Hukukçular ve meslek örgütleri Cumhuriyet gazetesi davası hakkında ne diyor?

1556212477426-6.jpg

“Denetimli serbestliğe başvuracağız”

Eski Cumhuriyet gazetesi yönetici ve çalışanlarının yargılandığı davada İstanbul 27. Ağır Mahkemesi’nin (istinaf) onama kararını infaz savcılığına göndermesiyle Güray Öz, Önder Çelik, Musa Kart, Hakan Kara, Mustafa Kemal Güngör ve Emre İper önceki gün kalan cezalarını tamamlamak üzere Kandıra Cezaevi’ne gönderildi. Gazeteciliğin yargılandığı Cumhuriyet davasında 5 yıl üstü ceza alanların dosyaları temyize gönderilirken 5 yıl altı ceza alanların cezaevine gönderilmesiyle ortaya çıkan ‘hukuk garabeti’ hukukçuların ve meslek örgütlerinin tepkisini çekti.

Cumhuriyet’ten Zehra Özdilek‘in haberine göre, hukukçular ve meslek örgütlerinin değerlendirmeleri şöyle:

İzmir Baro Başkanı Özkan Yücel: İfade özgürlüğü açısından dünya ülkeleri arasında korkunç bir yerdeyiz. Bu aslında toplumun haber alma kaynağı olan bağımsız gazeteciliğin sona erdirilmesi veya idam fermanı gibi görülen bir uygulamadır. Son dönemde yargı toplumu susturmanın yolu olarak görülüyor. Sopa olarak kullanılıyor. Toplumda Cumhuriyet davası ile ilgili büyük bir hoşnutsuzluk var. Bu hoşnutsuzluk yerel seçimlerde bile kendini gösterdi. Adil ve bağımsız yargılamaların acilen önünün açılması gerekir.

“Denetimli serbestliğe başvuracağız”

Eski AİHM Hâkimi Rıza Türmen: Cumhuriyet davasının birçok yönü var. Bir yönü düşünce özgürlüğüdür. Cumhuriyet gazetesi çalışanlarının yazdıkları yazılar nedeniyle hapis cezalarına çarptırılmaları, başka bir suç gibi gösterilmesi düşünce ve ifade özgürlüğünün çok açık bir biçimde ihlalidir. AİHM’nin ifade özgürlüğü yönünde karar vereceği kesindir, benim görüşüme göre. İşin diğer yönü de 5 yıldan az mahkûmiyetlerin istinaf mahkemesinde sonuçlandırılmasıdır. 5 yıldan yukarı olanların temyize gidebilmesidir. Bunun doğruluğunda bir problem var. Daha az ceza alanların temyize gidememesi ona karşılık daha çok ceza alanların temyize gidebilmesi mahkemeye erişme bakımından bir hak ihlali doğruyor. Çünkü Yargıtay’a gidememe, mahkemeye erişme hakkına getirilen bir sınırlamadır. Bu sınırlamanın orantılı olması lazım. Bu koşulların hiçbiri yok. Adalet Bakanı bu konuda çalışma yapıldığını duyuruyorsa demek ki yanlışlığı kabul ediyor. Bu durumda infazın geri bırakılması olabilirdi fakat o olmadı. İlle de cezalandırmak istemişler. Çünkü hükümete yakın görüşlere sahip olmadıkları için. Bu çok açık. Türkiye’de demir soğutulacaksa önce bu haksızlıkların ortadan kalkması lazım.

Müdahil avukat Bahri Belen: Denetimli serbestlikle ilgili henüz bir başvuru yapılmadı. Yasa ‘terör suçudur’ diye nitelediği suçlar açısından infaz süresini farklı tuttu. Yani ceza ve infaz kanunu 105. A maddesi 27 maddesi onlar için farklı. Dolayısıyla iki yılın denetimli serbestlik olarak kullanılabilmesi imkânını onlara vermiyor. Oysa terör suçu olarak kabul edilmedi ki. Bunların şiddetle, terörle hiçbir alakası olmadığı açık. Yattıkları süreyle kalan süre iki yıldan daha az mutlak suretle denetimli serbestlikten yararlanacaklar. Fakat bu olamıyor maalesef. Ama biz buna rağmen önümüzdeki günlerde denetimli serbestlik için de, bu suçun terör suçu olmadığı gerekçesiyle 2016 Ağustos’unda KHK ile yapılan düzenlemeye dayanarak başvuruda bulunacağız.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Gökhan Durmuş: Cumhuriyet gazetesi eski çalışanlarından 6 meslektaşımızın tam da 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nden bir hafta önce tutuklanarak tekrar cezaevine girmeleri Türkiye açısından utanç vericidir. Hukuksuzluklarla dolu bir yargılama sürecinin ardından meslektaşlarımıza verilen cezalar siyasi kararla verildiğini göstermişti. Cumhuriyet gazetesi bu ülkenin yüz akı gazetelerinden birisidir. Hiçbir dönem burada çalışan gazeteciler, gazetecilik faaliyeti dışında bir şey yapmamıştır. Cezaevlerinde bulunan 142 meslektaşımız bir önce serbest bırakılmalıdır.

Gazetecileri Koruma Komitesi: Türk basınının önde gelen isimlerinin bir kez daha cezaevine gönderilmesi şaşkınlık verici. Bu, hukukun üstünlüğünün çöküşünün altını çizen, acımasız bir siyasi intikamın zirve noktası. Bu cezalandırma kimsenin işine yaramaz ve Türkiye’ye utanç getirir.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Basın Özgürlüğü Temsilcisi Harlem Desir: Türk yetkilileri bir kez daha gazeteciliği bir suç ve gazetecileri de terörist gibi görmekten vazgeçmeye çağırıyorum.

Basın Konseyi: Cezaevine konulmalarını kabul etmemiz mümkün değildir.Yeniden cezaevine konulan gazetecilerin bir an önce özgür bırakılmalarını talep ediyoruz.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum