Kara Harp Okulundaki darbe girişimi davasının 2'nci haftası tamamlandı

kara-harp-okulundaki-darbe-girisimi-davasinin-2nci-haftasi-tamamlandi_355a333.jpg

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz’daki darbe girişimi sırasında Kara Harp Okulunda yaşanan eylemlere ilişkin, aralarında sözleşmeli subay adaylarının da bulunduğu 164 kişinin yargılandığı davanın 2’nci haftası, sanık savunmalarıyla tamamlandı.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsündeki mahkeme salonunda görülen davanın duruşmasında savunma yapan sanık kursiyer Yasin İcik, saat 02.15 civarında tören alanından helikopterle Genelkurmay Başkanlığına götürüldüklerini belirterek, indirildiklerinde küçük bir binaya girdiklerini, taş atıldığını ve silah sesleri duyduğunu ifade etti.

İcik, buradan aslanlı kapı tarafına götürüldüklerini, helikopterin gelip 4-5 metre yakına, daha sonra da sivillerin olduğu bölgeye ateş ettiğini söyledi.

Sivillere zaman zaman ikazda bulunduklarını anlatan Yasin İcik, rütbelilerin olmadığı anda çimlerin olduğu tarafa geçtiğini, arkadaşlarıyla buradan çıkmak için konuştuklarını ancak halktan ve darbecilerden çekindikleri için bir şey yapamadıklarını savundu.

Üsteğmen Hasan Ali Seyrek’in kursiyerlerin toplanmasını istediğini yanlarına gelen bir kursiyerin belirttiğini ve bunun üzerine harekete geçtiklerini anlatan İcik, yürüdükleri sırada bir albayın karşılarına çıkıp “Kimse mevzisinden çekilmeyecek” demesi üzerine geri döndüklerini dile getirdi.

Yasin İcik, ancak 5 dakika sonra tekrar harakete geçtiklerini, aynı albayın yine önlerini kestiğini, bu kez mühimmat alıp gelecekleri bahanesiyle onu geçtiklerini ifade etti.

Sonrasında polise sığınıp TÜİK binasına girdiklerini anlatan İcik, iddianamedeki suçlamaları kabul etmediğini söyledi.

Yasin İcik, FETÖ/PDY ile bağlantısı olmadığını savunarak, tahliyesini talep etti.

Sanık kursiyer Murat Gençoğlu ise eğitimci olmak istediğini ancak annesinin 2014’te vefatının ardından onun da vasiyeti üzerine subay olmak için sınava girerek başarılı olduğunu anlattı.

“Subay olunca annemin mezarı başına gidip selam duracaktım.” diyen Gençoğlu, 21 Şubat’ta İzmir’de kursa katıldığını, 21 Haziran’da da Ankara’ya geldiğini aktardı.

Murat Gençoğlu, 15 Temmuz’da alarm sonrası rastgele aldığı eğitim silahıyla içtima yapılan alana gittiğini ve bir kaos ortamı olduğunu ifade ederek, terör eylemi ve Rusya ile savaş gibi söylentilerin konuşulduğunu belirtti.

Ancak bir rütbelinin yaptığı konuşmada, “Sıkı yönetim kuralları geçerli, kurallara uymayan en ağır şekilde cezalandırılacak, ölüme kadar yolu var” gibi ifadeler kullandığını dile getiren Gençoğlu, yaşanan patlamalar, karartma yapılması gibi sebeplerle okulun kesinlikle güvenli olmadığını ifade etti.

“En son helikoptere ben bindim”

Güvenli bölgeye götürülecekleri söylenerek gelen 10 ya da 11’inci helikoptere bindiğini anlatan Murat Gençoğlu, “Öğrendiğim kadarıyla en son helikoptere ben bindim. Benden sonra gelen olmamış. Eğer benim bindiğim helikopter de kalkmasaydı mağdur olmayacaktım.” dedi.

Gençoğlu, kimsenin helikoptere binme veya binmeme hakkına sahip olmadığını savunarak, helikopterin “güvenli bölge” diye Genelkurmay Başkanlığına indiğini, buranın karargah olduğunu ise sonradan öğrendiğini ifade etti.

Ankara’da daha önce bulunmadığını, bu yüzden hiçbir yeri bilmediğini de iddia eden Murat Gençoğlu, kursiyerlerin komutanlara güvenmek zorunda kaldığını dile getirdi.

“Biz vatana ihanet etmedik, etmeyiz.” diyen Gençoğlu, bir duvar dibine geçtiklerini, bir başkasının telefonunu kullandığını görünce kendisinin çatışma ortasında kaldığını yakınlarına söyleyip helallik istediğini anlattı.

Kimseye zarar vermediğini, bunun mümkün olmadığını, barış ve caydırıcılıktan yana olduğunu savunan Murat Gençoğlu, “Ben öldürmek için asker olmadım.” diye konuştu.

Gençoğlu, kursiyerlerin bir yerlere mevzi alması için gönderildiğini, yaklaşık 3 saat bir rütbeli kendilerini farketmeden duvar dibinde beklediklerini belirterek, şöyle konuştu:

“Sinmiş bir şekilde duvar dibinde bekledim. Saat 06.40 civarında bir rütbeli farketti. Mevziye göndermek için çağırdı. Şarjörümüz olmadığı için bize G3 vermek istedi. Bazı kursiyerler almak zorunda kaldı. Ben almadım. Tercih şansına sahip değildik. İki rütbeli bizi mevziye götürürken, Hasan Üsteğmen ‘Başka bir yerde ihtiyaç var’ deyip yalan söyleyerek bizi götürdü. ‘Halk bizim kardeşimiz. Sakın onlara ateş etmeyin. Onları görürseniz kaçın ve saklanın’ dedi.”

Gittikleri yerin bir sera olduğunu ve geri kalan saatlerini de daha güvenli olan bu serada geçirdiğini belirten Murat Gençoğlu, gece boyunca ne halkla ne de polisle karşılaşmadığını ileri sürdü.

Gençoğlu, saat 09.30 civarında kimse gelmeyince dışarı çıkmak için harekete geçtiklerini, nizamiyedeki bir askerin erlerin çıkmasına izin verdiğini ancak kendilerini görünce, “Hainler, siz çıkarsanız burayı kim koruyacak” deyip çıkmalarına izin vermediğini, bunun üzerine başka bir yerden bahçe demirlerinden atlayıp polise sığındığını ifade etti.

“Terörist değilim, vatan haini hiç değilim. Biz Fetöşün askeri değiliz, şeyhten talimat almayız. Biz Mustafa Kemal’in askerleriyiz.” diyen Murat Gençoğlu, Genelkurmay Başkanlığında 5 saat kaldığını, bunun 3 saatini bir duvar dibinde, 2 saatini ise serada geçirdiğini iddia ederek, örgütle bağlantısı olmadığı gerekçesiyle tahliyesini talep etti.

“Baskılara rağmen ateş etmedik”

Sanık kursiyer Murat Şeker de toplanma alanına geldiğinde üsteğmenler Nadir Özsoy, Atilla Kahraman ve Önder Biberoğlu ile daha önce görmediği rütbelilerin bulunduğunu belirterek, “Alanda kargaşa hakimdi, rastgele oluşturulan gruplar halinde helikoptere bindirildik. Genelkurmay Başkanlığına geldiğimizde Özel Kuvvetler Komutanlığı mensubu bir rütbeli bizi Deniz Kuvvetleri Komutanlığı binasının karşısındaki nizamiyeye götürdü.” şeklinde konuştu.

Bulunduğu yerden silah ve insan sesleri duyduğunu ancak duvarın yüksek olması nedeniyle dışarıdaki insanları göremediğini belirten Şeker, şöyle devam etti:

“Bulunduğumuz yere helikopter ateş açtı. Kurşunlar çok yakınıma düştü, şok oldum. Komutanlardan birine neden ateş açıldığını sorduğumda yanlışlıkla olduğunu söyledi. Başımızda bulunan komutanın, havaya 2-3 el ateş ettiğini gördüm. Bize de ateş etmemiz emrediliyordu ancak bütün baskılara rağmen ateş etmedik.”

Eğitime başladıkları ilk günden darbe girişiminin yaşandığı ilk saatlere kadar yanlarında bulunan komutanlarının kendilerini o gece Genelkurmay Başkanlığı Karargahında yalnız bıraktığını ifade eden Murat Şeker, “Bu nedenle hepsinden şikayetçiyim. 4 aylık askeri geçmişi olan bir kursiyerin o gece yaşanan çatışma ve kargaşa ortamında sağlıklı düşünmesini beklemek ne kadar doğru?” şeklinde savunma yaptı.

Yargılamanın 2’nci haftasında 71 sanığın savunma yaptığı duruşma, haftaya ertelendi.

Muhabir: Ertuğrul Subaşı, Tanju Özkaya

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum