Kısa filmle kanser hastalarına umut aşılıyor

kisa-filmle-kanser-hastalarina-umut-asiliyor_768ca46.jpg

İZMİR (AA) – Annesini kanserden kaybeden İzmirli Nüket Ülke’nin hastalıktan korunmak için erken teşhisin önemini anlatan ve rahatsızlıkla mücadelede başarılı olan kadınların seslendirdiği “Sev Hayatı” adlı şarkısı, kısa filme dönüştü.

Karabağlar ilçesinde yaşayan Canan Üke, 2013 yılında meme kanseri olduğunu ancak geç teşhis nedeniyle hastalığın kemiklere yayıldığını öğrendi. Canan Ülke’nin İzmir Halk Sağlığı Müdürlüğünde çalışan kızı Nüket Üke, annesini hastalığı boyunca hiç yalnız bırakmadı ve ona moral vermek için “Sev Hayatı” adlı bir şarkı yazdı.

Tüm tedavilere ve çabalara rağmen Canan Üke, 7 ay önce kansere yenik düştü. Annesinin ölümünün ardından hayata sıkı sıkıya bağlı olmanın ve erken teşhisin hastalıkla mücadelede büyük önem taşıdığını gözlemleyen Nüket Üke, çalıştığı kurumun da desteğiyle, kanseri yenen kadınların öykülerinin ve kendi annesine yazdığı şarkının yer aldığı kısa film hazırladı.

Kanseri yenen kadınların hikayelerini anlatıp “Sev Hayatı” parçasını seslendirdiği ve mutlu, olumlu bakış açısı ile düzenli kontroller için herkese çağrıda bulunduğu kısa filmde, şarkıya kemanıyla Dr. Levent Ünsal eşlik etti.

Anne acısını hafifletmeye çalışıyor

Nüket Üke, “Annem öldükten sonra bir süre kanser sözünü bile duymak istemedim ama gördüm ki çevremde hastalığı yenen insanlar var. Hasta olduğunda bile yaşama sevincine sahip olduklarını gördüm. Buluştuk ve bu filmi yaptık. Amacımız herkese mesaj ulaştırmak, bu hastalık yayılmadan kadınların kontrol yaptırmalarını sağlamak. Çünkü erken teşhis hayat kurtarır.”

Her kadın ayrı bir hikaye

Meme kanserini kemoterapi ve ameliyat ile yenen bankacı Şifa Şensoy Delibaş, annesinin kolon kanserinden ölümünden sonra kendisinin de hasta olduğunu öğrendiğini, rahatsız olan babasını üzmemek ve yurt dışında çalışan eşini endişelendirmemek için durumu 8 ay boyunca kimseye anlatmadığını ifade etti.

İngiltere’de yaşayan eşinin hastalığını hissederek Türkiye’ye döndüğünü dile getiren Delibaş, şöyle dedi:

“Kızım 6 yaşındaydı, eşim uzaktaydı, babam da hastaydı. Sadece doktor olan ağabeyimle konuştum. Bu hastalığı tek başına yaşamak çok sıkıntılı oldu. Eşim, ülkeye döndüğünde saçlarımın döküldüğünü ve peruk olduğunu anladı. Kimseyi üzmek istememiştim ve sonunda hastalığı yendim. Kanserden öğrendim şey ise hayata pozitif bakmak gerektiği. Olumsuzlukları hafızadan silmek ve üzülmemek gerekiyor. Hayata gülmek büyük önem taşıyor.”

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum