ABD-Çin Dengesi; İlerleme-Gerileme – Ekomonitör | İş ve Ekonomi Haberleri
Anket doldur para kazan!
Aksoy Araştırma

ABD-Çin Dengesi; İlerleme-Gerileme

Mission-China-logo-2.jpg

ABD-Çin Dengesi; İlerleme-Gerileme

Aydın Cıngı (*)

 

Çok değil kısa süre önceye değin ABD ve müttefikleri, gelişmekte olan Çin’i de Soğuk Savaş sonrasında kurdukları politik ve ekonomik sisteme entegre etmek istiyorlardı. Oysa durum böyle olmadı; Çin kendi kurumlarını oluşturduğu gibi veya mevcut kurum ve normları kendi gereksinimlerine uyacak biçimde düzenleme yolunda ilerledi.

Batılı ülkelerin liderleri, Çin’in, merkezi ekonomik ve politik yönetim modelinin Batı’da geçerli kapitalizmi aşmasını dikkatle ve hatta zaman zaman kaygıyla izlemekteler. Çin Halk Cumhuriyeti lideri Xi Jinping’in, ülkesinin artık daha önemli bir küresel rol oynamasını istemesi tamamen haklı bir taleptir. Zira Çin, gittikçe büyüyen bir ekonomiye, önemli bir askeri güce ve istikrarlı bir yönetime sahiptir. Gerçi ABD’li askeri yetkililere göre bu, Çin’e bulunduğu bölgeyi salt kendi çıkarı doğrultusunda düzenleme hakkı vermemeli. Ne var ki bu arada Trump, Pekin’e her geçen gün daha da fazla alan terk etmekten başka bir şey yapmamakta.

Aslında ABD Başkanı’nın daha iktidarının ilk günlerinde belirli mevzileri terk ederek Çin’e alan bırakması daha sonra olacakların ön belirtisiydi. Anımsayalım: Önce ABD’yi, 12 ülkeyi bir araya getiren (TPP) “Trans Pasifik Ortaklık”tan ve Paris İklim Değişikliği Anlaşması’ndan çekmişti. Daha sonra (NAFTA) “Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması”nı tartışma konusu yapmış ve müttefiklerini zor durumda bırakma pahasına İran ile yapılmış nükleer anlaşmayı reddetmişti.

Çin, bu arada üçüncü ülkeler nezdinde etkisini artırıyor. Örneğin bir Asya altyapı bankası kuruyor; Güney Çin Denizi’ndeki askeri üsleri için yapay adalar oluşturuyor. En önemli Güney Amerika ülkelerinin 1 numaralı ticari partneri konumuna gelerek ABD’li yetkilileri telaşlandırdı. Ama Asya, Afrika, Avrupa ve Latin Amerika’da yol, köprü, enerji santralı, siber ağlar gibi altyapı tesislerine ve diğer projelere 1 trilyon doları gözden çıkaracak ölçülerde yatırım öngören “Kuşak ve Yol” Projesi ise Çin’in en büyük atılımı. Uzandığı yerlerdeki ülkeleri borçlandıracak; oysa Trump, ABD’nin zaten pek kapsamlı olmayan dış yardım bütçesini daha da makaslıyor.

Her iki ülke içinde hüküm süren psikososyal ortamı Edelman firmasının bir araştırması saptıyor. Hükümete güven, geçen yıl içinde, Çin’de %8 artarak, %84’e yükselirken, ABD’de %14 azalarak %33’e düşmüş durumda. Bu düşüş, hem ABD’de bugüne değin görülmüş en sert düşüş hem de araştırma konusu 28 ülke arasındaki en yüksek düşme oranı.

Güçlü bir lider olan Xi’nin, ülkesini nereye yönlendirdiğinin bilincinde olma gibi bir avantajı var. Hakkındaki soruşturmalar yüzünden siyasal olarak zayıflatılmış olan Trump ise Çin’e ekonomik savaş ilan etme ile Xi ile dost olma gibi bir ikilem arasında yalpalayıp duruyor. Geçen Kasım ayında Pekin ziyaretinde Xi’yi öven ve Çin ile ABD arasındaki dış ticaret dengesizliğinden ötürü Çin’i sorumlu tutmaktan kaçınan Trump, bundan birkaç hafta sonra Davos’taki Dünya Ekonomik Forum’unda, Çin de dahil bir dizi ülkeye bir tür ekonomik savaş ilan etti.

Bu arada Başkan Trump’ın yine de, Çin’e karşı belirli noktalarda sınırlı başarılar kaydetmiş bulunduğu görünüyor. Sözgelimi, ABD deniz kuvvetlerinin gemileri Güney Çin Denizi’ni her şeye karşın taramayı sürdürüyor. Ayrıca ABD, Çin’i Kuzey Kore’ye karşı sert önlemler almaya da ikna edebildi. Ancak uzmanlar, Trump’ın tüm bu karmaşık politikaları belirli bir doğrultuda yürütebilecek kapsayıcı ve tutarlı bir stratejik çerçeveye sahip olmadığı görüşünde.

Asya ülkelerinin çoğunluğu ABD’yi o bölgede Çin’i dengeleyici bir güç olarak görmek istiyor; yoksa hiçbiri iki devden birisine yaslanıp diğerini karşısına alma yanlısı değil. Dolayısıyla Çin-Amerika ilişkisinin, rekabetle yüklü olması anlaşılabilir olmakla birlikte, rekabetten husumete dönmemesi için her iki ülke ve üçüncü ülkeler çaba harcamalı.

 

(*) Siyaset Bilimci / Yazar

 

Yazıyı paylaşın:

Aydın Cıngı Hakkında

Mühendislik ve siyaset bilimi eğitimi almıştır. Araştırma kurumlarında politolog olarak çalışmış. Çok sayıda kitap ve makaleleri, kamuoyu araştırmaları, siyaset biliminde sayısal yöntemler, parti sistemleri, demokratikleşme süreçleri, sosyal demokrasi, göçler, toplumlarda küresel geçişlilik, AB, Güney Avrupa, Avrupa ve Türk siyasal tarihi vb. konulara ilişkindir.

Top