“Diş eti kanaması lösemi belirtisi olabilir”

1555401667030-dis-eti-kanamasi.jpg

Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Birol Baytan, löseminin 4 yaşın altındaki çocuklarda daha sık görüldüğünü söyledi. Löseminin belirtilerine dikkat çeken Baytan, “Kansızlık, solgunluk, nefes darlığı, diş eti kanamaları, kilo kaybı, lenf bezlerinde büyüme, gece terlemesi ve karın şişliği gibi belirtilerle ortaya çıkmaktadır” dedi.

Kan kanserlerinin büyüme hızı ve hücre tipine göre ikiye ayrıldığını belirten Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Birol Baytan, çocukluk çağında sıklıkla Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) görüldüğünün altını çizdi. Prof. Dr. Birol Baytan, Türkiye’de yılda ortalama 3 bin 500 çocuğa çocukluk çağı kanseri tanısı konulduğunu hatırlatarak, “15 yaş altında kanser tanısı alan çocukların yüzde 35’i lösemi hastası olarak tedavi görmektedir. Çocukluk çağında en sık görülen lösemi tipi Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL). Tüm çocuk lösemi hastalarının yaklaşık yüzde 80’i ALL ile mücadele etmektedir. AML dediğimiz Akut Myeloblastik Lösemi türü ise tüm çocuk hastaların yaklaşık yüzde 15 ini kapsamaktadır” diye konuştu.

“Sıradan bir hastalık zannedebilirsiniz”

‘Çocukların günlük yaşantılarında sıradan gibi görülen yorgunluk, halsizlik gibi belirtiler aslında kırmızı kan hücrelerinin üretilememesinden kaynaklanıyor olabilir’ diyen Prof. Dr. Baytan, hastalığın belirtilerini şöyle sıraladı:

“Kansızlık, kolay yorulma, beslenememe, solgunluk, nefes darlığı, baş dönmesi, enfeksiyonlara yatkınlık, morarma, diş eti kanamaları, kilo kaybı, lenf bezlerinde büyüme, gece terlemesi ve karın şişliği gibi belirtilerle ortaya çıkmaktadır. Bu noktada çocuğunuzu iyi tanıyor ve onu iyi takip ediyor olmanız çok önemli. Halsizlik, o gün geçirdiği yoğun bir günden kaynaklanıyor olabilir veya farkında olmadan çarptığı bir yer morarmış olabilir. Bu belirtilerin birçoğu tek başına bir anlam ifade etmez. Birkaç tanesinin aynı anda veya sık aralıklarla görülmesi ile hekiminize başvurabilirsiniz.”

“Tedavi şansı yüksek”

Lösemi tedavisinde önceliğin kemoterapi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Birol Baytan, “Kemoterapi tedavisinin planlanması çocuğa özeldir. Tedaviye verdiği yanıta göre değerlendirilir ve planlanır. ALL sadece kemoterapi ile yüzde 80 ila 90 oranında tedavi edilebilirken, AML de ise bu oran biraz daha düşüktür. Kemoterapi sürecinin tamamlanması ile birlikte bazı özel risk grubunda olan hastalara kemik iliği nakli yapılır. Uygun bulunan vericiden toplanan kök hücreler, çocuğa nakledilerek iyileşme oranında ciddi bir artış beklenir. Son dönemlerde farkındalığın artması ile birlikte Kemik İliği Bankasına bağışta bulunanların sayısı arttığı için, uygun donör bulma ihtimali de artış gösteriyor. Ancak Türkiye’de bu oran hala istenen seviyeye ulaşabilmiş değil. Sağlığı yerinde olan herkesin bir tüp kan vererek hayat kurtarabileceğini unutmamak gerekir” tavsiyesinde bulundu.

Baytan, aileleri çocukları günlük hayatta sigara, radyasyon, kimyasallar ve sağlıksız besinlerden uzak tutmaları konusunda uyardı.

Kaynak

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum