Fatma Girik: Barışların özgürlüğü ile ben de kendimi özgür hissettim

1568454470157-aw-801852-02.jpg

Yeşilçam’ın tanınan ismi Fatma Girik, “Bu aralar en çok neye sevindiniz ya da üzüldünüz?” sorusuna, “En çok üzen, genç insanların işsiz dolaşması, Koronavirüs’ten birçok insanın hasta olması ve hayatını kaybetmesi. Sevindiğim ise gazetecilerin beraat etmesi oldu. Barış’ların özgürlüğü ile ben de kendimi özgür hissettim. Şimdi sıra Müyesser ve tüm basın emekçilerinin özgürlüğünü beklemekte” diye yanıt verdi.

Girik, devletin sanat politikasına da eleştirilerde bulundu. “Hükümet sizce sanata ve sanatçıya değer veriyor mu? Devletin sanat politikası mı var?” diye soran Girik, “Bu konuda eksik ve yetersiz olunduğunu Cumhurbaşkanı kendi bile kabul etti ve bu konuda defalarca fikrini dile getirdi. Sanatın politikası olmaz. Sanata ve sanatçıya sahip çıkmak bir devlet politikası olmalı” dedi.

Bu yıl Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin afiş yüzü olan Fatma Girik, devletin sanat politikasını, kadın sorunlarını, bugünün ve dünün sinemasına ilişkin değerlendirmelere bulundu.Cumhuriyet’ten Özlem Oğraş Çolak’ın sorularını yanıtlayan Fatma Girik’in açıklamaları şöyle:

“Sinema insanları dolaylı ya da doğrudan etkileyebilen çok önemli bir sanat dalı. Bazen herkesin anlayabileceği şekilde açık açık, bazı durumlarda ise izleyicinin bilinçaltını hedef alarak gizlice yapar bunu.”

“Fakat sinemayı sadece politik olarak tanımlamak yanlış olur. Politik sinema vardır, olmalıdır da fakat sinemayı salt politik olarak değerlendirirsek hayatın gerçeklerini göz ardı etmiş oluruz. Sinema her zaman toplumsal olayları beyazperdeye aktardı. Bu bazen köylü bir ailenin feodal düzende ezilmesinin hikâyesiyle karşımıza çıktı bazen bir işçinin patron tarafından hakkının çalınması hikâyesiyle. Toplumsal olayların sinema aracılığıyla gösterilmesi sonucu siyasilerle ile karşı karşıya kalındı birçok kez ama sinema her alandaki konuyu, her problemi farklı hikâyelerle işlemekten kaçınmadı, vazgeçmedi. İzleyiciyi güldürmek için tabii ki komedi filmleri yapılacak, ağlamak istiyorlarsa elbette dram filmleri yapılacak ya da bir aşk hikâyesi istiyorlarsa en güzelinden yapılacak. Fakat onların problemleri, geçim sıkıntıları, sefaletleri, töreleri, gelenekleri görmezden gelinirse seyirciye ihanet etmiş oluruz. Sinema seyircisiyle var. Gerçeklerden vazgeçemeyiz.”

“Doğrularımdan asla vazgeçmedim. Birilerine hoş görüneyim diye doğrumu söylemekten kaçınmadım. Daha doğrusu çekincem olmadı. 77 yıldır gerçek bir kadın oldum. Gerçeklerden çekinmeyen ben sinemada da gerçekleri yansıtan yapımlarda rol aldım.”

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum