Anket doldur para kazan!
Aksoy Araştırma

Enflasyonda düşüş sürer mi?

superkahraman_01-1170x780.jpg

Bugün enflasyon rakamları açıklandı. Bir süredir hepimizin gözü bugün açıklanacak rakamlar üzerinde idi. Geçtiğimiz ağustos ayında TL’nin rekor seviyelerde değer kaybı yaşamasının ardından %25’lere zıplayan tüketici enflasyonunun ardından TCMB ciddi faiz artırımına giderken, hükümet tarafından da çeşitli adımlar atıldı.

Asıl belirleyici olanın küresel gelişmeler olduğunu hep söyledik. Nitekim küresel gelişmeler, uluslararası ilişkiler ve üzerine de içeride faiz adımı gelince Dolar/TL 5,20 civarında Euro/TL ise 6,00 TL civarında dengelendi. Gözler de tabii hepimizi yakından ilgilendiren enflasyon rakamlarına çevrildi. Bu süreçte enflasyon açısından olumlu olabilecek başka gelişmeler de gündeme geldi. Özellikle petrol fiyatlarında 80 ABD Doları seviyelerinden 60 ABD Doları seviyelerine kadar geri gelinmesi, üreticinin en önemli girdisi olan enerji fiyatlarının düşmesi konusunda bir alan açtı. Nitekim üretici enflasyonu üzerindeki baskının azalacağı beklentisi de arttı.

Tabii bu arada bir önemli adım daha vardı. Bu ay açıklanacak rakamlarla aslında enflasyonla topla tüfekle mücadele – affedersiniz yanlış oldu “enflasyonla topyekûn mücadele”- programının etkisini de görecektik. Plan neydi? Tüm firmalar fiyat indirecekti. Hep beraber enflasyon canavarını gömecektik.

Ve sonuçta rakamlar açıklandı. Piyasa aktörleri enflasyonda aylık bazda %0,60 düşüş beklenirken TÜİK, tüketici enflasyonunun aylık bazda %1,44 düştüğünü açıkladı. Bir yıl öncesine göre hala çok kötü ama son üç-dört aylık trendi düşündüğümüzde memnun edici bir rakam ile karşı karşıya kaldık. Nitekim Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, enflasyonla topyekun mücadele programının sonuç verdiğini söyledi.

Peki gerçek bu mu? Ve bu düşüş kalıcı olabilecek ve yine tek hane enflasyona dönebilecek bir trendi yakalayabilecek miyiz? Ya da enflasyonu öyle hadi mücadele ediyoruz diyerek, birbirimize baka baka düşürebiliyor muyuz?

Bu sorunun yanıtı ise hem küresel koşullar hem de içeride ekonomi politikası uygulamalarında saklı.

Ama bu yazı topyekûn mücadele ile ilgili. Yani asıl mesele mücadele söyleminin olmadığını, özellikle Türkiye gibi bir ekonomide her kesimin oldukça rasyonel davrandığı bir dönemde söylem yetersizliğini göstermek için yazıldı.

En basit örneği aşağıdaki resimlerde saklı. Resimlerden biri TÜİK’in bu ayki TÜFE bülteni, diğeri ise tam bir yıl önceki. Kasım 2017.

Bakın Kasım 2017’de aylık enflasyon %1,49 artmış. Bu ay ise %1,44 düşmüş.

Geçen yıl da bu yıl da en fazla artış giyim ve ayakkabı grubunda olmuş. %3,77 geçen yıl, %2,37 bu yıl. Geçtiğimiz yıl yıllık bazda artış en fazla olan grup ulaştırma iken bu yıl ev eşyası olmuş. Yani öyle enflasyonla topyekûn mücadele falan perakende de olmamış.

Ekonomi lafla yönetilmiyor yani. Basit bir matematiği var.

Eğer maliyetleri düşürürseniz fiyatlar düşüyor. Talebi frenlerseniz fiyatlar düşüyor. Yoksa üretici bir şekilde yine kendi üzerindeki baskıyı fiyatlara yansıtmanın bir yolunu buluyor.

Öte yandan aylık bazda harcama gruplarındaki fiyat hareketlerinin son 4 yıldaki seyirlerine baktığınızda yine olayın konjonktürel olduğu, geçici olduğu, öyle topla tüfekle mücadele ile ilgisinin pek de olmadığı çıkıyor ortaya. Ben grafiği yine aşağıya koyuyorum.

Ulaştırma tarafında bariz bir düşüş var. Ev eşyasında bariz bir düşüş var. Bu iki kalemin biri enerji fiyatları ile yakından ilgili ki onunla biz topyekun istesek de mücadele edemiyoruz diğeri ev eşyasında ise vergi indirimleri fiyatlarda düşüşü getirdi.

Yani yine Don Küşot gibi yel değirmeni canavarlarla boğuşan bir bakış açımız var.

**
Ve görüldüğü üzere topyekun mücadele diye bir şey yoktur.

Ekonomi kahramanlarla değil, akılla ve mantıkla yönetilir.

Dolayısıyla olay şudur:

Son 3-4 yıldır dünyada şartların bizim gibi ülkelerin aleyhine gideceği belliyken ekonomi yönetimi olarak hep yanlışları yaptılar ve sonuç hızla %25’e ulaşan enflasyon oldu. Pabuç pahalı olunca ekonomi yönetimi geç de olsa bir ters U dönüş yaptı.

Şimdi de o dönüşü bize “topyekûn, kahramanca mücadele” olarak anlatmaya çalışıyorlar. (Nedenini bence hepimiz biliyoruz!)

Bu adımlar iki yıl önce atılsa idi kimse bu kadar ağır bir bedel ödemezdi. Dar gelirli ezilmez, üretici konkordato peşinde koşmazdı. Olan hepimize oldu. Ama sonuçta artık bir kahramanımız var 😉

**

Son olarak düşer mi enflasyon bu şekilde diye sorarsanız.

Hala yanlış yaptık diyemeyip epik bir hikâye yazmaya çalışan bir mantık ile maalesef zor…

Yazıyı paylaşın:

Dr. Oğuz Demir Hakkında

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden ekonomi alanında doktora derecesine sahiptir. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümünde öğretim üyesi ve aynı üniversitenin AB Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü olarak görev yapmaktadır. Ekonomistler Platformu Yönetim Kurulu Başkanlığını 2009’dan bu yana yürütmektedir.

Top
big data blogu