Marmara depremi: İstanbul’u neler bekliyor?

1041401404_0_70_1000_611_1000x541_80_0_0_28de571cfdabe547d5f15b5f7e6c4570.jpg

Berza Şimşek
Mesut Ersöz

Türkiye nüfusunun yüzde 70’i deprem bölgelerinde yaşıyor. Ülkenin kuzeyini doğudan batıya kesen Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın bir kısmı da Marmara Denizi’nin altından geçiyor.

İstanbul’da deprem beklenmesinin en önemli nedeni, bu bölgede son 100 yılda meydana gelen depremler.

Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın batı ucunda 9 Ağustos 1912’de Mürefte Depremi, doğu ucunda da 17 Ağustos 1999’da Gölcük Depremi meydana geldi ve hattın orta kesimi gerildi. Artık fay hattının ortasının da kırılması ve “Büyük Marmara Depremi”nin meydana gelmesi bekleniyor.

Depremin bu fay hattının hangi segmentinde meydana geleceği kesin değil ancak Boğaziçi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Eser Çaktı, iki olasılığa dikkat çekiyor:

“Marmara Denizi’nin içinde yer alan bazı segmentler var. Bunlar Kuzey Anadolu Fayı’na ait minik minik parçalar. Farklı jeolojik, jeofizik ve tektonik özelliklerinden dolayı parçalar olarak anılıyorlar. Bunlardan İstanbul’u etkilemesi beklenen iki büyük segment var. Bir tanesi Orta Marmara segmenti. Diğeri de Adalar segmenti.”

ABD’li jeofizikçi Tom Parsons 2004 yılında, depremin zamanlaması ile ilgili olarak şu ana kadarki en önemli çalışmalardan birini yaptı. Parsons’a göre 2034’e kadar Marmara Denizi’nde 7’den büyük bir deprem meydana gelmesi ihtimali yüzde 62.

En fazla 7,5 büyüklüğünde bir deprem bekleniyor

2019’da Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) için olası deprem hasar tahminlerini güncelledi ve bir rapor hazırladı.

“İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi” adlı raporda farklı senaryolara göre, İstanbul için can kaybı, bina ve altyapı hasarına ilişkin istatistiksel tahminler yer alıyor.

İstanbul’da deprem hazırlıkları 7,5 büyüklüğünde bir depreme göre yapılıyor.

Bunun nedeni, Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın Tekirdağ’dan Yalova’ya kadar uzanan kısmında en fazla bu büyüklükte bir deprem beklenmesi.

Peki bu senaryoya göre İstanbul’u ve İstanbulluları neler bekliyor? Uzmanlar neler söylüyor? Hükümet ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi depreme nasıl hazırlanıyor?

CAN KAYBI

Bir deprem sonucunda meydana gelen can kaybı ve yaralanma oranları, depremin büyüklüğüne, yerine ve saatine, zemine ve bu zeminlerdeki binaların dayanıklılığına bağlı olarak değişiyor.

Bu yüzden 7,5 büyüklüğündeki bir deprem senaryosu için net bir can kaybı tahmini yapılamıyor.

Rapora göre, 7,5 büyüklüğündeki bir deprem gece saatlerinde meydana gelirse ortalama 14 bin, gündüz saatlerinde meydana gelirse 12 bin 500 kişi hayatını kaybedebilir.

Böylesi bir depremde 8 bin kişinin ağır yaralanması bekleniyor. Bu sayıya ek olarak yaklaşık 40 bin kişinin daha hastanede tedavi görmesi gerekecek.

Ancak deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür bu can kaybı tahminini “iyimser” buluyor:

“İstanbul’da 1 milyon 600 bin bina (yapı) var. Ben şimdi size desem ki İstanbul’daki binaların yüzde 99’unda insanların burnu kanamayacak. Bu çok iyimser değil mi? Yüzde 1 demek, 16 bin bina demek. 16 bin binayı 4 katlı düşünün, 64 bin kat yapar. Her kata iki daire koyun, 128 bin daire yapar. Her daireye 4 kişi koyun, 4 kere 128 bin, sizi 500 bine getirir.

“Binde 5’e gitseniz bile yine on binlerce can kaybı olabilir.”

En riskli alanlar Fatih-Silivri arası ve Adalar

2019 resmi verilerine göre, İstanbul’un en yüksek nüfusa sahip ilçesi 954 bin kişi ile Esenyurt. Burayı 793 bin kişi ile Küçükçekmece ve 745 bin kişi ile Bağcılar izliyor.

Bu bölgeler aynı zamanda uzmanların en riskli gördüğü yerler arasında.

Adalar, İstanbul’daki en az nüfusa sahip olan ilçe ancak fay hattına yakınlığı nedeniyle riskli bölgeler arasında sayılıyor.

İBB Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanı Tayfun Kahraman, “İstanbul’da Fatih’ten Silivri’ye kadar, özellikle kıyı bölgesi ki fay hattına da en yakın yerleşim alanları, Adalar da tabii bunun içerisinde, en riskli alanlar. Deprem dalgalarını ilk olarak alacak ve depremin etkisinin de en yüksek olacağı alanlar” diyor.

Prof. Dr. Naci Görür de, “Avrupa yakasında, özellikle Küçükçekmece ile Silivri arasında, zemin kötü kaliteli bir zemin. Zeminin iyi olmaması deprem dalgalarının orada daha fazla hareket etmesine neden olabilir. En büyük yer hızı orada olur. Binalar daha fazla sallanır. En büyük yer ivmesi daha fazla olur. Dolayısıyla binalara yatay yük daha fazla biner. Binanızın temeli ve kalitesi iyi değilse yıkılma olasılığı daha da artar. Dolayısıyla can kaybı artar” diyor.

BİNALAR
İBB’nin verilerine göre İstanbul’da 1,6 milyon yapı var. Şehirdeki toplam bina sayısı ise yaklaşık 1,2 milyon.

7,5 büyüklüğündeki bir depremde İstanbul’daki binaların ortalama yüzde 57’sinin hasar görmeyeceği tahmin ediliyor.

Ortalama 200 bin bina ise orta ve üstü seviyede hasar görecek. Bu binalardan yaklaşık 50 bini ağır hasar görecek veya yıkılacak.

2012’de Türkiye çapında kentsel dönüşüm projesi başlatıldı. Başta devlet daireleri, okullar ve hastaneler olmak üzere yüz binlerce binada kentsel dönüşüm projeleri tamamlandı. Çalışmalar sürüyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, 17 Ağustos 2020’de yaptığı açıklamada,”2012 yılından bugüne tüm Türkiye’de 1 milyon 410 bin konutun dönüşümünü gerçekleştirdik. İstanbul’da riskli binaları dönüştürmeye yönelik projelerimizi sürdürüyoruz. Türkiye’de acil dönüştürülmesi gereken 1,5 milyon konut var. 300 bini İstanbul’da. 5 yıl içerisinde bunların dönüşümünü sağlayacağız” dedi.

Prof. Dr. Naci Görür’e göre ise binalarda gerçekleştirilen kentsel dönüşüm projeleri ağır bir can kaybı tablosunu önlemeye yeterli değil:

“Daha çok devlet daireleri ve okul, hastane gibi olmazsa olmaz kurumlar deprem güvenli hale getirildi. Asıl yapılması gereken, halkın oturduğu yerler. Halkın oturduğu yerlere hemen hemen hiç el atılmadı. Asıl can kaybının orada olacağını düşünüyoruz.”

İBB, “İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi” raporuna dayanarak İstanbul’un ilçeleri hakkında detaylı bir istatistiki çalışma yayımladı.

Bu çalışmaya göre, en fazla orta ve üstü hasar alması beklenen bina Fatih, Küçükçekmece, Bağcılar ve Esenyurt’ta bulunuyor.

İBB Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanı Tayfun Kahraman, sırada yerinde hasar tespiti ve güçlendirme çalışmaları olduğunu söylüyor:

“İstatistiki çalışma bize riskin en yüksek olduğu alanları gösterdi. Şu anda riskin en yüksek olduğu alanlardan başlayarak İstanbul’da tek tek yapıların kontrollerini gerçekleştirmeye başladık.

“Yerinde adresledikten sonra bu yapılara, bu binalara müdahale yöntemlerini belirleyerek ki orada da yine İstanbullularla birlikte, bu binalar yenilenebilir mi, güçlendirilebilir mi, ya da nasıl müdahalelerde bulunulmalı ki afetlere karşı güvenli hale getirelim, bunların çalışmalarına başlayacağız.”

Binaların yol açacağı mali kayıp 120 milyar TL

Rapora göre, 7,5 büyüklüğündeki bir depremde binalarda oluşacak hasar 68 milyar TL’lik mali kayba yol açacak. Binalardaki elektrik, su, doğalgaz sistemleri gibi diğer hasarlar da eklendiğinde, mali kaybın 120 milyar TL’ye çıkacağı öngörülüyor.

Ancak olası bir depremin yol açacağı ekonomik kayıplar sadece binalardaki hasarla sınırlı kalmayacak.

Depremin bölgesel etkisi ve Marmara Bölgesi’nin ekonomik büyüklüğü dikkate alındığında, ekonomik kaybın daha da ağır olacağı tahmin ediliyor. Sadece İstanbul, Türkiye ekonomisinin yüzde 31’ini oluşturuyor.

Olası bir depremin İstanbul’daki ekonomik faaliyet alanlarına hasar vermesi bu tabloyu daha da ağırlaştırabilir.

Rapora göre, ticaret, sanayi ve üretim ile konaklama tesislerinin yüzde 60’tan fazlasının depremde hasar alma olasılığı var. Bu olasılık, eğitim ve kültür kurumları, sağlık ve spor tesisleri ile dini kurumlarda ise yüzde 50’ye yakın.

Boğaziçi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Eser Çaktı, “Bunların ne kadarı ayakta kalabiliyorsa, bütün bu kurum ve fonksiyonlarla ilgili normalleşme ne kadar hızlı olabiliyorsa aslında biz kent olarak, daha üst bakışla da ülke olarak o kadar kolay şoku atlatabilecek duruma geleceğiz” diyor.

25 milyon ton enkaz oluşabilir

Enkaz, depremden sonra ortaya çıkacak bir başka sorun.

İstanbul’da olası bir depremde 25 milyon ton enkaz oluşması bekleniyor. Bu enkazın kaldırılması için kamyonların 1 milyon kez kullanılması gerekecek.

İBB yetkilieri, enkazın depolanacağı alanların belirlendiğini söylüyor.

Prof. Dr. Naci Görür de bu konudaki çalışmaların önemini vurguluyor:

“Depremin telaşıyla hemen götürüp bir yere gömerseniz, burada olacak olan ağır metaller, zararlı toksikler, kimyasal maddeler havaya, suya, toprağa karışır, besin zinciriyle yine insanlara hastalık olarak döner. Maalesef bundan önceki depremlerde öyle yapıldı. Dere kenarlarına, denize veya bir yerlere döküp üzerini örttüler. Eminim ki biz onların hasarlarını halen daha çekiyoruz.”

ACİL BARINMA İHTİYACI VE YARDIMLAR
Deprem sonrasında acil olarak enkaz altında kalanlara yardım ulaştırılması ve yaralıların hastanelere taşınması gerekecek.

Görür, bunun kolay olmayacağı görüşünde:

“İstanbul’da diyelim binlerce enkazın olduğu, göçük altında çok fazla insanın kaldığı bir yerde, yolların kapandığı bir yerde, bu kadar yaygın kentleşmenin olduğu, nüfusun fazla olduğu bir yerde her göçükte kurtarma faaliyetlerinin düşünmek biraz hayal.”

İstanbul’daki tek ve çift şeritli yolların yüzde 30’unun enkaza bağlı olarak kapanması öngörülüyor.

Üç ve daha fazla şeritli yolların tümüyle kapanması ise beklenmiyor.

Hükümet Türkiye Afet Müdahale Planı hazırladı

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Başkanı Mehmet Güllüoğlu, “hastanelere yaralıların ulaştırılması, hastanelerden tahliyelerin yapılması, yardım malzemesi depolarının belirlenmesi, barınma alanlarına ihtiyaç malzemelerinin ulaştırılması ve bütün bunların yol planlamasının yapılması” konularında emniyet, jandarma, büyükşehir belediyesi ve yerel belediyelerle görüştüklerini söylüyor.

Hükümet deprem hazırlığını Türkiye Afet Müdahale Planı’na (TAMP) göre yürütüyor.

Olası bir depremde hizmetleri farklı resmi kurumlar sağlayacak. Koordinasyonu ise İçişleri Bakanlığı’na bağlı AFAD yürütecek.

Güllüoğlu organizasyonu şöyle özetliyor:

“Arama-kurtarmadan kim sorumlu olacak, güvenlik ve trafikten kim sorumlu olacak, beslenmeden kim sorumlu olacak diye, şu anda 26 tane yerel, ulusalla beraber 28 tane çalışma grubu belirlenmiş durumda.

“Biz tatbikatlarımızı da, belli seviyelerin üzerindeki afetlerimizi de TAMP kapsamında gerçekleştiriyoruz.”

2 milyondan fazla kişilik acil barınma ihtiyacı
7,5 büyüklüğündeki bir deprem sonrasında 2 milyondan fazla kişinin acil barınma ihtiyacında olması beklenen başka bir durum.

İstanbul’un en kalabalık ilçesi Esenyurt ile Küçükçekmece, Bahçelievler ve Bağcılar’da 200 bin civarında kişinin, acil barınmaya ihtiyaç duyabileceği hesaplanıyor.

Fatih, Avcılar, Esenler ve Zeytinburnu gibi ilçelerde de 100’er bin kişilik barınma ihtiyacı öngörülüyor.

AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu, “Türkiye’nin şu an acil barınma anlamında ciddi bir kapasitesi var. Çadırlar var, konteynerler var ve ivedi bir şekilde bunları vatandaşlara dağıtıp, çok hızlı bir şekilde başını sokabileceği imkanı verebiliyoruz” diyor.

Hem AFAD hem de İBB, İstanbul’da milyonlarca insanı barındırabilecek depreme dayanıklı spor salonu, okul gibi binalar ile park, orman gibi açık alanları belirlediklerini söylüyor.

İBB Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanı Tayfun Kahraman, “Her binanın toplanma ya da geçici barınma alanına nasıl ulaşacağına ilişkin elimizde envanter çalışmaları var. Bu çalışmaları kamuoyuyla paylaşacağız” diyor.

ALTYAPI
Beklenen Marmara Depremi’nde hasarlar binalarla sınırlı kalmayacak.

İstanbul Gaz ve Doğalgaz Dağıtım A.Ş (İGDAŞ) boru hatlarında 355 noktada, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) içme suyu şebekesinde 463 noktada, atık su şebekesinde ise 1045 noktada onarım ihtiyacı oluşacağı hesaplanıyor.

İstanbul elektrik şebekesi nakil hatlarının yüzde 5’inde orta düzeyde hasarlar oluşması muhtemel.

Depremin direkt sonuçları arasında olan patlama ve yangınlara karşı da hazırlık yapılıyor.

İGDAŞ’ın doğalgaz vanalarına ivme ölçerler takılmış durumda. Bu sisteme göre, belli büyüklükte bir deprem olduğunda, otomatik olarak sensörler devreye girecek, depremi algılayacak ve şehrin farklı yerlerindeki vanalar otomatik olarak kapanacak.

AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu, “Böylece bir yangın çıksa bile, arkasından doğalgaz gelmeyeceği için çok kısa süreli bir yangın olacağını tahmin ediyoruz” diyor.

Deprem 8 saniye önceden bilinebilecek

İBB Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanı Tayfun Kahraman ise Kandilli Rasathanesi ile birlikte bir erken uyarı sistemi kurguladıklarını söylüyor. Bu sistem en fazla 8 saniye öncesinden depremi haber verecek.

“Erken uyarı İstanbul için çok da olası bir durum değil” diyen Kahraman, bunun nedenini ise şöyle açıklıyor:

“Çünkü İstanbul ile depremin beklendiği fay hattı birbirine çok yakın. S dalgalarından sonra P dalgaları deprem anında, esas yıkıcı olan dalgalar en fazla 7-8 saniye gibi süreler içerisinde İstanbul’a ulaşmış olacak. Bu durumda şöyle bir gerçeklik var. Çok net önlem alamazsınız.

“Raylı sistemler üzerinde işletilen metro hatları yavaşlatılıp durdurulabilir çünkü metro hattınız, inşaatınız ne kadar sağlam olursa olsun bir raydan çıkmaya neden olabilir bu büyüklükte bir deprem. Bunların altyapı çalışmaları da şu anda gerçekleştiriliyor.

“Fakat altyapı konusunda problem yaşanmasına karşın bizler başka çözüm yöntemleri geliştiriyoruz. Örneğin İstanbul’daki yeraltı sularını toplanma ve geçici barınma alanlarına deprem dayanıklı bir sistemle nakledebileceğimiz çözüm önerileri geliştiriyoruz.”

İBB, yol, köprü ve viyadüklerin hepsinin depreme dayanıklılığını henüz tespit etmiş değil ancak depremde aldığı hasarı takip edecek bir sistem geliştirmiş durumda. Kahraman bu sistemi şöyle anlatıyor:

“Bu takip sistemi olası bir afetten sonra köprüler, viyadükler ve yollar, bunların durumlarını İBB’nin komuta merkezine doğrudan bildirmiş olacak. Bunlar üzerinde hangi güzergahların açık olduğu, hangi güzergahların kapalı olduğu, hangi İBB’ye bağlı binaların hasar aldığı bilgisine anında sahip olacağız.”

Eylül ayında Silivri açıklarında 5,8 büyüklüğünde meydana gelen depremden sonra İstanbullular cep telefonları ile iletişim kuramadılar.

Kahraman, İBB’nin bu sorunun giderilmesi için de çözüm arayışında olduğunu anlatıyor:

“Şöyle öneriler geldi. Özellikle GSM operatörlerinin servis sağlayamadığı her akıllı telefonun birbiriyle iletişim kurabileceği Mesh sistemi üzerinden yenilikçi iletişim olanakları yaratmayı çalışıyoruz. Bunlar belli noktalarda kurulacak olan sistemlerde toplanacak.

“Sizin iyi olduğunuzu yakınlarınıza bildiren bir mesajı sizin adınıza ya daha önce bildirmiş olduğunuz telefona ya da o anda girdiğiniz telefona iletecek.

“İBB’nin yapmış olduğu Afet Bilgi Sistemi üzerinden ulaşabileceksiniz bunlara.”

Kaynak: BBC TÜrkçe

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum