10 Kasım 2019 İspanya Genel Seçimi ve Siyasal Sonuçları

ispanya_pazar_gunu_sandik_basina_gidiyor_h120503_72d0b.jpg

İspanya, 10 Kasım günü 2015’ten bu yana, yani 4 yıl içinde dördüncü parlamento seçimini yaptı. Nisan 2019’da düzenlenmiş bulunan son seçimde en çok oyu alan ama hükümeti tek başına kurabilecek milletvekili sayısını elde edememiş olan PSOE (İspanyol Sosyalist İşçi Partisi) altı ay sonra seçimi yenileyerek bu kez daha geniş bir çoğunluk sağlamayı düşündü. Ancak PSOE Başkanı Sanchez’in başına da, iki yıl önce Brexit sürecine daha rahat bir çoğunlukla gidebilmek için seçim yenilemiş olan zamanın İngiltere Başbakanı May’ın başına gelen geldi; o da, mevcut oy oranının ve parlamenter sayısının düşmesine tanık oldu.

Son seçimler ve siyasal sonuçları

Katılımın bir önceki seçime kıyasla %5,6 düşerek %69,9 oranına gerilediği Kasım seçiminin ve Nisan seçiminin -çift haneli oy oranlarına sahip ilk dört partisi için- sonuçları şöyle:

 

Nisan 2019                                             Kasım 2019

Oy oranı (%)        Milletvekili           Oy oranı (%)     Milletvekili    (Nisan’a göre mv. farkı)

PSOE                        28,7                       123                      28,0                    120                          (-3)

PP                             16,7                         66                      20,8                      89                        (+23)

Vox                           10,3                         24                      15,1                      52                        (+28)

Podemos                 14,3                         42                      12,8                      35                          (-7)

 

PSOE merkez sol bir parti iken İspanyol merkez sağını PP (Halkçı Parti) temsil eder. 1970’lerin ortasında sona eren Frankist dikta rejiminden sonra, 1970’lerin sonundan itibaren, ülkenin demokratikleşme sürecini yöneten PSOE bir süre sonra iktidarı PP’ye devretmişti. Daha sonra sistem, küçük ve bölgesel /ayrılıkçı partilerin yanı sıra iki partili olarak yürümüştü. 2016 seçiminden de birinci parti olarak çıkan PP, birtakım yolsuzluklar nedeniyle yıpranmış ve konumunu PSOE’ye terk etmişti.

Başkanlığını İglesias’ın sürdürdüğü sol popülist Podemos 2016’da neredeyse ana akım solun temsilcisi PSOE kadar oy toplamışken 2019 seçimlerinde bir hayli gerilemiş göründü. Son dönemlerde Avrupa’yı ve hatta dünyayı kasıp kavuran radikal sağ popülizmin İspanya “şubesi” Vox ise üç yıl öncesine değin siyasal sahnede yoktu; şimdi ise üçüncü parti konumunda.

Yukarıdaki tabloda da görüldüğü üzere, Nisan ayında solun toplam 165 olan milletvekili sayısı 10 azalarak 155’e düştü. “Cortes” adı verilen İspanyol parlamentosunda 350 milletvekili bulunur; dolayısıyla, mutlak çoğunluk 176 milletvekili gerektirir. Nisan 2019’da PSOE ile Podemos, meclisteki küçük partilerden 11 üye bularak koalisyon hükümeti kurabilirlerdi. Şu anda ise 21 milletvekili eksikleri var. Ne var ki, bu kez akıllanmış olduklarından, PSOE lideri Sanchez ile Podemos lideri İglesias hemen bir protokol imzaladılar; sol veya merkez eğilimli bölgesel küçük partilerin üyelerinin de desteğini alarak bir koalisyon hükümeti kurma çabasına giriştiler.

Görüşler, perspektifler

PP’nin siyasal ve ruhsal durumu biraz karmaşık; çünkü kendi seçmenleri ve eriyen diğer merkez sağ parti seçmenleri, radikal sağın hızlı ilerleyişinden bu partinin lideri Casado’yu ve yönetimini sorumlu tutuyor. Aşırı akım karşısında PP’nin direnç göstermediği ileri sürülüyor. Sağcı popülist Vox’un lideri Abascal  ise İspanya’ya siyasal ve kültürel bir yenilik getirdiği iddiasında. Kendisini ilk kutlayanlar -tahmin edileceği gibi- aynı aşırıcı ve yabancı düşmanı akımın Fransa, İtalya ve Hollanda’daki liderleri Marine Le Pen, Matteo Salvini ve Geert Wilders.

Öte yandan saygın siyasal gözlemciler, yinelenmiş olan seçimin, partisel çıkarlar ulusal çıkarların önüne geçirildiğinde neler olabileceği konusunda önemli bir sinyal verdiğini belirtiyorlar. Tüm yerleşik sistemin “yeni bir seçim” diye tutturmuş olmasının maliyeti, şimdiye değin uç sağın boy vermediği bir ülkede de bu akımın gelişip serpilmesi olmuştur. Son seçim, gerçekten de merkezi hükümet ile Katalonya ayrılıkçı bölge hükümeti arasındaki gerilimlerin yeniden tırmandığı bir dönemde düzenlenmiştir. Bu olgu, “Birleşik İspanya” sloganıyla İspanya siyasal yapısının radikal biçimde merkezileşmesini savunan sağcı popülist Vox’un işine yaramıştır; tıpkı Afrika’dan İspanya’ya deniz yoluyla gelen göçmen sayısındaki artışın etkisi gibi.

Görünen o ki İspanya da, on yıllardır süren “merkez sol ve merkez sağ”dan oluşmuş iki ana akım partili sistemini -Fransa, Almanya, İskandinav ülkeleri vb gibi- bir de üçüncü eksen ile donatmıştır. Adı Fransa’da Ulusal Cephe, Almanya’da AfD olan bu üçüncü eksenin İspanya versiyonu ise, Kasım 2019 seçiminde parlayan Vox’tur.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum