Başbakan Yıldırım 24 Haziran seçim hedefini açıkladı

binali-yildirim-kimdir-h1475055237-e46076-1.jpg

Başbakan Binali Yıldırım, “Bizim hedefimiz ilk turda seçimi halletmek istiyoruz. İkinci tura bırakmak haksızlık olur, bizim başarısızlığımız olur” dedi.

İzmir Alsancak’ta ortak canlı yayında konuşan Başbakan Binali Yıldırım önemli açıklamalarda bulundu. Yıldırım, 24 Haziran’da yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilleri seçimleriyle ilgili herhangi bir oran vermeyeceğini belirterek, “Bizim hedefimiz ilk turda seçimi halletmek istiyoruz. Temmuz ayı herkesin işi gücü var. İkinci tura bırakmak haksızlık olur, bizim başarısızlığımız olur. Oran vermek prensibim değil. Vatandaş bunu dayatma gibi alılar. Onun için vatandaşın oyuna saygı adına bizim bir oran telaffuz etmemiz yanlış olur” diye konuştu.

“Menbiç’teki PKK varlığı bir tehdit ve güvenlik meselesidir”

Dış politika ile ilgili soruları da yanıtlayan Başbakan Yıldırım, Menbiç ile ilgili olarak, “Biz ‘PKK uzantıları YPG, PYD gibi unsurlar buradan çekilsin gitsin’ diyoruz. PKK çökmüş oraya insanların tepesinde boza pişiriyor. Biz Amerika’ya diyoruz ki ‘burası boşalsın, terörden temizlensin.’ Bunu yapmazlarsa biz güvenlik açısından ne gerekiyorsa yaparız. Ümit ederim bu işe ihtiyaç kalmaz. Biz NATO içinde herhangi bir gerginliğe meydan vermek istemeyiz ama Menbiç’teki PKK varlığı bir tehdit ve güvenlik meselesidir ve mutlaka çözülmelidir” dedi.

“Amerika’nın adım atması lazım”

Başbakan Yıldırım, “ABD ile ilişkiler normalleşebilecek mi?” sorusuna, “Bu biraz Amerika’nın tutumuna bağlı. Eğer Türkiye ile ilişkilerini geliştirmek isterse adım atacak. Atması gereken ilk adım FETÖ ile ilgili. Önce iade edecek. İki; ABD Suriye’de Türkiye’nin düşmanı olan YPG ve PYD unsurları ile iş tutmaktan vazgeçecek. Üç; Türk haklının güvenini kazanmak için daha çok çaba sarf edecek. Bunun için adımlar atılması lazım. Biz her türlü şeye hazırız. Biz dostane şekilde sürdürmeye niyetli ve kararlıyız. Bütün birikimleri yok etmeyi biz istemeyiz ama bu tek taraflı olacak bir şey değil. Biz yapıcıyız. Ama ‘anlaşalım da bizim dediğimiz olsun’ derseniz olmaz” yanıtını verdi.

“110 binin üzerinde dosya var”

Başbakan Yıldırım, FETÖ sebebiyle açığa alınan ya da ilişikleri kesilen kamu çalışanları ile ilgili soruya ise şu yanıtı verdi:

“Darbeye iştirak edenler zaten mahkemelerde hesabını veriyor. Yılsonuna tamamlanmış olur. İbadet olsun diye yapılan yardımlara para vermiş olan var. Bunları ayrı tutmamız lazım. Kamuda bilerek bilmeyerek bunların ağına düşmüş olanlar var. Başlangıçta işi riske edemezdik. Şimdi biliyorsunuz bunlara hukuk yolu kapalıydı, açığa alınanlar, ilişiğe kesilenler için itiraz komisyonu kurduk. O konuyu hızlandırıyoruz. Onun hazırlığı çok uzun sürdü. Bundan sonra hızlanacak. 110 binin üzerinde dosya var.”

“Herkesi sözleşmeli yapacağız diye bir şey yok”

Programda vatandaş sorularını cevaplayan Başbakan Yıldırım kamuda kadro bekleyenlerin sorusuna, “Ben popülizmi sevmem. Kamuda çalışanların tüm çalışanların sözleşmeli olmasından yanayım. İleriki yıllarda sözleşmeliye geçmemiz lazım. Performansı artırmak için buna ihtiyacımız var. Sözleşmeli olmak güvence açısından olumsuzluk getirmiyor. Sözleşme performansı artırıyor. Verimlilik artıyor. Bölgeler arası ihtiyaçları planlama yapabiliyorsunuz. Sözleşme size iş güvencesinde bir olumsuzluk da getirmiyor. Yine devlette çalışıyorsunuz. Yanlış anlaşılma olmasın. Bizim böyle bir çalışmamız yok. Herkesi sözleşmeli yapmak mümkün değil. Anayasa’da böyle bir şey yok . Ama sözleşmeli olarak yeni alacağımıza da almamıza engel bir şey yok. Sözleşmeli zaten çok az vardı. Yanlış anlaşılmasın. Herkesi sözleşmeli yapacağız diye bir şey yok” cevabını verdi.

İmar barışı

İmar barışı hakkında gelen soruyu da yanıtlayan Başbakan Yıldırım, şöyle konuştu:

“İzmir binalarında bütün yapı stokunun ne kadarı izinsiz, ruhsatsız tahmin edin; yüzde 62. Dünya şehri İzmir’den bahsediyoruz. Yapıların yüzde 68’i ruhsatsız ve depreme karşı yeterli sağlamlığa sahip değil. Bu bir günde olmadı. Yıllar boyu sorun geldi, herkes görmezden geldi. Bizim yaptığımız bir imar affı değil, bir durum tespiti. 12 milyon yapı, ya ruhsata aykırı yapılmış, ya mülkiyet problemi var veya hiç imarı yok. Kaçak yapılmış. Bunu yok saymakla yok olmuyor. Bunlara yapı kayıt belgesi vereceğiz. Beyanname veriliyor ya, orası arsa görünüyor ama bina var, resmiyette yok. Dolayısıyla onu kullanan kendi malı olduğunu dahi hissedemiyor. Bu onun için atılan bir adım. Belgeyi alacak, elektriği, de suyu da bağlayacak. Kentsel dönüşüme dahil olursa ona ciddi bir teşvikler de sağlanacak. Dahil olmayıp kendisi tekrar binasını yapmak isterse belge ona hak getirecek. Gidecek belediyeye müracaat edecek. İmar planına uygunluğuna göre yapacak. Bu bir anlamda geçmiş dönemlerden bugüne kadar devam eden çarpık yapılaşmayı durduruyor ve bundan sonra rehabilitasyon sürecini başlatıyoruz. Bundan küçük miktarda paralar alınıp kentsel dönüşüm hesabına aktarılacak. Onunla dönüşüm yapılacak. İnsanlara bina yapılana kadar kirada oturacakları yerler verilecek. Kentlerimiz büyüyor, ama büyüme kontrolsüz oluyor. Daha iyi gelecek için herkes daha iyisine geliyor. Niye Suriyeliller bize geliyor, adamlarda yaşam korkusu var. Ülkemizin her tarafında deprem riski var. Bu bir anlamda deprem dönüşümünü de gerçekleştiriyor.”

“Ekonomi ile ilgili endişe yok”

Başbakan Yıldım, vatandaşların “Ekonomide risk görülüyor mu?” sorusuna ise şu cevabı verdi:

“Türk ekonomisi üzerinden bir takım hinlik düşünenler var. Bu yeni değil. AK Parti iktidarının 4-5 yıl sonrasından itibaren bu hep var oldu. Biz de gerekli reformları alarak bunu defettik. Hesabımızı düzgün tuttuk ama hatırlayın 2009’da başlayan ve hala devam eden küresel kriz birçok ülkeyi perişan etti, Türkiye’yi teğet geçti. Aldığımız kararla biz krizi atlatmanın ötesinde yatırımı artırdık. Kamu yatırımlarını artırdık. Amerika 10 senedir ‘altyapıyı yenileyeceğiz’ diyor ama bir şey yapamıyorlar. Geçen gün Trump konuşma yapıyor Macron’a ‘7 trilyon lazım’ diyor. Sizi bedava koruyamam hazır ol diyor yani. Ekonomi ile ilgili endişe yok. Yabancı yatırımcının hala Türkiye’ye ilgisini devam ettiriyor. Türkiye’yi 3,5 kat büyüttük. Şaka değil.”

“Akıl teri alın terinin yerine geçiyor”

Başbakan Yıldırım, gençlerin önemine de şu sözlerle vurgu yaptı:

“Gelecek yapay zeka, gelecek dijital ekonomi, gelecek artık sanal gerçeklikte yani teknolojide. Gençler teknolojinin içinde yetişiyor. İnternet çağı, bilgi toplumu çağı demektir. Bilgi de en büyük güçtür. Bilgiye sahip olup onu üretir, onu güce çevirirseniz o zaman fark atarsınız. Geleneksel üretim alışkanlıklarımız artık yavaş yavaş gündemden düşüyor ve akıl teri alın terinin yerine geçiyor. Bizde akıl teri genç nesilde var. Petrolün, doğalgazın bir ömrü var ama bizim insanımız var, gençlerimiz var. Bu en büyük kaynağımız. Hindistan dünyanın en zengin ülkesi değil ama ikinci sırada.” Başbakan Yıldırım, yayının ardından İstanbul’a hareket etmek için yola çıktı.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum