'Babamın öleceğini bilseydim daha çok kucaklardım'

babamin-olecegini-bilseydim-daha-cok-kucaklardim_7a7b2e9.jpg

BAKÜ

Ermenilerin 26 Şubat 1992’de Azerbaycan’ın Hocalı kasabasında yaptığı katliamın üzerinden tam 25 yıl geçti ancak o vahşeti yaşayanların yüreklerindeki acı hiç azalmadı.

Stratejik önemi dolayısıyla Hocalı’yı ele geçirmek isteyen Ermeniler, kasabayı sadece işgal etmekle yetinmeyerek, hafızalardan silinmeyecek bir katliam gerçekleştirdi.

Hocalı Katliamı’nda, 106’sı kadın, 70’i yaşlı, 63’ü çocuk olmak üzere 613 Azerbaycan vatandaşı acımasızca katledildi. Katliamda, 8 aileden 25 çocuk hem anne hem de babasını kaybetti. O çocuklardan biri olan Hemail Halilova (31), bugün hem doğduğu kasabanın, hem de 6 yaşında kaybettiği ebeveynlerinin özlemi ve şahit olduğu vahşetin acısıyla yaşıyor.

Halilova’nın, anne, baba ve kız kardeşi dahil 11 yakın akrabası Hocalı Katliamı’nın kurbanı oldu, babası gözlerinin önünde can verdi, kendisi ile kız kardeşiyse mucize eseri kurtuldu.

Henüz 6 yaşındayken tanık olduğu vahşeti AA muhabirine anlatan Halilova, o gün yaşadıklarını bir gün olsun bile unutmadığını, kaybettiği yakınlarını her gün düşündüğünü söyledi.

Çocukluğunun top, füze ve kurşun sesleri altında geçtiğini belirten Halilova, katliamdan önceki günlerde çatışmaların daha da şiddetlendiğini ve devamlı bodrum katlarında saklanmak zorunda kaldıklarını anlattı.

25 Şubat akşam saatlerinde ailece sofraya oturdukları zaman kasabanın daha ağır ateşe tutulduğunu bildiren Halilova, yaşadıklarını şöyle ifade etti:

“Beş kişilik bir aileydik. Ebeveynlerim ve 4 yaşında ve 23 günlük kız kardeşlerim. Sonumuzun böyle olacağını hiçbir zaman aklımıza gelmezdi. Yemeğimizi yiyemedik ve bodrumlara saklandık. Fakat bir daha evimize dönemedik. Yalın ayak, başı açık, üzerimizde sıcak giysiler olmadan soğuk havada ormanın yolunu tuttuk. Karanlıkta bazen birlikte gidiyorduk, bazen birbirimizden ayrı düşüyorduk. Küçük kardeşim çok ağlıyordu, annem onu emzirerek sakinleştirmeye çalışıyordu. Büyükler, taşıması için çocukları paylaştı. En küçük kardeşimi babaannem, diğer kardeşimi annem, beni de babam aldı. Bir süre yürüdükten sonra birbirimizden ayrı düştük.”

“Babamı bir daha görmedim”

Karanlık ve şiddetli soğukta bir süre babasıyla yol aldığını dile getiren Halilova, “Yalın ayak yürüdüğüm için bacaklarımı hissetmiyordum. Bazen babam kucağına alıyordu, bazen indiriyordu. Dayanamıyor, ağlıyordum. Ağladığımı gören babam beni susturmaya çalışıyordu, ‘Sus Ermeniler bizi yakalar’ diyordu. Babamın beni susturmak için o an attığı tokadı bile çok özledim.” diye konuştu.

Yol boyu devamlı ateşe maruz kaldıklarını hatırlayan Halilova, zorlu yolculuğunu şöyle anlattı:

“Aniden babamın yere yığıldığını gördüm. Önce hiçbir şey anlamadım. Kalkmaya çalıştı fakat kalkamadı. Meğer kurşun isabet etmiş. Bana gitmemi söyledi. Fakat hiçbir yeri bilmiyordum. Nereye gidebilirdim? O anda arkadan bazı akrabalarımızın geldiğini gördüm. Babam onlardan beni de almalarını rica etti. Babamdan ayrılamıyordum. Biraz gittikten sonra tekrar dönüp öpüp kucakladım. O da beni kucakladı. Akrabalarım beni ondan zorla ayırdı. Babamı bir daha görmedim.”

“Anneme 1, kız kardeşime 2 kurşun isabet etti”

Halilova, 27 Şubat’ta Ağdam’a ulaşıyor ve hemen hastaneye kaldırılıyor. Doktorlar donduğu için bacak derisini soyuyor, ayak tırnaklarını çekiyor. Hastaneden amcasına teslim ediliyor. Babaannesi ve 23 günlük kızkardeşiyle bir akrabalarına yerleşiyorlar. Halilova, bundan sonra yaşadıklarını şöyle dile getirdi:

“Babamın, annemin ve kız kardeşimin öldüğünü öğrendik. Anneme 1, kızkardeşime 2 kurşun isabet etmiş. Cesetlerinin görüntülerini o zaman gazeteciler çekmiş. Hepsi Ağdam’da defnedildi. Sonradan Ağdam da işgal edildi. Bugün hiçbirinin mezarını ziyaret edemiyorum. O günleri hiç unutamıyorum. Babamın öleceğini bilseydim onu daha çok kucaklardım. Biz büyümedik. Bizim çocukluğumuz gözümüzde kaldı. Yaşımız büyüdü fakat kalbimiz çocuklukta kaldı.”

Muhabir: Ruslan Rehimov

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum