Terör mağduru öğrenciler 'mektup arkadaşları' ile buluştu

teror-magduru-ogrenciler-mektup-arkadaslari-ile-bulustu_385eb67.jpg

İSTANBUL – Kaan Bozdoğan

Şırnak’taki terör mağduru öğrenciler, 3 yıldır mektuplaştıkları arkadaşları tarafından İstanbul’da ağırlanıyor.

Silopi ilçesine bağlı Çukurca köyündeki Çukurca Ortaokulu öğrencileri, İstanbul’un Bahçelievler Mahallesi’ndeki Mustafa Kemal Ortaokulu öğrencileri ile yürütülen “Mektuplardan Bir Gönül Bağı” projesi kapsamında, uçakla İstanbul’a geldi.

Mektup arkadaşlarının davetine icabet eden 17 öğrenci, 3 yıldır yazıştıkları akranları tarafından coşkuyla karşılandı.

İlk kez gerçekleşen buluşmada, birbirlerine sarılarak tanışan öğrenciler, proje kapsamında hazırlanan Türk bayrağı baskılı, “Şırnak-İstanbul” ve “Mektup arkadaşları” yazılı tişörtleri giydi.

İstanbul’daki öğrenciler, misafirlerini öncelikle kendi okullarında ağırladı. Burada sohbet ederek kaynaşan öğrenciler, basket maçı yaptı. Veliler de hazırladıkları yemek, pasta, tatlı ve içecekleri öğrencilere ikram etti.

Çukurca Ortaokulundan Bahçelievler Mustafa Kemal Ortaokuluna tayin olan beden eğitim öğretmeni Pınar Demiray, okulun toplantı salonunda, sahibi olduğu projenin başlangıç hikayesini ve 3 yıllık sürecini videolu sunum eşliğinde anlattı.

Konuşmanın ardından, Bahçelievler Mustafa Kemal Ortaokulu Okul Müdürü İsa Süleymanoğlu ve Çukurca Ortaokulu Müdürü İsa Taştan, Demiray’a plaket ve çiçek takdim etti.

Öğrenciler daha sonra boğaz turuna çıktı. Gezi sırasında söylenen şarkılarla eğlenen öğrenciler, “Hayat Bayram Olsa” şarkısını bir ağızdan seslendirdi. Boğaz gezisinin tadını çıkaran öğrenciler, tarihi mekanları ve denizi arkalarına alarak çektirdikleri fotoğraflarla anı ölümsüzleştirdi. Öğrenciler, boğaz turunun ardından deniz kenarında balık-ekmek yedi.

“Birçok ilki bu gezide yaşadım”

Çukurca Ortaokulu öğrencisi Nazar Atilla, Birçok ilki bu gezide yaşadığını belirterek, “Arkadaşlarımız davet etti, biz de geldik. Şimdi mektup yazdığım arkadaşlarım bizi gezdiriyor. Denizi hiç görmemiştim, şimdi vapurla denizi geziyoruz. Şarkı söylüyoruz, fotoğraf çektiriyoruz, oyunlar oynuyoruz. Çok mutluyum, eğleniyorum.” diye konuştu.

Ayşe Sıncık da mektup arkadaşlarıyla tanışmak için Şırnak’tan İstanbul’a geldiğini, bu vesileyle birçok tarihi mekan gördüğünü söyledi.

Daha önce vapura ve uçağa binmediğini aktaran Sıncık, “İstanbul’a geldim, ikisine de binme imkanım oldu. Çok heyecanlıyım, çok mutluyum. Mektup arkadaşlarımla kaynaşma imkanı bulduk. Önceden yazarak anlaşıyorduk, şimdi görerek konuşuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Sıncık, İstanbul’daki arkadaşlarını köylerine davet edeceklerini söyledi.

“Mesafeler dostlukların önüne geçemez”

Mektup arkadaşlarını İstanbul’da ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Bahçelievler Mustafa Kemal Ortaokulu öğrencisi Zülal Çıkrıkçı, mektuplarla gönül bağı kurdukları arkadaşlarını karşısında görünce mutlu olduğunu kaydetti.

Mektup arkadaşları ile tanıştıktan sonra başka illerden arkadaşlarının olabileceğini gördüğünü, mesafelerin dostlukların önüne geçemeyeceğini, kardeşliklerini ebedi sürdüreceklerini anlatan Zeynep Ulubaş ise “Bu kardeşliği sürdüreceğiz. Biz de oraları merak ediyoruz. Davet ederlerse biz de oraya gideriz.” dedi.

Doğu ve güneydoğuyu “daha doğal” olarak nitelendiren Ulubaş, bu sebeple o bölgeleri merak ettiklerini sözlerine ekledi.

“Şırnak’a atandığımda ayaklarım geri geri gitmişti”

Beden eğitimi öğretmeni Pınar Demiralp, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2011 yılında Çukurca Ortaokulunda görev yaptığını söyledi.

Demiray, İstanbul, Bodrum ve Antalya’ya atama beklerken ilk görev yerinin Şırnak olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Şırnak’a atandığımda ayaklarım geri geri gitmişti. Atama yapılmadan önce ‘Doğuya para verseler gitmem.’ demiştim. Sonuçlar açıklandığında İstanbul, Bodrum, Antalya bekliyordum. Böyle hayaller kuruyordum. Atamalar açıklandığında 26’ncı tercih dışı Çukurca köyüne atandığımı gördüm. ‘Doğu olur da bu kadar olur mu?’ dedim kendi kendime. Hayal kırıklığı yaşamıştım. Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. Kardeşimle vedalaşırken sanki bir daha gelmeyecekmiş gibi vedalaştım. Ama öyle başarılar elde ettim ki öyle bir değiştim ki… İnsanlar beni, ben de onları çok sevdim. Aslında oradaki insanların çok da yansıtıldığı kadar olmadığını gördüm. Sofralarını açıyorlar, yemeğini paylaşıyorlar, okula yemek gönderiyorlar. Sıkıntıda kaldığında ‘Bir derdin mi var?’ diye soruyorlar. Oradaki insanlar gerçekten saf duygularını yitirmemiş insanlar.”

Terör saldırılarında mektup arkadaşları için üzülmüşler

Silopi’de terör saldırısı sebebiyle geçen yıl uygulanan sokağa çıkma yasağı sırasında İstanbul’daki öğrencilerin mektup arkadaşları için üzüldüğünü ve tedirgin olduğunu belirten Demiray, şunları kaydetti:

“Sokağa çıkma yasağı başladığında buradaki öğrenciler, oradaki kardeşleri için tedirgin oldu. Onlar için üzüldüler. Mektupları dönemsel gönderebildik. İstanbul’daki çocuklar, oradaki kardeşlerini İstanbul’da ağırlamak, misafir etmek istedi. Oradaki çocuklar, korkularından mektuplarında bahsediyorlardı. Biz her zaman güzel olan şeyler üzerinden konuşuyoruz fakat ne yapabiliriz diye düşündük. Sıkıntılı süreci iyiye nasıl çevirebiliriz? Bunu düşündük. Oradaki çocuklar için empati kurduk. Zor bir süreç yaşadılar. Eğitimleri aksadı. Bu konuda onlar tedirginliklerini, endişelerini, üzüntülerini dile getirdiler, İstanbul’a gelmek istediklerini belirttiler. Bizim çocuklar da onlar adına endişe duydular, ‘Öğretmenim onlar için ne yapabiliriz? Gelsinler bizde kalsınlar. Yardım gönderelim mi? Misafir edelim, gelsinler burada eğitimlerine devam etsinler.’ dediler. Bu gibi konuşmalar oldu. Çocuklar ellerinden gelen desteği vermek istedi. Geleceklerini duyduklarında bir mucizenin gerçekleşmesi gibi bir şey oldu. Gönül bağı ile birlikte zorda kalan kardeşlerine evlerinin kapılarını açtılar.”

Öğrencilerin mektupları karşısında zaman zaman duygulandığını söyleyen Demiray, bir öğrencinin mektubundan hafızasına kazınan şu sözleri paylaştı:

“Silopi’deki bir öğrenci mektubunda, bizim köyümüzde tavuklar var, koyunlar var, inekler var. Buraya gelirsen buranın yolları çamurlu ama sana köyümüzü gezdirmek istiyorum. Biliyorum İstanbul çok büyük ve güzel bir şehir. Oranın kaldırımları çok güzel. Siz o kaldırımlarda yürüyorsunuz, çok şanslısınız. İnşallah ben de gelip o kaldırımlarda yürüyeceğim.”

Projeyi belgesel haline getirilecek

İstanbul’a gelen çocukların mutluluklarının gözlerinden okunduğunu ifade eden Demiray, öğrencilerin otobüsten iner inmez sevinçle koşuşturmaya başladıklarını, mektup arkadaşlarıyla yavaş yavaş kaynaştıklarını kaydetti.

Demiray, iki bölge öğrencilerinin buluşması için destek sağlayanlara teşekkür etti.

Projeyi, “Vefa” adıyla belgesel haline getirmek için de çalışmalara başladığını bildiren Demiray, farkındalık oluşturmak amacıyla hazırlanması planlanan belgeselde, doğu ve batı bölgesindeki çocuklar arasındaki diyaloglar, yaşam tarzları, başarılar, acı ve tatlı olayların konu alınacağını sözlerine ekledi.

Çukurca Ortaokulu öğrencileri, düzenlenecek çeşitli etkinliklerin ardından hafta sonu Silopi’ye dönecek.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum