Son Yıllarda Türk Lirası İçin Mevsim Hep Sonbahar

dolmabahce-ataturk.jpg

Nisan ayı Türk Lirasının dolar karşısında değer kaybettiği aylardan biri oldu. Merkez Bankası’nın geçtiğimiz Çarşamba günü faiz artışı yolundaki adımları da Amerikan Doları’nın ateşini düşürmekte pek işe yaramamış olacak ki Dolar/TL hala 4.10’un üzerinde seyrediyor.

Aşağıdaki grafikte görüleceği üzere 1 Amerikan Doları ocak aylarında 3.70 Türk Lirası civarında iken kısa süre içinde TL karşısında yeni zirveler deneyerek Nisan ayının ilk haftalarında ise 4.19 seviyesine geldi. Mayısın ilk günleri de bu seviyeyi korudu. Tabi ki bu durum Türk Lirasının değerini maalesef ki oldukça düşürdü. Doların füze halinde bu ilerlemesi yetmiyormuş gibi Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor’s (S&P), Türkiye’nin kredi notunu düşürdüğünü duyurdu. Kuruluş tarafından TL’nin değer kaybı, Türkiye’nin makro ekonomik dengesizliklerinin arttığı, enflasyon görünümünün bozulduğu üzerine açıklamalar yapıldı. Fed faiz artışı ise ayrıca Dolar/TL seyrini belirleyen fraksiyonlardan biridir.

Doların bütün gelişmekte olan para birimleri karşısında değer kazandığı bilinen bir gerçek olmasıyla birlikte Türk Lirasının da küresel piyasalarda değersizleştiği bir o kadar gerçektir. Bu durumun birçok nedeni olmakla birlikte gerek Türkiye’nin dış politikada gerekse iç politikada izlediği tutumdur.

Devletlerin iç olayları aileler gibidir, eğer bir aile içerisinde geleceğinize dair istikrar göremezseniz bir aile bireyi olarak ortamdan uzaklaşmak istersiniz, yatırımlarınızı aileye değil kendinize yaparsınız, zaman gelir üzerinden elinizi çekersiniz. Türkiye ailesinde huzursuzluk arttıkça, ekonomide ki istikrarsızlık, işsizlik hat safhaya ulaştıkça, gelir dağılımındaki eşitsizlik artıp, zenginlik sadece belirli grupların elinde toplandıkça o devletin vatandaşlarının huzuru kaçar, refah seviyesi günden güne düşer. Dolayısıyla bir insanın, itimadını kaybetmesi, bir gün sol gösterip, ertesi gün sağ yapması, yani davranışları ne kadar tutarsızlaşırsa kendi değerini yitirmesine yani değer kaybetmesine neden olduğu gibi devletlerin politikaları da tutarsız olduğu sürece o devleti sembolize eden en büyük şah damarı olan parası da gerçek anlamda değersizleşir. Türk Lirasının yaşadığı durumda buna benzerdir.

10 yıllık süreç iktisadi planlamalar için önemli bir sürece tekabül etmektedir. Bu on yıllık süreçte Türk Lirasının değer kaybetmesinin ortaya koyduğumuzda aşağıdaki grafikte görüleceği üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti para politikasından da yeterli başarıyı gösteremedi. Grafiksel veriler incelendiğinde bunun ispatı tarafsız olarak görülmektedir. Örneğin aşağıdaki grafikte görüldüğü üzere, 2010 ayında Dolar /TL 1.30’larde iken şu anda Dolar /TL 4.20’lere yaklaştı.

(https://tr.investing.com/currencies/usd-try-chart) Grafiklerden aylık değişimlerde takip edilebilir)

Genelde medyada dolar için değer kazandı ya da değer kaybetti denilir aslında bir Türkiye olarak kendi üzerimizden ve çift yönlü düşünecek olursak doların değer kazanması =Türk Lirasının değer kaybetmesidir. Bu iki denklem olarak verilmez genelde tek yönlü bakılır. Ancak piyasalarda ve dünya piyasalarında işlem yapılırken TÜRK Lirası değer kaybetmiş ise, dolar ve Euro değer kazanmış olarak bakılır. Yani doların her değer kazandığı gün TL değersizleşmektedir.

Tüm Türkiye’nin takip ettiği üzere hem Dolar karşısında hem de Euro karşısında Türk Lirasının günden güne değer kaybettiği bir sürece girdik. Türk Lirasının dünya para birimleri karşısında değersizleşmesi tüm Türkiye vatandaşları için tabi ki de üzücü bir durumdur. Türk Lirası değer kaybettikçe ithalat ve ihracat yapan şirketler zor duruma düşmekte, geleceğe dair çalkantılar yaşamalarına neden olmaktadır. Bugün değil yabancı şirketler, yerli şirketler bile hisselerini satıp başka ülkelerde yatırım yapmaya başladılar.

Türkiye ekonomisi inşaat sektörü ve rant- artı değer üzerinden ayakta kalmaya çalışmaktadır. Bu durum bir yere kadar sürdürülebilecek, süreç içerisinde emlak ve gayri menkul sektörü de doyuma ulaştığında ülke ekonomisi de krizi belirgin hale getirecektir.

Sonuç olarak ekonomik krizler sosyolojik olarak ele alındığında toplum üzerinde atlatılması uzun yıllar alan ağır travmalara neden olmaktadır.

 

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum