Saadet Partisi seçim beyannamesini açıkladı

saadet-partisi-487_16_9_1526965746-880x495.jpg

Saadet  Partisi (SP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu, kimseyi siyasi görüşünden dolayı hizmetten mahrum bırakmayacaklarını belirterek, “Kimseye ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapmayacağız. Sözün kısası kutuplaşmaya kesinlikle fırsat vermeyeceğiz” dedi.

Saadet Partisi, ATO Kongre Merkezi’nde düzenlenen programda, seçim beyannamesini açıkladı, mileltvekilli adaylarını tanıttı. Programa, il ve ilçe başkanları ile milletvekili adaylarının yanı sıra çok sayıda partili katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda Saadet Partisi’nin ‘Değiştir’ isimli seçim şarkısı çalındı. Ardından Saadet Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Temel Karamollaoğlu, partisinin seçim beyannamesini açıkladı.

Karamollaoğlu, tüm vatandaşlara eşit mesafede duracaklarını ve mahallelere, belediyelere, üniversitelere, bölgelere hizmet götürürken kesinlikle ayrımcılık yapmayacaklarını söyledi.

Kimseyi siyasi görüşünden dolayı hizmetten mahrum bırakmayacaklarını ifade eden Karamollaoğlu, “Kimseye ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapmayacağız. Sözün kısası kutuplaşmaya kesinlikle fırsat vermeyeceğiz. Bugün ne yazık ki en önemli problemimiz kutuplaşmadır. Farklı düşüncedeki insanlar, çocuklarının birbiriyle oyun oynamasını bile istemiyorlar. Biz, kesinlikle bunu ortadan kaldıracağız. Saadet iktidarında her türlü kutuplaşmayı ortadan kaldıracağımız gibi, kucaklaşmayacağımız kimse kalmayacak” dedi.

“DEVLET KÜFÜRLE AYAKTA DURUR, AMA ZULÜMLE DURMAZ”

Devletin ve milletin bekasının adaletle tesis edilebileceğini belirten Karamollaoğlu, “Devlet küfürle ayakta durur, ama zulümle ayakta duramaz. Devletin bekası da, milletin bekası da ancak adalet ile tesis edilebilir. İdare ve iradede temel ölçümüz her zaman hukukun üstünlüğü olacaktır. Tüm iş ve icraatlarımız hukuk norm ve ilkeleri çerçevesinde gerçekleştirilecektir. Hukuk, istisna gözetilmeksizin devletin bütün organları üzerinde egemen kılınacaktır” diye konuştu.

Talimatla harekete geçen ve karar veren bir yargı mekanizmasınin ülkeyi felakete götüren bir yanlış olduğunu ifade eden Karamollaoğlu, şöyle konuştu:

“Tarafsızlığı noktasında yeterli olmayan HSK, 16 Nisan referandumu ile birlikte tarafsızlığını ve bağımsızlığını ne yazık ki bütünüyle yitirmiştir. Yargının siyasallaşmasıyla birlikte hakim ve savcıların kararlarında tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan uzaklaşması kamu vicdanını yaralamakta, devlet ve milleti zaman zaman karşı karşıya getirmektedir. Saadet iktidarında herkes ‘Ankara’da hakimler var’ diyecektir. Siyasetten talimat bekleyen hakimler dönemi kesinlikle son bulacaktır. Adalet mekanizmasında elbette yapılması icap eden başka hususlar da vardır. İddia ve savunma işlevini yerine getiren savcılar ve avukatların konumları denk hale getirilecektir. Böylece savunma hakkı güçlendirilecek ve adalet mekanizmasına daha fazla işlevlik kazandırılacaktır. Avukatların delillere ulaşmasının ve delil toplamasının önündeki engeller tümüyle kaldırılacaktır.”

“KÜRT SORUNUNU REFORMLA ÇÖZECEĞİMİZE İNANIYORUM”

Kürt sorununu hak ve adalet ekseninde çözmekte kararlı olduğunu kaydeden Karamollaoğlu, şunları söyledi:

“Biz inanıyoruz ve savunuyoruz ki, bütün insanlar haysiyet ve haklar bakımından hür ve eşit doğarlar. Yine biz inanıyoruz ve savunuyoruz ki; bütün insanlar akıl ve vicdan sahibidirler. İnsanı insan kılan bu özelliklerden ötürü birbirlerine karşı kardeşlik zihniyetiyle mutlaka hareket edilmelidir. Bu topraklar, farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış aynı çatı altında farklı inanışların etnik ve mezhepsel yapıların bir arada yaşama erdemini insanlığa kazandırmıştır. Hem inanç ve kültür itibariyle ülkemizde etnik gruplar arasında güçlü bir uyum vardır aslında. Kürtler ve Türkler aynı dinin mensubu, ortak bir tarihin çocukları, aynı kültürün renkleri ve aynı vatanın evlatlarıdır. Türkler ve Kürtler, bir vücudun azaları gibidir. Aslında Türk’ün Kürt diye, Kürdün de Türk diye bir meselesi, problemi yoktur. Meselemiz milletimizde değil, mesele bu milleti bölmeye, ayrıştırmaya çalışan yaklaşım ve politikalardadır. Kürt meselesinin çözülmemiş olması, hak, adalet, ekonomi, eğitim, güvenlik gibi birçok alanda ortaya konan yanlış anlayış ve yapılan ihmallerin ortak sonucudur. Dolayısıyla yaşanan eksiklikleri bir bütün halinde ele almadan Kürt meselesinde çözüme ulaşmak mümkün olmayacaktır. Yapacağımız bir reformla çözeceğimize kalpten inanıyoruz.”

“İLK İŞİMİZ, VERGİ YÜKÜNÜ HAFİFLETMEK”

Türkiye’nin ekonomik durumuna da değinen Karamollaoğlu, “Bugün tatbik edilen ekonomik politikasının adı rant politikasıdır. Rant ekonomisiyle ülke yönetiliyor. Vergi, zam, faiz, düşük ücret ve düşük taban fiyatları vasıtasıyla halkın sahip olduğu bütün imkanlar elinden alınmaktadır. Milli kuruluşlar yabancı ve yerli tekellere haraç mezat satılmış ve hala da satılmaya devam etmektedir. Geldiğimiz bu noktada, bu topraklar üzerinde parayı Lidyalılar icat etmiş, vergiyi Sümerler, verginin vergisini ise ülke olarak biz bulmuşuz. Artık nerede ise soluduğumuz havadan dahi vergi alınacaktır. Geçmişte sudan bile denebilirdi de sudan zaten artık vergi alınıyor. Saadet iktidarında ilk işimiz vergi yükünü hafifletmek, vergide adaleti tesis etmek olacaktır. Saadet iktidarında çarpık ve adil olmayan vergi sisteminde köklü değişiklikler yapmakta kararlıyız. Asgari ücret, yoksulluk sınırının mutlaka üzerinde olacak ve işverene de yüklememek için asgari ücret vergiden muaf tutulacaktır. Ve sık sık tekrarladığımız gibi, asgari ücrette hedef açlık sınırı değil, yoksulluk sınırı olacaktır. Biz bunu ani, altından kalkılmaz bir yük olarak elbette işverene yansıtmayacağız. Yıllık ortalama yüzde 7-10 civarında yapacağımız artışlarla 10-15 sene içerisinde bu hedefleri mutlaka gerçekleştireceğiz” şeklinde konuştu.

“2-3 YILA KADAR DOĞUM İZNİ”

En önemli sorunlardan birinin de kadınların toplumsal konumu ve hakları olduğunu belirten Karamollaoğlu, şunları söyledi:

“Bir yerde cinsiyet ayrımından dolayı ayrıştırma, aşağılama veya şiddet varsa, orada bir sorun var demektir. Kadına yönelik fiziksel, psikolojik, ekonomik, cinsel şiddetin ve ayrımcılığın karşısında duracak bu konuda da asla taviz vermeyeceğiz. Şiddet mağdurlarının, mağduriyetlerini gidermek adına uygulamada mevcut olan her türlü gerekli düzenlemeleri kadınların katılımı ile mutlaka süratle yerine getireceğiz. Ancak şunu hemen ifade etmek istiyorum. Bugünkü mevzuatta güya problemi çözmek için getirilen birtakım mevzuat işi aslında çığırından çıkartmış, engellenmeye çalışılan bir mecraya da sevk etmiştir. Çalışma hayatında kadınlarımızın yaşadığı sözel, psikolojik taciz, mobbing ile etkin şekilde mücadele edeceğiz. Çalışan kadınlarımıza destek verilecek, doğum yapan anneler istedikleri takdirde gereği kadar belki 2-3 yıla kadar doğum izni alabileceklerdir. Ama bütün bunlar yapılırken unutmamamız gereken husus, ailemizin korunması ve neslin korunması için gerekli tedbirlerin alınmasını da zaruri olarak görüyoruz.”

“EMEKLİLERE, BÜYÜME ORANI KADAR ZAM”

Türkiye’de 12 milyon emekli olduğunu hatırlatan Karamollaoğlu, “Uzun yıllar prim ödemiş olmalarına rağmen emeklilerimizin aldıkları aylıklar, bazı durumlarda çok düşük seviyelerde kalmaktadır. Saadet iktidarında, yoksulluk sınırının altında aylık almayan emekli inşallah kalmayacaktır. Bu asgari ücretli için de söylediğimiz, aynı şekilde çeşitli vesilelerle çiftçimiz için de dile getirdiğimiz olmazsa olmaz bir hedeftir. Elbette bunun belli bir süreç içinde gerçekleşmesi gerekmektedir. Bunun gibi adımları atmakta kararlıyız. Emeklilerimizin maaşlarına her yıl, refah payı adı altında o yılın büyüme oranı kadar zam yapılarak, ekonomik büyümeden kendilerine bir pay sağlanacaktır. Saadet iktidarında engelliler için engelsiz Türkiye’yi karıştırmakta kararlıyız. Kamuda her türlü görevi alabilmeleri için önlerindeki kanuni engeller kaldırılacaktır. Engelli vatandaşlarımıza yaptığımız hiçbir hizmeti bir lütuf olarak görmüyoruz. Bizim bir temel vazifemiz. Bundan dolayı da bunu azim ve kararlılıkla gerçekleştirmek istiyoruz.”

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum