulundu. AB de bu arada ABD Başkanı’nın hedefi olmaktan kurtulamadı. Nitekim bu arada, ABD’nin yeni yaptırımlarıyla, örneğin otomobile gümrük tehdidiyle karşı karşıya. Ne var ki özellikle Almanya’ya dokunacak olan bu önleme karşı AB’nin vereceği yanıt, ABD’nin kendi otomobil sektörüne de zarar verebilir.

Bugünlerde dünya, neresinden bakılsa “kayıplı” üreten bir mekanizmanın harekete geçirilmiş olduğunu ürküyle ve korkuyla saptıyor. Tetiği çeken Trump’ın davranışları, Merkel’in deyişiyle, “sarsıcı” ve “cesaret kırıcı”.

Tırmanmanın olası sonuçları

Küresel bir ticaret savaşının tehlikeleri gözle görülür biçimde ortada. Trump mevcut ortamda dost-düşman tanımadan sadece öfkeyle kırıp döküyor. Dünya ticaret sistemi bu durumda kendini korumak zorundadır. Gümrük duvarlarının karşılıklı yükseltilme döngüsünün olası sonuçlarını ekonomistler hesaplıyor. ABD yaptırımları ve misillemeler böyle sürerse, uzman ekonomistlerin tahminine göre, küresel ekonomi %6’yı aşan bir oranda daralabilecek.

Trump, aldığı sattığından çok olduğuna göre tüm alışverişi kesince ticaret savaşını kazanabileceğini düşünüyor olabilir. Düz mantıktan kaynaklanan bu girişim, ilk aşamada ithal ürünlerin fiyatını ihracatınkine oranla artırarak kazanç getiriyor gibi görünebilir. Ancak orta ve uzun dönemde tüketici yani yurttaş kayıplı olacaktır. Trump türünden popülist bir politikacıya böyle bir ticaret savaşının sağlayabileceği tek getiri, kısa dönemde “geçici” bir siyasal kazanç olabilecektir. Ekonomik olarak kazanan olmayacaktır.

Trump’tan önceki ABD başkanlarından Reagan, Bush ve Obama da bazı korumacı önlemlere başvurmuş; ama bunun olumsuz etkilerini yaşamışlardı. Tecrübeler, ABD kaynaklı bu tür korumacı girişimlerin daima ve her taraftan kayıplı ürettiğini göstermiştir. Nitekim ABD’de çeliğe konulan gümrük vergileri yüzünden ülke içinde şimdiden olumsuz etkiler belirmiştir.

Uzmanların hesaplarına göre dünyaya refah getiren gelirlerin ¼ kadarı ticari kazançlardan kaynaklanıyor. Bu alanda oluşacak bir bunalım, dünya konjonktüründe öngörülmesi olanaksız değişimlere yol açabilecektir: Bölgeler arası dengesizleşmeler, örneğin otomobil sektörü gibi dev sektörlerin bunalımı, bir yerde işten çıkarılanlara karşı başka bir yanda yoğun istihdam, sınırlı üretim kapasitesine sahip küçük ülkelerin uğrayacağı güçlükler vb.

Özetle, ticaret kavgasını tetikleyen Başkan Trump’ın, ticarete bir ülke kazanırken diğerinin kaybettiği sıfır toplamlı bir etkinlik gözüyle bakması, bir talihsizlik olmanın ötesinde dünya konjonktürü üzerinde bir yüktür. Korumacılığın, dengeleri altüst etme riski taşımayan ama önemli bir ulusal ekonomik sektörü kollayan belirli bir dozu kabul edilebilir. Ancak ABD’nin aldığı yüksek koruma önlemlerini ulusal güvenlikle gerekçelendirmesi, DTÖ sistemini altüst etme ve dünya ticaretinde güçlü olanın sözünün geçtiği bir ortama yol açma tehlikesi içeriyor. Şu anda ABD, Çin ve AB’nin karşılıklı tehdit algılamaları ve duruşları, ne yazık ki küresel bir ticaret savaşını olası kılıyor.

ABD ekonomi çevreleri, Trump’ın belirli yetkilerinin tırpanlanması yolunda önerge sunan senatörler, Avrupalılar, Çinliler, gelişmekte olan ekonomiler; özetle ABD Başkanı’nın iktidara geldiği günden bu yana rahatını kaçırdığı tüm dünya insanları, dört yıllık görev süresinin bitmesini küresel düzenin normalleşmesi için sabırsızlıkla bekliyor. Bu arada da, barış içinde refah arayışı ilkesini benimsemiş tüm ülkeler, bu ilkenin değerini -ABD Başkanı’nın tetiklediği bunalımlar ve yol açtığı kaygılar sayesinde- daha iyi anlama fırsatı buluyorlar.

Yazıyı paylaşın:

Aydın Cıngı Hakkında

Mühendislik ve siyaset bilimi eğitimi almıştır. Araştırma kurumlarında politolog olarak çalışmış. Çok sayıda kitap ve makaleleri, kamuoyu araştırmaları, siyaset biliminde sayısal yöntemler, parti sistemleri, demokratikleşme süreçleri, sosyal demokrasi, göçler, toplumlarda küresel geçişlilik, AB, Güney Avrupa, Avrupa ve Türk siyasal tarihi vb. konulara ilişkindir.

Top