Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş: Türkiye’nin tavrı, tarzı bellidir

basbakan-yardimcisi-kurtulmus-turkiyenin-tavri-tarzi-bellidir_efbda81.jpg

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Suriye ile ilgili, “Biz kapalı kapılar ardında ne konuşuyorsak meydanda da onu konuşuyoruz. A ülkesine başka bir şey, B ülkesine başka bir şey söylemiyoruz. Türkiye’nin tavrı, tarzı bellidir. Bu anlamda da Esed rejiminin cezalandırılmasıyla ilgili bütün ülkelerle de görüşmelerimizi sürdürüyoruz.” dedi.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Giyimkent Tekstilya Fuar Merkezinin açılışında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

ABD’nin Suriye’de rejime ait hava üssünü vurmasına ilişkin bir soru üzerine Kurtulmuş, salı günü Suriye’de gerçekleştirilen kimyasal saldırıyı nefretle, şiddetle kınadığını ifade ederek, yapılanın bir savaş suçu olduğunu belirtti.

Kurtulmuş, daha önce de rejimin Suriye’de kendi halkına karşı, masum sivilleri öldüren kimyasal silah saldırılarında bulunduğunu dile getirerek, şunları söyledi:

“Ne yazık ki uluslararası sistemin dengeleri, diplomasinin dengeleri gereği o dönemde hiçbir şey yapılamadı. İnsan hakları savunucuları fotoğraflarla, yayınlarıyla, dosyalarıyla konuyu dünya kamuoyuna taşıdı. Ne yazık ki gerekli tedbir alınamadı. Dünya sisteminin artık maalesef barışı sağlama yeteneği kalmamıştır. 5 tane ülkenin dudakları arasındadır 7,5 milyar insanın güvenliği. Herhangi bir şekilde açık bir insanlık suçu da işlense, savaş suçu da işlense, BM’de arkasını bir dayıya yaslamış olan, kendisini tutan birisi varsa BM’de, veto sahibi ülkelerden birisi veto ediyor ve bu süreç maalesef hep baltalanıyor. Uluslararası camianın ve insanlığın Rusya’dan beklediği, BM Güvenlik Konseyine bu kimyasal saldırılarla ilgili konu geldiği zaman görüşmeleri tıkamaması, kilitlememesi ve veto etmemesidir. Maalesef dünkü oturumda da gördük ki BM’de konu gündeme geldiği zaman Rusya, kimyasal saldırıyla ilgili olumsuz bir tutum sergilemekte ve rejimi destekleyen bir tutum içerisinde olmaktadır. Bunu da kabul etmek mümkün değildir.”

Suriye iç savaşının ilk 3 yılının iç savaş, sonraki sürecin vekalet savaşları şeklinde geçtiğini anlatan Kurtulmuş, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Artık vekalet savaşları üzerinden bu savaşı sürdürmeyi bırakmak lazım. Ülkeler her birisi bir takım silahlı grupları tutarak, kendi güçlerini pekiştirmeye çalışıyorlar. Olan gariban Suriye halkına oluyor. Bu, kabul edilebilir bir durum değildir. Uluslararası camianın bir an evvel Suriye’de halkın güvenliğini garanti altına alabilecek adımları atması lazım. Bu anlamda da BM gerekiyorsa güvenli bölge ortaya koymak dahil her türlü adımı atmalıdır. Mevcut durum, maalesef meselenin bu şekliyle gerçekleşmeyeceği yönünde emareler taşıyor. Her vekalet savaşının bir sonu var. Eğer bu vekalet savaşlarını bir an evvel sona erdirip, Suriye’de halkın istediği bir barış tesis edilemezse, bir müddet sonra ilgili taraflar Ortadoğu’da vekalet savaşını bırakıp, kendileri savaşmak durumunda kalır. Dolayısıyla Ortadoğu’da çok büyük bir bölgesel savaşın ve belki de bir küresel savaşın fitilini ateşleyecek. Bu gelişmelerin önüne geçmek lazım. Rusya’nın rejime arka çıkmaktan vazgeçmesi, öncelikle bu insanlık suçunun BM ve uluslararası camia tarafından ciddi bir şekilde cezalandırılması gerekir. Suriye’de, Türkiye’nin, Rusya’nın, İran’ın da taraf olduğu, garantör olduğu, Astana süreci, Cenevre süreci gibi süreçlerin hızlandırarak sürdürülmesi lazım ki sonuç alınabilsin. Bunun ilk yolu önce büyük bir insanlık suçu olan bu kimyasal silahların kullanılması, şiddetle uluslararası camia tarafından cezalandırılmalıdır. Yoksa yapanın yanına kar kalırsa, bundan sonra herkes bu tür insanlık suçu işlemeyi sürdürür.”

“Uluslararası camianın ortak bir tavır ve tarz geliştirmesi lazım”

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, gelişmelerin ardından Türkiye’nin ABD ve Rusya ile herhangi bir görüşme yapıp yapmadığına ve Türkiye’nin bundan sonraki tutumuna ilişkin sorular üzerine, Türkiye’nin BM’ye bir mektup gönderdiğini hatırlatarak, “Türkiye’nin tutumu çok açıktır. İlk andan itibaren Türkiye’nin tutumuyla ilgili hepimiz görüşlerimizi ortaya koyuyoruz. Türkiye, bölgede halkın istediği bir barıştan yanadır ama herkes sorumluluklarını yerine getirsin, garantörlüğünün gereğini yerine getirsin. Bu bölgede, bu coğrafyada tansiyonun düşürülebilmesi için Esed rejiminin yaptığı bu insanlık suçunun yanına kar kalmaması lazım. Bunun açıkça cezalandırılması lazım. Bizim diplomaside şöyle bir usulümüz var. Biz kapalı kapılar ardında ne konuşuyorsak meydanda da onu konuşuyoruz. A ülkesine başka bir şey, B ülkesine başka bir şey söylemiyoruz. Türkiye’nin tavrı, tarzı bellidir. Bu anlamda da Esed rejiminin cezalandırılmasıyla ilgili bütün ülkelerle de görüşmelerimizi sürdürüyoruz.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye olarak, bize ne düşüyorsa, biz bunu yapmaya hazırız” açıklaması hatırlatılarak sorulan bir soruya da Kurtulmuş, şu yanıtı verdi:

“Çok açıktır, Suriye’de kimyasal silahların kullanılmasıyla ilgili uluslararası camianın ortak bir tavır ve tarz geliştirmesi lazım. Biz Türkiye olarak Esed rejiminin kullandığı kimyasal silahlara karşı olduğumuzu ifade ettik. Geçmiş dönemlerde Saddam rejimi Halepçe’de kimyasal silahlar kullandığında da herkes mırın kırın ederken buna en açık karşı çıkışı Türkiye ortaya koymuştur. Türkiye olarak biz bunun bir insanlık suçu olduğunu biliyoruz. Hiç kimse öyle mırın kırın etmesin, siyaseten kendine mevzi kazandıracak sözlerle zaman kaybettirmesin, bu insanlık suçunu cezalandırmak için herkes elini taşın altına koysun, Türkiye bu konuda hazır olduğunu, elini taşın altına koyabileceğini ifade etmiştir.”

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum