Anket doldur para kazan!
Aksoy Araştırma

Hızla Gelişmekte Olan Sektör: Yeşil Enerji

yeşil.jpg

@aydincingi

Dünyanın çevre bilincini geliştirmesi ile “yeşil enerji” sektörü de hızla büyümeye başladı. İnsanlığın, gezegenin geriye dönüşsüz biçimde elden gitmemesi için bir şeyler yapılması gerektiğini anlaması zaman aldı. Ancak Kyoto Protokolü ile küresel kapsam edinen ve 2015 Paris Anlaşması ile de uluslararası düzlemde ortak eyleme dönüşen bilinç, küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadelede bir rehber niteliğinde.

Bakkmayın Trump ve benzerlerinin çevre bilincini bir tür “istihdam tuzağı” gibi takdim etmesine! Yeşil enerji sektörü –yani, güneş enerjisi, bio enerji, hidrolik tesisler, rüzgar enerjisi vb- 2016 yılında dünyada takriben 10 (tam olarak 9,8) milyon kişinin istihdamına olanak sağladı. “Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı”nın projeksiyonuna göre bu sektör, 2030 yılına değin 24 milyonluk bir istihdam sağlayacak. Bu rakam, fosil –yani kirlenmeye yol açan- enerji alanındaki istihdam kaybını gidermekle kalmayıp daha fazlasını temin edecek.

Dolayısıyla Trump gibi, küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle mücadeleyi “istihdam bahanesiyle” sabote edenlerin elinde hiçbir argüman kalmayacak. Tersine, bu sektör, dünya çapında bir ekonomik motor işlevi edinmiş olacak. Esasen bu olumlu gelişme, öncelikle yatırım maliyetlerinin düşmesinden; ama en çok da yatırımları ve bu sektörde istihdamı teşvik eden bilinçli politikaların kararlı biçimde uygulanmasından kaynaklanıyor.

Yeşil enerji sektöründe en yüksek istihdama yol açan alan güneş enerjisi: 10 milyona yakın işyerinin 3,1 milyonu yani aşağı yukarı üçte biri buradan geliyor. Güneş enerjisi sektörü, son 5 yıl içinde istihdam hacmini iki katının da üstüne çıkarmış görünüyor. İşyeri yaratma alanında, onu, bio yakıt ve hidrolik barajlar izliyor. Rüzgar enerjisi alanında ise, dünya çapında 1 milyonu biraz aşkın kişi çalışıyor.

Yeşil enerji potansiyelinin dünya yüzünde dağılımı eşit olmaktan çok uzak. Güneş ışınlarından uzun süre yararlanan ve yararlanmayan bölgeler/ülkeler var; rüzgar alan ve almayanlar var; akarsuyu bol olan ve olmayanlar var. Sonuçta bu kaynakların %60’ından fazlasına sahip olan yeryüzü parçası -veya geleneksel deyimle kıtası- Asya. Burada da Çin, başta güneş enerjisi olmak üzere, toplam küresel yeşil enerji istihdamının %40’tan fazlasıyla başı çekiyor. Arkadan gelen AB, Çin’in üçte biri kadar bir varlık ifade ediyor. Brezilya ve ABD daha sonra geliyor.

Aslında bütün bu ayrıntılardan sızan ana fikir şu: Temiz enerji, dünyanın selameti bakımından “ekonomik çıkarlar pahasına” benimsenmesi gereken bir “lüks” değildir. Yeşil/yenilenebilir enerji kullanımı, kuşkusuz ki küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadelede başat unsurdur. Ancak bu tür enerjinin kullanımı, aynı zamanda ekonomik olarak da getiri sağlama yolundadır.

 

Aydın Cıngı

@aydincingi

Yazıyı paylaşın:

Aydın Cıngı Hakkında

Mühendislik ve siyaset bilimi eğitimi almıştır. Araştırma kurumlarında politolog olarak çalışmış. Çok sayıda kitap ve makaleleri, kamuoyu araştırmaları, siyaset biliminde sayısal yöntemler, parti sistemleri, demokratikleşme süreçleri, sosyal demokrasi, göçler, toplumlarda küresel geçişlilik, AB, Güney Avrupa, Avrupa ve Türk siyasal tarihi vb. konulara ilişkindir.

Top