Daron Acemoğlu’ndan yanıt

acemoglu_16_9_1530527216_16_9_1530598497.jpg

MIT’de profesör olarak görev yapan Türkiye doğumlu iktisatçı Daron Acemoğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kuracağı yeni kabinede, Türkiye’de ekonominin başına geçeceği siyasi kulislerde konuşuluyordu. Acemoğlu’ndan bu iddiaya yanıt geldi. Acemoğlu, kendisine böyle bir teklif gelmediğini belirterek “Kimse benimle temasa geçmedi. Konuşulanlar sadece dedikodudan ibaret.” dedi.

EKONOMİNİN GELECEĞİ KARANLIK GÖRÜNÜYOR

Cumhuriyet gazetesine konuşan Acemoğlu, bu konuda kimsenin kendisi ile temas kurmadığını söyledi.  Acemoğlu, yapısal problemleri çözmek için kısa vadeli politikalar yerine orta vadeli politikalara odaklanmadıkça ekonominin geleceğini karanlık görüyor. Türkiye ekonomisindeki yapısal, siyasi ve yargı ile ilgili sorunlara dikkat çeken ünlü profesör, problemlerin seçim belirsizliğinin sona ermesiyle çözülecek kadar kolay olmadığını düşünüyor.

Acemoğlu’nun Türkiye ekonomisine ilişkin yaptığı değerlendirmelerde öne çıkan ifadeler şunlar oldu:

“Seçim belirsizliği ortadan kalktı. Türkiye ekonomisi hızlı bir şekilde iyileşecek mi? Ben öyle düşünmüyorum. Türkiye ekonomisinin yapısal sorunları olduğunu düşünüyorum. Yüksek enflasyona, düşük yatırım oranlarına ve doların değer kazanmasına neden olan seçimle ilgili belirsizlik değildi. Yapısal sorunlar, son 10 yılda Türkiye’nin ekonomik büyümesinin krediler ve gayrimenkul sektörü tarafından körüklenmesi gerçeğiyle ilgili. Türkiye ekonomisinde, son 10 yılda, çok fazla verimlilik artışı olmadı. Teknolojik gelişme veya gayrimenkul sektörü dışında yatırım artışı yaşanmadı.”

”SERT İNİŞ”  RİSKİ VAR

”Bence ‘sert iniş’ riski var. Bu senaryo, gayrimenkul ve inşaat sektörleri üzerinden, tüketimle körüklenen ve dış ticarete konu olmayan büyümenin yaşandığı gelişen ekonomileri gözlemleyenlerin çok aşina olduğu bir senaryodur. Bu şekilde bir büyümeyi daha sonra ani duruşlar izler. Bazen negatif büyüme ve bazen enflasyon, bazen bankacılık sektöründeki problemleri beraberinde getirir. Türkiye, ümit ediyorum ki, negatif büyümeyi, özellikle inşaat sektöründe birçok şirketin iflasını ve daha sonra bankacılık sektörüne ve ekonominin geri kalanına yayılan riskleri içeren sert inişten kaçınır. Ancak ‘sert inişi’ önlemek için gerekli olanı yaptığımızı düşünmüyorum.”

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum