Aksoy Araştırma
Aksoy Araştırma

Hepimize Uyarı, Biraz da Çözüm

tcmb-faiz.jpg

Ekomonitör’de yayınlanan son yazımı aşağıdaki şekilde bitirmiştim.

“Hatırımızda daha önce de kaldığı gibi, tetikleyici herhangi bir siyasi/ekonomik haber bu birikmiş enerjinin bir anda hepimizin üzerine birden yığılmasına neden olabilir. Ve hepimiz de biliyoruz ki şu anda bu tip bir kırılma noktasının ortaya çıkması için çabalayan bir sürü iç/dış mihrak ortada dolanıyor.

Hepimizin iyiliği, ülkemizin yeniden büyümeye, gelişmeye devam etmesi için sorunları halı altına süpürüp birikmeleri yerine acilen yukarıda bahsettiğim şartlardaki değişimi dikkate alan “gerçekçi” çözümleri yaratmak zorundayız.

Yoksa çatı hepimizin, hiçbirimiz istemeyiz ama çökerse de hepimizin tepesine çökecek.”

**

Bu yazının üzerine sosyal medya başta olmak üzere farklı mecralardan durum tespiti tamam ama “gerçekçi” çözümler neler diye sorular soruldu.

Dilim döndüğünce o yazıdaki tespitler çerçevesinde bu çözümleri ifade edeceğim. Ancak öncelikle şunu ifade etmem gerekiyor ki Türkiye’nin son dönemde dövizdeki hareket ve enflasyondaki artış ile öne çıkan ekonomik sorunlarının kalıcı çözümü uzun vadeli reformlarla mümkün. Rekabetçi, yenilikçi ve güçlü yanların fırsata çevrilebileceği, başta eğitim olmak üzere yapısal sorunların günümüz gerçeklerine uygun bir şekilde yeniden yapılandırıldığı, hukukun ve demokrasinin mümkün olan en yüksek standartta çalıştığı bir ülkeyi kurgulamadığımız sürece sorunların çözümü de geçici.

Ancak madem o geçici dediğimiz süreç içinde yaşadığımız süreç, kısaca yaşadığımız sorunları ortaya çıkardığını düşündüğüm meseleler üzerinden hareket edelim.

Önceki yazıda da belirttiğim gibi, ülkemize gelen sıcak paranın çıkışının yavaşlaması için öncelikli bazı adımlar atmamız gerekiyor. Zira durdurmak bu ortamda mümkün değil.

Bu adımlardan birinci boyut siyasi olarak daha şeffaf bir zeminin yaratılması. Burada da öncelikle halihazırda devam eden olağanüstü hal sürecinin sona erdirilmesi ve yeniden “normal” ve “işleyen” anayasal düzene geri dönüşün hızla başlaması. Özellikle son yapılan referandum ile birlikte ortaya çıkan güçler ayrılığı ile ilgili soru işaretlerini giderecek yasal düzenlemelerin yapılması ve uzun vadede az önce çizdiğim tablonun Türkiye’nin temel yol haritası olduğunun mesajının verilmesi önemli. Mevcut parlamento tablosunda bütün bunlar oldukça mümkün.

Ancak arzu ediliyor mu?

Bu tamamen politikacıların tercihi. Her tercihin de bir bedeli var, eğer bu adımlar hızla atılmazsa, bu bedeli de dövizde ve enflasyonda görmeye devam edeceğimizi bilelim.

İkinci mesele yine TCMB’nin kredibilitesinin toparlanmasına yönelik. Bakın faiz arttırımı demiyorum, zira mesele o noktayı geçti. Şu aşamada piyasada dikkatle izlenen konuların başında TCMB’nin başta faiz olmak üzere politika araçlarını kullanmak konusunda attığı adımlar geliyor. Bu süreçte zarar gören kredibilite düzeltilmeden uluslararası ölçekte yatırımcının gidiş trendini durdurmak, hele de bu küresel ortamda pek mümkün görünmüyor.

Yani TCMB’yi kendi haline bırakmak yararlı olacaktır. Sonuçta hepsi çok iyi eğitilmiş, vatansever TCMB ekibi de eninde sonunda ülke için en uygun olacak tercihleri belirlemeye çalışıyor. Biraz buna inanmak, güvenmek hiç kimseye zarar vermeyecektir.

**

Son olarak unutmamamız gereken bir nokta var. Ekonomi bir karar bilimidir ve her karar verdiğinizde, getiriler ve götürülerle karşılaşırsınız. Her karar, beraberinde bir vazgeçişi de beraberinde getirmek durumunda.

Dolayısıyla bir miktar büyüme hızından taviz verip, başta bütçe genişlemesi olmak üzere günü kurtaran ancak geleceği riske atan, hatta ve hatta Türkiye’yi 1990’ların hastalıkları ile yeniden yüz yüze getiren uygulamalar konusunda geri adım atmakta yarar var.

Yani bugünü kurtaralım derken, uzun vadede Türkiye’yi yapısal sorunlarla karşı karşıya bırakmak yerine yarını düşünmek zor olsa da doğru tercih…

**

Bu bahsettiklerim en azından böylesi bir dönemde karşı karşıya kaldığımız küresel değişime karşı bizim kontrol edebileceğimiz hususlar. Bunun dışında kalan meseleler (davalar, FED politikaları vs.) bizim kontrol edebileceğimiz hususlar değil ve verecekleri zararı zaten verecekler. Buradaki mesele yangını kontrol altına alabilmek ve daha az yakıcı olmasını sağlamak. Ancak tersi istikamet, bize olacaktan daha büyük bir yangın ile karşılaşma imkanını sağlıyor. Nitekim tüm gelişmekte olan para birimleri arasında volatilite ve değer kaybı açısından başta gelen ülkelerden olmamızın ana nedeni de işte bu.

**

Biraz sessizlik… Biraz sakin bir ortam yaratmak… Eminim hepimize iyi gelecektir.

Hem ekonomimize hem de psikolojimize…

**

Bunların dışında ise başta söylediğim gibi, tekrar bu tip riskler ortaya çıktığında uzun vadede ülkemizin daha az etkilenebileceği bir ortamı yaratmak, eğitime, rekabete, yeniliğe yatırım yapmak, Türkiye’nin güçlü yanlarını fırsata dönüştürmek de bu süreçte zor da olsa asıl bakmamız gereken noktalar…

Yoksa içiyle dışıyla mihrak bulmak kolay.

Zor olan o mihraklara karşı Türkiye’nin bugününü ve yarınını gözeterek en doğru tercihleri yapmak. Zaten siyasetçilerin de asıl görevi bu değil mi?

Yazıyı paylaşın:

Dr. Oğuz Demir Hakkında

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden ekonomi alanında doktora derecesine sahiptir. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümünde öğretim üyesi ve aynı üniversitenin AB Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü olarak görev yapmaktadır. Ekonomistler Platformu Yönetim Kurulu Başkanlığını 2009’dan bu yana yürütmektedir.

Top