Bilgi Üniversitesi’nden ‘göç’ konferansı: “Öteki’den öğrenmek”

1563889497575-gggg.jpg

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde farklı ülkelerden birçok akademisyenin katılımıyla “Öteki’den öğrenmek: Göç alan ülke deneyimleri üzerine tartışmak” başlıklı konferans düzenlendi.

Evrensel’de yer alan habere göre, Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Pınar Uyan Semerci, yaptığı açılış konuşmasında mülteci sorununa yaklaşıma dair perspektifi değiştirmek istediklerini belirterek sadece Türkiye’nin değil mültecilere ev sahipliği yapan tüm ülkelerin deneyimlerinin önemli olduğunu söyledi. Semerci’den sonra söz alan Oxford Üniversitesinden Sosyal Antropolog Dawn Cahatty, 2011’de başlayan Suriye savaşına yönelik tarihi bir arka plan sunduktan sonra 2018’de 181 ülke tarafından imzalanan BM Mülteciler Paktının etkilerine dair incelemelerini paylaştı.

Lübnan, Ürdün ve Türkiye deneyimlerinin karşılaştırılması başlıklı oturumda, oturum başkanı Gencer Özkan, mülteci krizinden en çok etkilenen ülkelerden biri olan Türkiye’de bu tartışmaları yürütmenin öneminden bahsetti. Ürdün’den gelen Dr. Ayat Nashwan, özellikle mülteci kadınların ekonomik refah durumlarını Ürdün örneği üzerinden ortaya koydu.

Nashwan, mültecilerin kayıt dışı işlerde daha çok çalıştığını ve çok uzun çalışma saatlerine sahip olmalarına rağmen çok düşük ücretlere çalıştırıldıklarını belirtti. Mülteci kadınların çocuk bakımı sıkıntısı, iş yerinde uygulanan ayrımcılık, iş yerlerinin kısa süreli kontratlar yapması, kamp alanından çok uzak yerlerde çalışmak zorunda kaldıkları için işe başladıktan sonra uzun süre devam edemediklerinden bahseden Nashwan, “Yüksek işsizlik oranları Suriyeliler gelmeden de vardı. Neden işsizliğin suçunu onlara yıkalım? Mevcut durumun kimler tarafından yaratıldığını, kimlerin sebep olduğunu yeniden düşünmeliyiz” dedi.

Lübnan’daki protestolar gündeme geldi

Beyrut Amerikan Üniversitesinden gelen Carmen Geha da Lübnan’daki politik sistemin mülteci sorunuyla ilişkisine dair konuştu. Carmen’e sorulan soruların tamamı Lübnan’daki protestolara mültecilerin katılımıyla ilgiliydi. Carmen, mültecilerin protestolara görünür bir sayıda katılmadıklarını ancak sokaktaki protestolardan, söylenen şarkılardan da görüleceği üzere sokaktaki insanların mültecileri sahiplendiğinden bahsetti ve her ulustan annenin -çocuklarına kendi uluslarını aktaramadıkları için- sokaklarda çokça göründüğünü ekledi.

“İdeal geri dönüş” tartışıldı

Prof. Ahmet İçduygu ise mültecilerin devlet politikalarında araçsallaştırıldığını söyledi. İçduygu, geri dönüşün nasıl olacağına dair soruya “İdeal geri dönüş şartları, birinci olarak güvenli olmasıdır ki Suriye’nin mevcut durumu açısından bunu söyleyemeyiz. İki, geri dönüş gönüllü bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Üçüncüsü ise, belki de en az tartışılan konu, sürdürülebilir olmalıdır yani insanlar geri döndüklerinde yaşamlarını orada sürdürebilmeli. Bu üç durumun da şu anda Suriye’de mevcut olduğunu düşünmüyorum” yanıtını verdi.

Etkinliğin ikinci oturumunda “Birlikte nasıl yaşayacağız?” başlığı altında sunumlar gerçekleştirildi. Humboldt Üniversitesinden Bojana Babic, yerinden edilmiş Suriyelilerin şehir yaşamını, istanbul ve Kahire üzerinden yaptığı incelemelerle sundu. TOBB Üniversitesinden Başak Yavçan, Sultanbeyli ve Şişli’deki sosyal merkezleri incelediği sunumunu yaptı.

Fotoğraf: Evrensel

Eğitim reformu inisiyatifinden Burcu Meltem Arık Akyüz, Türkiye’de Suriyeli çocukların eğitime erişimi sorunu üzerine konuştu. Çokdilli eğitimin verilmesi gerektiğini belirten Akyüz, Türkçenin Suriyeli çocuklara ikinci dil olarak öğretilmesini, zorbalığın ve şiddetin önlenmesine yönelik önlemlerin alınması gerektiğini, öğretmenlerin perspektifini geliştirilmesi gerektiğini önerdi. Bilgi Üniversitesinden Gülay Uğur Göksel ise toplumun Suriyelilere yönelik negatif bakışının sebeplerine yönelik bir sunum yaptı.

“Söylemler, algılar ve davranışlar” başlıklı üçüncü oturumda Bilgi Üniversitesinden Ayhan Kaya, mülteci ve yabancılar söylemleri üzerinden mültecilere yönelik politik çerçeveyi incelediği sunumunu yaptı.

Pınar Uyan Semerci ise Türkiye’deki anti-mülteci davranışları üzerine sunumunu gerçekleştirdi. Anti mülteci davranışların temel argümanının “tehdit” unsuru olduğunu belirten Semerci’nin ardından ana akım medyanın mülteci krizi inşasını Ürdün, Türkiye ve İsveç gazeteri üzerinden inceleyen Lund Üniversitesinden Dalia Abdelhady sunumunu yaptı

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum