CHP Grup Başkanvekili Altay:

TBMM (AA) – CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, CHP Parti Meclisi (PM) üyesi Sera Kadıgil’in gözaltına alınmasına ilişkin, “Kesinlikle bir ‘hayır’ kampanyasını engellemeye yönelik psikolojik basınç” değerlendirmesinde bulundu.

Altay, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, “Bürokratların arsız, hadsiz tutumlarına bugün yeni arsızlıkların ve hadsizliklerin eklendiğini” ileri sürdü.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Malatya İl Seçim Müdürü Gürsel Dursun’un sosyal medya paylaşımlarına tepki gösteren Altay, “Ben atmadım çocuğum attı bu tweeti’ diyerek masum bir çocuğu bu işe alet etmesi de tam tabirle söylüyorum, terbiyesizliktir, edepsizliktir. Ülkede herkes haddini bilecek.” diye konuştu.

Altay, herkesin kanunların kendine biçtiği rol ve yetki çerçevesinde hareket etmek zorunda olduğunu, kimsenin kaynağını anayasadan almadığı bir yetkiyi kullanamayacağını belirterek, “Bu vesileyle bu tür bürokratları, kaymakamları, valileri tekrar uyarma gereği duyuyoruz. Haddinizi bilin. Haddinizi bilmezseniz, millet size haddini bildirir.” ifadesini kullandı.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın referandumun taraflarına ilişkin açıklamalarını anımsatan Altay, şöyle devam etti:

“‘Evet’ cephesinin en önemli aktörleri şunlardır: Sayın Erdoğan, Sayın Bahçeli, PKK, FETÖ, DAEŞ’tir. ‘Evet’ cephesi bu güçlerden oluşmaktadır. ‘Hayır’ diyenler AK Parti’ye oy veren seçmenler, muhafazakarlar, milliyetçiler, ülkücüler, sosyal demokratlar, sosyalistler, demokratlar, liberallerdir. ‘Evet’ isteyen özelde iki şahıs ve üç terör örgütüdür. Çünkü, parti devleti inşası Türkiye’de otomatik olarak bir kaotik ortamın oluşmasına yol açar. Terör örgütlerinin beslendikleri en önemli zeminde kaotik ortamdır. Erdoğan, Bahçeli, PKK, FETÖ ve DAEŞ bu referandumda ‘evet’ çıkması için ellerini ovuşturmaktadır.”

– “Hayır kampanyasını engellemeye yönelik psikolojik basınç”

Altay, CHP Parti Meclisi üyesi Sera Kadıgil’in başka bir dava için gittiği adliyeden gözaltına alınmasının “Yargının ne kadar kokuştuğunu, çürüdüğünü bir kere daha gözler önüne serdiğini” savundu.

Bunun kesinlikle bir “Hayır” kampanyasını engellemeye yönelik psikolojik basınç olduğunu ileri süren Altay, şunları söyledi:

“6 yıl önce genç bir kızın attığı bir tweeti bahane göstererek, CHP PM üyesini adliyede gözaltına almak cüretini gösteren savcılar, acaba hukuk fakültesi birinci sınıfta gördükleri dersleri de mi unuttular da FETÖ, PKK, DAEŞ için övücü sözler söyleyen AK Parti milletvekilleri, bakanlar, genel başkan yardımcıları hakkında bir fezleke düzenlemek aklınızdan geçmez.”

Engin Altay, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bizim, ‘hayırla’ ilgili olarak safımız bellidir. O safın içinde Temel Karamollaoğlu, Meral Akşener, Sinan Oğan, Kemal Kılıçdaroğlu, Rahşan Ecevit, Fazıl Say da var. DİSK, KESK, Birleşik Haziran Hareketi, Türkiye Barolar Birliği de var. Geçenlerde bir siyasetçi açıklamıştı, Abdullah Öcalan ile hükümet görüşüyor mu görüşmüyor mu? Daha önce ‘görüşen şerefsiz’ deyip öğleden sonra ‘ben yolladım görüştürdüm. Derdi olan bana gelsin’ diyen Erdoğan’a soruyorum: Öcalan ile sizin bilgi ve izninizle yürütülen bir görüşme var mıdır? Bunu da merak ediyoruz. Bize gelen bilgiler çok farklı görüşmelerin olduğu noktasındadır. MİT Müsteşarı ile Genelkurmay Başkanı’nın ismini vermeyeceğim, kamuoyunca da bilinen bir şahısın evinde ne görüştüklerini merak ediyoruz. Genelkurmay Başkanı, Cumhurbaşkanlığı yaveri değildir. O işi yapacak ayrı biri var. Bu millet ordusunu, kışlasında kalmak şartıyla sever, sayar, büyük bir duygu bağıyla ordusuna bağlıdır ama ordu, hükümetin siyasi emellerine, iç politika süreçlerine figüran ve alet oluyorsa, orduya da askere de ‘haddini bilin’ demek zorundayız. Başka çaremiz yoktur.”

– “Herkes kendine yakışanı yapacaktır”

Açıklamalarının ardından, gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Altay, partisinin TBMM Başkanlık Divanı Katip Üyesi ve Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen’in Meclis tarafından karşılanan iletişim gideri faturalarına ilişkin soruya, Meclis Başkanlık Divanı’nın önümüzdeki hafta başında bu konuyla ilgili toplanma kararı aldığını öğrendiklerini aktardı.

Altay, “Kim ne harcadıysa ortaya çıksın. Biz bundan çekinmiyoruz. Kim, kendisine verilen bir hakkı suistimal etmişse de elbette siyasetin kuralları bellidir. Herkes kendine yakışanı yapacaktır.” dedi.

İsrail ile siyasi ilişkilerin yeniden başlamasının anımsatılması üzerine Atay, “Bütün ülkelerle dostane ve iyi ilişkilerimiz olmalıdır ama Mavi Marmara şehitlerinin kanının 20 milyon liraya değişen bir hükümetin, İsrail ile ilişkilerinin çok sağlıklı olabileceğine, Türkiye’nin menfaatleri ve lehine olabileceğine doğrusunu isterseniz inanmıyorum.” diye konuştu.

Bir gazetecinin, “İmralı ile yapılan görüşmelerin referandum süreciyle mi bağlantılı olduğunu düşünüyorsunuz?” sorusunu yanıtlayan Altay, başka bir şey olacağının aklına gelmediğini ve bir görüşme yapıldığının herkesin bildiği durum olduğunu ifade etti.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum