TBMM Başkanı Şentop: Demokratik hamleler ve özgürlükçü politikalar sayesinde karanlık dönemi geride bıraktık

1558259301359-sentop.jpg

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Türkiye’deki kadınların artık eğitim ile inanç arasında tercih yapmak zorunda olmadıklarını belirterek, “Türkiye, demokratik hamleler ve özgürlükçü politikalar sayesinde bu karanlık dönemi geride bıraktı. Artık başörtülü öğrencilerimiz yüksek eğitim alabilmekte, eğitimli kızlarımız ve kadınlarımız kamu da dahil birçok alanda istihdam imkanı bulabilmektedir” dedi.

Tekirdağ’da Kadın ve Demokrasi Vakfı’nın (KADEM) cumartesi akşamı düzenlediği iftar yemeğine katılan Şentop, modern çağda fertlerin hayatının ‘zor, yön bulmayı zorlaştıracak kadar karmaşık ve düşünmeye fırsat bulunamayacak ölçüde hızlı’ olduğunu savunarak, şunları söyledi:

“Modern çağ insanı, hızlı olma mecburiyeti ile acımasız rekabete dayalı hayat arasında büyük bir bunalımı yaşamakta. Bu durum, geleneksel değerlerin yerle bir olması ve toplumların alışılmış dengelerinin bozulması sonucunu doğuruyor. Bunun adı, karmaşadır, kaostur.

“Toplumlar, alışılmamış bu karmaşaya muhatapken aslında en büyük darbeyi geleneksel kurumlar yiyor. Bu kurumların başında da aile gelmekte. Bütün toplumlarda, hususen de bizde ailenin mayası kadındır. Bu yüzden, modern dönemlerin karmaşık durumunu tasvir ederken asıl darbeyi kadının yediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Tam da bu noktada, modern çağda kadın olmak bir mesele olarak ortaya çıkıyor. Bu durum, kültürel bütün ayrımların ortadan kalkmaya başladığı küresel süreçte daha da barizdir. Ve bu mesele, sadece bizim için değil, bütün dünya toplumları için geçerlidir.”

“Kadınla erkeği çatışmaya mecbur varlıklar olarak görme ve gösterme anlayışının tabi sonucu…”

“Modern dünyada kadının yerini tayin edilirken ve kadının toplum içindeki konumunu güçlendirme çalışmaları yürütülürken çok temel bir yanlış yapıldığını görüyoruz” diyen Şentop, kastettiği yanlışın ‘kadınla erkeği çatışmaya mecbur varlıklar olarak görme ve gösterme anlayışı’ olduğu yorumunda bulundu. TBMM Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu anlayışın tabi sonucu, kadının ancak erkek aleyhine güçlenebileceği ve değer kazanabileceği algısıdır. Bu algıysa, kadını güçlendirmek bir yana, onu yalnızlaştırmaktadır. Oysa kadın ve erkek, toplumu sıhhatli bir yapıda tutmanın iki bölünmez unsurudur. Bu unsurlar birbirlerinin can düşmanı değil, yardımcıları ve tamamlayıcı cüzleridir. Bu yüzden, sadece kadın veya sadece erkek merkezli düşünerek bir toplumu dengede tutmak mümkün değildir. Sizler de bilmektesiniz ki bizim inancımız kadına sadece bir cinsiyetin mensubu olarak bakmamıştır. Bizim inancımız kadını, toplumun ve kültürün ana unsuru olarak görür. Bu yaklaşımda kadına verilen değer, aynı zamanda aileye ve topluma verilmiş değerdir.” 

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum