Müezzinoğlu AA Editör Masası'na konuk oldu

ANKARA (AA) – Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, anayasa değişikliğine ilişkin kanun hakkında, “Bu milletin vicdanına, cumhurun vicdanına kendi başkanını seçme yetkisini veriyoruz. Dolayısıyla milli iradenin, Cumhuriyet döneminin bundan sonraki sürecinde daha çok temsil edileceği ve bu milletin kaderiyle birilerinin kapalı kapılar arkasında rahatça oynayamayacağı bir döneme geçiyoruz. Türkiye kazanacak, bu büyük millet kazanacak.” dedi.

Müezzinoğlu, katıldığı Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulunarak, soruları yanıtladı.

“Anayasa değişiklik paketi için referandum süreci işlemeye başladı. Toplumun bir bölümü değişiklikleri desteklerken, bir bölümünün ise pakete dair eleştirileri söz konusu. Sizce seçmenler bu değişikliğe neden “Evet” demeli, bu bağlamda sizin referandumun sonucuyla ilgili tahmininiz nedir?” sorusu üzerine Bakan Müezzinoğlu, TBMM’den geçen değişikliğin ülke ve millete hayırlı olmasını diledi.

Türkiye’de 1970’den beri siyaseti yakından takip ettiğini, son 26-27 yıldır da fiilen siyasetin içinde bulunduğunu belirten Müezzinoğlu, başkanlık ve cumhurbaşkanlığı sisteminin zaman zaman gündeme geldiğini, “Bu sistemin Türkiye’yi büyük hedeflere götüreceğinin” ifade edilmesine rağmen, bugüne kadar başarılamadığını ifade etti.

Güçlü ülke ve milletin, güçlü bir sisteme ihtiyacı olduğunu kaydeden Bakan Müezzinoğlu, güçlü bir sistemin arifesine gelindiğini anımsattı.

Müezzinoğlu, TBMM’de 339 milletvekilinin oyuyla, değişikliği referanduma götürecek sürece girildiğini, bu sürece gelinceye kadar çok zorluklar yaşandığını vurgulayarak, MHP’ye ve Genel Başkan Devlet Bahçeli’ye teşekkür etti.

AK Parti ve MHP’li milletvekillerinin, milletin kaderindeki tarihi dönüşüme vesile olduğuna işaret eden Müezzinoğlu, “Artık takdir millettedir.” dedi.

CHP’nin son 30 yılda milleti “Cumhuriyet elden gidecek” diye korkuttuğunu aktaran Müezzinoğlu, “Cumhurun eline götürdüğümüz, vicdanına verdiğiniz bir sistemle, Cumhuriyeti, cumhuru korkutmak akıl karı iş değil, akıl ve izahı da yok. Neticede cumhura, Cumhuriyeti teslim ediyoruz. Cumhur da başkanlığı seçiyor. Bu kadar reel bir yapıya karşı çıkmayı, milletten, milletin değerlerinden korkmak diye yorumluyorum.” diye konuştu.

Bakan Müezzinoğlu, HDPnin çok farklı hedeflerinin bulunduğunu, onun için “Hayır” dediğini kaydederek, “Hayır”cı kitlenin neden “Hayır” dediğini, “Evet”çi vatandaşların iyi analiz etmesi gerektiğini vurguladı.

– “Büyük bir çoğunlukla evet çıkar”

Referandumda büyük bir çoğunlukla “Evet” çıkacağına inandığını aktaran Müezzinoğlu, şunları söyledi:

“58 milyon seçmenimiz var. 58 milyon seçmenin içinde 18 yaşında genç kızlarımız, delikanlılarımız, 25 yaşında çalışan veya iş arayan gençlerimiz, işverenimiz, engellimiz, yaşlımız, hastamız var, 120 yaşında oy kullanacak insanımız var. Bu milletin vicdanına, cumhurun vicdanına kendi başkanını seçme yetkisini veriyoruz. Dolayısıyla milli iradenin, Cumhuriyet döneminin bundan sonraki sürecinde daha çok temsil edileceği ve bu milletin kaderiyle birilerinin kapalı kapılar arkasında rahatça oynayamayacağı bir döneme geçiyoruz. Türkiye kazanacak, bu büyük millet kazanacak.”

“Yunanistan Yüksek Mahkemesinin 15 Temmuz darbe girişimi sonrası helikopterle Yunanistan’a kaçan 8 askerin Türkiye’ye iade edilmemeleri yönündeki kararını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu karar son dönemde Türkiye ile Yunanistan arasındaki olumlu ilişkileri nasıl etkiler?” sorusu üzerine Müezzinoğlu, aslen Yunanistan doğumlu olduğunu, 1967’de askeri milliyetçi cunta darbesini Gümülcine’de yaşadığını anlattı.

Cuntanın Batı Trakya azınlığına ne getirdiğini, Yunan halkına ne bedeller ödettiğini gözlemlediğini ifade eden Müezzinoğlu, Kıbrıs çıkarmasından sonra rahmetli Bülent Ecevit’in “Yunanistan’a da demokrasiyi biz getirdik.” dediğini anımsattı.

Yunanistan’ın yeniden darbeye dönüş sürecinde, hukuk anlamında en ağır bedeli ödettiğini hatırlatan Müezzinoğlu, “Darbenin bedelini Yunan halkı ağır ödedi ve oradan çıkışı da demokrasiyle buldu ama neden Türkiye’deki darbecilere bu tavrı, kendi darbecilerine gösterdiği tavrı gösteremedi? Dikkat ederseniz son 5-6 yıldır Yunanistan’ın içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik kriz, kendi iradesiyle bu kararı verebildiği kanaatinde değilim. Onun için de çok şaşırmadım.” ifadesini kullandı.

– “Yunanistan vermek istese bile veremez”

Müezzinoğlu, “Yunanistan şu anda arzu edenin çok rahat kullanabildiği bir ülke pozisyonunda mı?” sorusuna, “Darbecilerin Dedeağaç Havalimanı’na inişleri, ondan sonra Sayın Çipras’ın verdiği demeçlere baktığınızda, Sayın Cumhurbaşkanımızla, Başbakanımızla olan görüşmelerde en ufak bir sorun yoktu. Arkadan o üst akıllar devreye girdi ve o üst akıllara Yunanistan adalet sistemi teslim olmak zorunda kaldı.” yanıtını verdi.

“Yunanistan’a kaçan bu 8 kişi darbenin iç yüzün anlatmada çok etkin olacak bilgilere mi sahipler?” sorusu üzerine Müezzinoğlu, “Mutlaka. Orada stratejik, arka planı isimler var. Arka planda koordinasyonun belki de bire bir bağlantısını kuran isimler var. Dolayısıyla Yunanistan vermek istese bile veremeyeceği bir fotoğraf olduğu kanaatindeyim.” diye yanıt verdi.

– “Anayasa değişikliğindeki tılsım…”

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in, Türkiye’nin kredi notunu düşürdüğü, not görünümünü ise durağanda bıraktığının hatırlatılması ve kararın Türkiye’ye yatırımları etkileyip etkilemeyeceğinin sorulması üzerine Müezzinoğlu, buna benzer “ekonomik projeler”in 2013’ten beri yaşadığını belirtti.

Bu dönemde faizlerin yüzde 5’lerin altına indiğini, enflasyonun düştüğünü, büyümenin yüzde 6-7’lerle ulaştığını, ülkeye yabancı sermayenin geldiğini, olağanüstülükler aşılarak ciddi bir yolculuğun başarıldığını ifade eden Müezzinoğlu, bu nedenle dünyanın Türkiye’yi tereddüt veya korkuyla izlediğini kaydetti.

Türkiye’nin bu halinden rahatsız olan güç odaklarının Gezi Olaylarını başlattığına işaret eden Müezzinoğlu, 17-25 Aralık’ta da bir hukuk darbesiyle ülkenin siyasi istikrarının ardından ekonomik istikrarın bozulmak istendiğini vurguladı.

Türkiye’nin istenildiği gibi yönetilmeye çalışıldığına dikkati çeken Müezzinoğlu, bunun daha önce 1960 ile 1980 darbesinde, Özallı yıllarda ve 28 Şubat döneminde başarıldığının, AK Parti döneminde ise başarılamadığını bildirdi.

Anayasa değişikliğindeki tılsımın da burada olduğunu kaydeden Müezzinoğlu, “Türkiye’nin kaderiyle biz istediğimiz zaman oynayabilecek miyiz? Yani siyasi siyasi istikrarı istediğimiz zamam bozabilecek miyiz, bozamayacak mıyız?” diye düşünenlere yeni sistemin engel olacağını belirtti.

– “Türkiye bu fırtınalardan nasıl çıkacaktı”

Bütün bu süreçlerde, esas hesabın siyasi istikrar olduğuna vurgu yapan Bakan Müezzinoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“AK Parti döneminde hiç bozamadılar, bundan sonra da referandumdan sonra da hiç bozamayacakları zemine gelecek. 7 Haziran seçimlerinde tam onların istediği bir tablo oldu, tutmasa bile, hesap hatası çok büyük olsa bile, ‘Biz 65’lik blokuz’ diye havalar attılar. AK Parti’nin oylarını da alarak, yüzde 65’lerle birbirlerine başbakanlık hediye ettiler. Orada Sayın Bahçeli’nin duruşu yine devletten yana, miletten yana olmasaydı, düşünün ki o dönemde Sayın Kılıçdaroğlu başbakan ve Selahattin Demirtaş da başbakan yardımcısı… Türkiye bu fırtınalardan nasıl çıkacaktı? Siyasi istikrar olmayınca ekonomik istikrar aynı 1999’da rahmetli Ecevit’in kurduğu siyasi yapı gibi bir tabloyla Türkiye bir gecede yüzde 40 fakirleşen, faizleri binleri bulan ve binlerce, yüzbinlerce yatırımcının, girişimcinin kepenk indirdiği bir süreç. O üst akıl böyle bir Türkiye istiyor.”

“Dolayısıyla bu anlamada süreç inşallah bundan sonra siyasi istikrarı bozamayacakları bir yapıya gelecek.” diyen Bakan Müezzinoğlu, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:

“Bu uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları da esasında bakın, Yunanistan’ın krizi ile Türkiye’nin ekonomisine bakın. Türkiye’nin ekonomisi bugün dinamikleri, ihracatı ve üretimiyle Yunanistan’ı 10’a değil 100’e katlar. Ama onun puanı düşmez hatta yükselir. Niye? Burada hesap ekonomik değil, siyasi. Siyasi istikrar bozulabilmeli, Türkiye’nin siyasi gücü yalnız Türkiye için değil, 80 milyon için değil, bölge için, mazlum ve mağdur milletler için anlamlı ve değerli, BM’de ‘Dünya 5’ten büyüktür’ derken farklı bir anlam ve değeri var. Onun için bu siyasi istikrarı bozmak gerekir. Bunun için de bir çok parametre kullanılır, Fitch de bunlardan farklı değil.'”

(Sürecek)

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum