Tahran’daki tarihi zirvede liderlerden ilk mesajlar

426992.jpg

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin “Suriye” meselesi için yapılacak Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi başladı.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani, açılış konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

– Terörizm ile mücadele sürecek, biz barış için savaşıyoruz.

– Suriye sorununun çözümü için askeri seçenekler işe yaramaz.

–  Suriye’nin yasal hükümeti ile işbirliği yapılmalı.

– Kanunsuzca Suriye’de yer alan ABD’den yapıcı rol beklenemez.

– Suriye’nin geleceği için her türlü yöntemde ilk ve son rol Suriye halkına aittir.

– Uluslararası toplum Suriye’nin yapılandırılması için yardım etmelidir.

– ABD’nin kanunsuzca Suriye’de müdahalesi uluslararası hiçbir kurala uymamaktadır.

– Suriye hükümetiyle görüşmeden doğrudan müdahalenin krizin derinleşmesine neden olacak.

– İran ve Türkiye, stratejik işbirliği hedefini başarmak için daha fazla çaba göstermeli.

– İran ve Türkiye, ABD’nin yaptırımlarına karşı koymak için ekonomik bağlarını derinleştirmeliler.

– Suriye krizi ve bölgedeki benzeri krizlerin çözümünün barışçıl yollarla sağlanabileceğinin bir kamuoyu inancına dönüştüğü için mutluyuz.

– İdbil’de terörizmle mücadele terör bitene kadar sürmeli.

Ruhani’den sonra söz alan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in açıklamalarından satır başları şu şekilde:

– Sürdürülebilir bir normalleşmede ciddi ölçüde başarı elde edildi, Suriye topraklarının yüzde 90’ı denetim altına alındı.

– Kalan terörist gruplar şu an İdlip’te bulunuyor, çeşitli provokasyonlar hazırlıyorlar.

– Sürdürülebilir bir normalleşmenin sağlanması için Suriye’de sosyal ve ekonomik durumun iyileşmesi gerekiyor.

– 3 ülkenin titiz çalışmaları sonucu Suriye meselesinde kayda değer başarılar elde edildi.

– Bugünkü görüşmelerin yapıcı olacağından eminim, Suriye meselesine önemli katkı sağlayacaktır.

Ruhani, Putin’den sonra sözü Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verdi. Erdoğan’ın açıklamaları şu şekilde;

– Alacağımız kararlarla beklentileri boşa çıkarmayacağımıza inanıyorum.

– Astana ruhunun özümde asgari müştereklerde bulunma iradesi göstermemiz vardır, bu Suriye’nin siyasi bütünlüğünün sağlanması, toprak bütünlüğünün korunması ve siyasi çözüm.

– Türkiye olarak şehitler verdiğimiz ve ciddi özveride bulunduğumuz bu sürecin şu an itibarıyla çok riskli bir yere geldiğini görüyoruz.

– İdlip sadece Suriye’nin siyasi geleceği için değil, bizim milli güvenliğimiz ve bölgenin istikrarı için hayati öneme sahip.

– Bu bölgenin Esed rejiminin insafına bırakılmasına rıza gösteremeyiz.

– İdlib’e yapılacak bir saldırı felaketle, katliamla ve çok büyük bir dramla sonuçlanacaktır.

– İdlib sadece Suriye’nin siyasi geleceği için değil, bizim milli güvenliğimiz ve bölgenin istikrarı için hayati öneme sahip.

– Türkiye mülteci ağırlama kapasitesini doldurmuştur.

– İdlib gibi her şeyin iç içe olduğu bir yerde teröristlere karşı etkili mücadelede zaman ve sabır gerektiren farklı yöntemlere ihtiyaç var.

– Türkiye olarak gereken çabayı gösterdik, daha fazlasını da göstermeye hazırız.

– İdlib’de makul bir çıkış yolu bulmalıyız.

– Türkiye’nin bu konudaki kararlılığı ve hassasiyetinin doğru anlaşılmasını sizlerden rica ediyorum.

– Bizler İdlib’e odaklanırken, Fırat’ın doğusunda arzu etmediğimiz gelişmeler yaşanıyor.

– Artık DEAŞ tehdidi kalmamış olmasına rağmen ABD’nin bölgede bir başka terör örgütünü güçlendirmeye devam etmesinden rahatsızız.

– Türkiye özellikle Suriye’nin bütünlüğü gerçek anlamda sağlanana kadar bölgedeki varlığını korumakta kararlıdır.

– Tehdidin kaynağına ve boyutuna göre gereken adımları atmayı sürdüreceğiz.

– Suriye’de kalıcı bir çözümden yanayız.

– Geri dönüş sürecinin gönüllülük esasına göre, uluslararası hukuka uygun olarak BM ile işbirliği halinde yürütülmesi esas olmalıdır.

 

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum