Çin-ABD Normalleşmesi Suriye Gölgesinde

cin-abd-gorusmesi.jpg

@aydincingi

6-7 Nisan günleri Çin-ABD ilişkilerinin resmen normalleşmesine tanık olundu. İki yarım gün boyu süren görüşmelerde “ikili ticaret”, “Güney Çin Denizi”, “Kuzey Kore’nin nükleer füzeleri” gibi dikenli konulara yüzeysel biçimde değinildi. Esasen davet sahibi Amerikan tarafı, iki lider arasındaki bu ilk buluşmayı bir tür “başlangıç” veya şimdilik esas konulara “giriş bölümü” gibi tasarlamıştı.

Çözümü zor sorunların ipoteğinden arınmış bir ortamda yapılan ikili görüşmelerde çok önemli ilkesel ilerlemeler kaydedilmiş olduğu açıklanıyor. Her iki liderin kimyalarının tuttuğu belirtilerek dostça buluşmaların ikincisinin, kısa süre sonra, bu kez Çin’de düzenleneceği bildiriliyor.

Trump’ın torunları Arabella ve Joseph’ın başkanlar ve eşlerine sundukları Çince çocuk şarkısının simgelediği sıcak atmosferden iyimserlik mesajları çıkıyor; ama çok da detay sızmıyor. Açıklananlar; her iki başkanın yatırım, altyapı ve enerji gibi “soft” konularda işbirliğine ilişkin kararlılıkları ve ileride derinleşmesi beklenen görüşmelerin içtenlikli bir dostluk çerçevesi içinde cereyan etmiş olması.

Bu, perdenin ön yüzü!

Bir de işin perde arkası var. O da Şi Cinping ile Donald Trump basın önünde el sıkışırken bir yandan da ABD füzelerinin Suriye’ye yağmakta olması. Çin, Suriye’de olası çözümlere “çok taraflı” müzakereler yoluyla yaklaşılması gerektiği görüşünde olagelmiştir. Dolayısıyla ABD’nin böyle tek yönlü bir kararla Rusya’nın ve İran ile Çin’in de söz sahibi olduğu bir konuda askeri güce başvurması, Çin tarafından uygun görülmüyor.

Konu, Kuzey Kore yönünden ele alındığında ise durum şu: Bu ülke, Güney Kore’nin ve Japonya’nın, elindeki nükleer füzelerin menzilinde bulunduğunu açıklamış bulunuyor. Şimdi de üst üste test ettiği füzelerin yakında ABD’yi de menziline alacağını ilan ediyor. İlgili ülkeler, hiç kuşkusuz, bu konuda kaygılı. Başta ABD, hepsi Kuzey Kore’nin savunma anlaşmasıyla ve ekonomik açıdan bağlı olduğu Çin’den K. Kore lideri Kim Jong-un’u “mantıklı” davranmaya davet etmesini talep ediyor. Aslında Çin de K. Kore’nin bu tutumunu hoş görmüyor, ancak aralarındaki görüşmeler dünya kamuoyuna sızmıyor.

İşte bu aşamada ABD’nin Çin’den ivedi talebi, Kim Jong-un’u “yola getirmesi”. Trump, K. Kore nükleer füze testlerini ve tehdidini durdurmadığı takdirde bu ülkeye tek başına müdahale edeceğini ve ikiye bölünmüş Kore yarımadasında genelleşmesi olası bir savaşı göze alacağını belirtiyor. Nükleer silaha sahip K. Kore’ye böyle bir müdahalenin çok riskli olacağı açıktır. Ancak ABD’nin yeni yönetimi bunu da göze alacağı izlenimini veriyor.

Suriye’ye atılan ABD füzelerinin, kimyasal silah kullandığı varsayılan Suriye rejimini cezalandırmanın ötesinde, işte bir anlamı -hatta esas anlamı- da “Çin’e mesaj” niteliğinde. İletmek istedikleri mesaj; “Kuzey Kore’yi ne yapıp edip yola getirmezseniz oraya da böyle saldırırız.”

Şi, böylece Trump’ın, daha önce muhatap olduğu Obama’nın ve Pasifik’teki Japon muhatabı Abe’nin tersine, “öngörülebilirliği kuşkulu” bir kimlik yapısında olduğunu bir kez daha anlamış bulunuyor.

@aydincingi

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum