Müezzinoğlu AA Editör Masasına konuk oldu

ANKARA (AA) – Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, anayasa değişikliğine ilişkin kanun ile ilgili “CHP’nin duruşu milletten yana değil. ‘Bu ülke bölünür, bölünecek’ demek, milleti tehdit etmektir. Bu ülkenin bölünmesine en büyük zemini hazırlayan partinin CHP olduğunu söylüyorum 4-5 yıldır.” dedi.

Bakan Müezzinoğlu, katıldığı Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulunarak, soruları yanıtladı.

Müezzinoğlu, taşeron işçilerin kadro problemine ilişkin soru üzerine, buradaki çalışanlarla ilgili düzenlemenin masalarında iki kademeli olarak bulunduğunu söyledi.

Kamu çalışanı reformuna değinen Müezzinoğlu, kamuda farklı çalışan statülerinin olduğunu anımsatarak, 2017’de kamu çalışanı reformuyla birlikte “hizmet alımı” veya “taşeron” diye tarif edilen çalışanları da bu bütüncül yapının içinde çözmeyi birinci öncelik olarak gündemlerine aldıklarını ve bunun çalışmalarını yaptıklarını bildirdi.

Müezzinoğlu, Başbakan Binali Yıldırım’dan da bu anlamda talimat aldıklarını belirterek, “Ama şayet kamu çalışanı reformunu 2017’de realize edebilecek ortamı bulamazsak, yalnız taşeron kısmını mevcut yamalı bohçaya bir yama daha vuracak şekilde 2017’de şekillendirme gayreti içinde olacağız. Ama esas gündemimizde bu konu başlığını temel bir konu olarak referandumdan sonra masaya yeniden alacağız.” diye konuştu.

Reformla ilgili Bursa’da ve İstanbul’da birer çalıştay yaptıklarına değinen Müezzinoğlu, şu anda üniversiteler, belediyeler, özel sektör ve sivil toplum örgütleriyle şeffaf ve güçlü bir kamu çalışanı reformuna ilişkin çalıştıklarını vurguladı. Müezzinoğlu, “5, 6 ay içinde bunu ideal ve yasalaşacak noktaya getirebilirsek bir bütüncül çözümü birinci öncelik olarak hedefliyoruz.” dedi.

“FETÖ soruşturmaları kapsamında kamudan ihraç edilen, açığa alınan ve görevine iade edilenlerle ilgili güncel rakamları paylaşır mısınız?” sorusuna, “FETÖ’den toplam 125 bin 485 kamu çalışanı işlem görmüş. Bunun 18 bin 331’i göreve iade edilmiş, 94 bin 867’si ihraç edilmiş, 30 bin 618’i de şu anda açıkta.” yanıtını verdi.

Müezzinoğlu, bakanlığında ise FETÖ’den toplam bin 143 kişinin işlem gördüğünü belirterek, bunlardan 973’ünün ihraç edildiğini, 170’inin açıkta olduğunu ve 629’unun ise göreve iade edildiğini söyledi.

PKK ve DHKP-C’den açığa alınanların hakkında da bilgi veren Müezzinoğlu, 10 bin 665 açığa alma ve 2 bin 378 ihraç etme olmak üzere toplam işlem gören sayısının 13 bin 423 olduğunu bildirdi. Bu toplam işlem görenler içinde bin 956’sının iade edildiğine dikkati çeken Müezzinoğlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında ise bu çerçevede toplam 269 işlem görüldüğünü ve bunlardan 268’inin ihraç edildiğini, bir kişinin ise şu anda açıkta olduğu ifade etti.

– “(Evet) demek ne kadar meşruysa, ‘hayır’ demek da o kadar meşru”

Bakan Müezzinoğlu, “Hayırcılarla ilgili konuşmanız speküle edildi. Sanat camiasından bazı kişilerden size yönelik eleştiriler de oldu. Nasıl açıklarsınız bunu?” sorusuna, şu yanıtı verdi:

“Her vatandaşımız için demokratik bir oranda ‘evet’ demek ne kadar meşruysa, ‘hayır’ demek de o kadar meşru ve vicdanidir. Burada, benim söylemimde ‘TBMM’de milletin kürsüsünü koruyoruz’ diyerek, milletin kürsüsünü işgal eden CHP’yeydi. Dikkat ederseniz TBMM’de hayırcıların duruşu… CHP milletten korktuğu için ‘hayır’ diyor. Hiçbir zaman bu millete inanamadığı, güvenemediği için milletten korkarak, millette gitmekten hep çekinmiştir. Milletin değerlerinden korktuğu için milletle beraber yürümeyi hiç başaramamıştır.

Kürsü işgaline baktığınızda ne dediler? ‘Milletin kürsüsünü koruyoruz’ dedi. Peki AK Parti ve MHP ne diyor? ‘Milletin iradesini, millete götürelim’ diyor. Bir yere kaçırmıyor. Hani onların yaptığı gibi 411 milletvekiliyle başörtüsünü çözme iradesini anayasa mahkemesine götürerek vesayet sistemini değil, tam aksine milletin kendisine götürüyor. ‘Eşi başörtülü olan biri bu ülkede Cumhurbaşkanı olamaz’ diyerek, ‘367 olmadan TBMM çalışamaz’ hukuk garabetini çıkaranlar milletten korkanlardır. Milletten korkan CHP’nin ideolojik duruşudur, CHP yönetimidir.”

– “Milletten korkan CHP’dir”

Müezzinoğlu, CHP’nin milletten korktuğu için milleti, “Cumhuriyet elden gider” deyip Cumhuriyeti korkuttuğunu vurguladı.

Müezzinoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Ama cumhuru yok farz ediyor. Cumhurun güçlü olduğu bir yerde, cumhuriyet güçlü olur. Ama cumhuru yok farz ederek, cumhuru dışlayarak, cumhuru ikinci, üçüncü sınıf göbeğini kaşıyan adam, ‘aklı ermez’ diyerek kararı kendi veriyorsa o zaman cumhurdan korkuyor demektir. Halbuki CHP’den veya milletten korkmayan siyasi partilerden istediğimiz neydi? CHP’nin vesile olduğu bir sistem tıkanıklığı yaşıyoruz. Niye? Cumhurbaşkanlığına o kapalı kapılar arkasındaki isimler seçilsin diye. Sistemin ümüğünü sıkıyorlar. Sistemin ümüğünü sıktığını zaman, milletin ümüğünü sıkıyorsun. Milletin ümüğünü sıkan bir yapının sahibi oldu CHP. Niye? Milletten korktuğu için. Milletten korkan CHP’dir, CHP’liler değil.

Halbuki millete güvense, milletle daha çok haşır neşir olsa. Dese ki ‘ben parlamenter sistemden yanayım. Parlamenter sistemle ilgili şu sistemin önünü açacak önerilerimiz var. Ey AK Parti, ey MHP isterseniz bunu ikili referanduma götürelim.’ O zaman saygı duyardım. Bunu Sayın Başbakanımız da açıkladı. Ama CHP getirmedi. Niye? Bu ikide bir kapalı kapılar arkasındaki vesayet sistemi, işine yarayan sistem devam etsin diye getirmedi. O zaman ben ne diyeceğim, ‘CHP milletten korkuyor.’ Diğer hayırcı HDP’nin ise bu ülkeyle ilgili farklı hesabı var. HDP’nin hesabı farklı, CHP de milletten korktuğu için ikisi yan yana hayır cephesini oluşturdular. Hayırlı olsun. Ama burada sözüm asla millete değil.”

Katıldığı bir televizyon programında “evet ve hayır”ın iki cümlede şekillendiğine işaret eden Müezzinoğlu, “Evetçilerin cümlesi, ‘güçlü bir gelecek için, güçlü bir Türkiye için evet diyorum. Diğer bir cümle de ‘aydınlık yarınlar için, aydınlık Türkiye için hayır diyorum. İkisine de hain, korkak, şu, bu demek yanlıştır. İkisi de kendi için de değerlidir ve anlamlıdır. İkisine de saygı duyuyoruz.” dedi.

Müezzinoğlu, şu görüşlere yer verdi:

“CHP’nin duruşu milletten yana değil. ‘Bu ülke bölünür, bölünecek’ demek, milleti tehdit etmektir. Bu ülkenin bölünmesine en büyük zemini hazırlayan partinin CHP olduğunu söylüyorum 4-5 yıldır. Güneydoğu’da 21 ilde kaç tane milletvekili çıkardığını bir hesaplayın bakalım. AK Parti Güneydoğu’da CHP’nin yaptığı gibi siyaset yapsa, bugün oraya CHP zaten gidemiyor. O zaman nasıl cumhurdan yana oluyorsun. Nasıl bu ay yıldızlı bayrağın Hakkari’de dalgalanmasının mücadelesini vermiyorsan, siyasi mücadelesini vermiyorsan, Diyarbakır’da, Batman’da, Şırnak’ta o bayrağın Cizre’de dalgalanmasının mücadelesini vermiyorsan… Oradaki milletten ayrı korkuyorsun, buradaki milletten de değerleri dolayısıyla ayrı korkuyorsun. Bu cümlem tamamen CHP’nin yönetimindeki millete güvenmeyen anlayışınadır.”

– “İstanbul ve Bursa kesinleşti”

Mehmet Müezzinoğlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak birçok konu ile ilgili olduklarını ancak, “Emeklilik Promosyonu” ve “Büyükanne Projesi”nin çok ilgi gördüğünü söyledi.

Büyükanne Projesiyle, aile bütünlüğünü korumayı hedeflediklerini dile getiren Müezzinoğlu, anne ve babanın yeni doğmuş, gelişim çağındaki bebeğinin yakınında olmasını arzu ettiklerini belirtti.

Anneler için çocuk 6 yaşına gelen kadar yarı zamanlı çalışma modelini de getirdiklerini ifade eden Müezzinoğlu, Büyükanne Projesi’nin, İstanbul Sanayi Odasıyla yarı zamanlı çalışma uygulamasını masaya yatırdıklarını toplantıda, ilk kez gündeme geldiğini vurguladı.

Büyükanne Projesi’nin annenin maaş kesintisinin önüne geçeceğini hem de büyükannelere ekonomik bir katkı sağlayacağını belirten Müezzinoğlu, projeye ilişkin şunları ifade etti:

“Annenin maaşı yarı yarıya düşmeyecek. Biz de bir proje bazlı uygulamada, büyükanneye asgari ücretin yüzde 30’u kadar bir ücret versek, bu bize fazla yük olur mu? Yükünü geçelim, ne kadar faydalı olur? Bin ailede, bir yıl pilot uygulama yapalım dedik. Bu bin aile, kamuoyunda öyle bir talep, pozitif bir algı oluşturdu ki, şu anda 5 bin ailenin protokolünü inşallah perşembe günü imzalayacağız. Bunu geçtiğimiz hafta Sayın Başbakanımıza, takdir ederseniz sizin huzurunuzda projeye imza atalım dedik. İnşallah perşembe günü ticaret odaları, sanayi odaları, Türkiye İşverenler Sendikası, HAK-İŞ bütün bunlar paydaş olmak istiyoruz dediler. Biz de dedik ki, ne kadar sayıda paydaş olursanız, büyükannenin yarı ücreti sizden, yarı ücreti bizden. Şu anda, biz de yüzde 50 sponsoruz 5 bin aileye. Bu 5 bin ailenin diğer binli, 500’lü rakamlarına sendikalarımız işverenlerimiz, TOBB, sanayi ve ticaret odaları paydaş olacak. Şubat ayında, illerdeki talepleri alacağız. Mart ayında fiilen uygulamaya başlayacağız. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile birlikte de bir sosyal destek uzmanı, bizim iş ve meslek uzmanlarımız o uzmanlarla bu aileleri aylık takip edecek. Bu projenin artısı ne, eksisi ne? Biz bunu bir hükümet projesi olarak yaygınlaştıracak mıyız? Onu da seneye, bugünler konuşuruz. Şu anda büyükanne dışında kimse yok? Büyükanneden de bakabilecek sağlık dinamizminin olmasını arıyoruz. Hak edecek olan annenin maaşının iki asgari ücretten fazla olmaması gerekiyor.”

Projenin çok boyutu olduğu belirten Bakan Müezzinoğlunu, kadının istihdamda tutulması, aile kültürünün büyüklerden torunlara aktarılması gibi sosyolojik yönlerinin de olduğunu, bir hekim olarak da projenin parasal boyutundan çok değerleri olacağına inandığını bildirdi.

Bakan Müezzinoğlu, projenin hangi illeri kapsayacağına ilişkin olarak da “İstanbul ve Bursa kesinleşti. Bugün TOBB Başkanıyla bir araya geleceğiz. İlleri de netleştireceğiz. Sayı 5 bin aile. 5 farklı illerden gelecek verilerin değerlendirmesi de bize iyi fikir versin istiyoruz. Büyükannelere asgari ücretin yüzde 30’u ödenecek.” dedi.

Turkuaz Kart ile ilgili yönetmeliği geçen hafta imzaladığını anımsatan Müezzinoğlu, şunları kaydetti:

“Başbakanlığa gönderdim. Sayın Başbakanımızın imzasından çıkınca fiilen uygulamaya geçecek. Şuanda alt yapıyı oluşturduk. Önümüzdeki bir ,iki ay içinde hem hız anlamında hem de müracaatlar anlamında mesafe alınacak. Hedefimiz 1 hafta içinde müracaatları sonuçlandırmak. Normal süre bir hafta, azami süre 15 gün. 15 günü geçenler, mutlaka bizim masamıza gelecek nedenini araştıracağız.”

(Bitti)

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum