ANALİZ – Trump'ın söylemleri İsrail'in iştahını kabartıyor

KUDÜS (AA) – ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump’ın yemin ederek göreve başladığı 20 Ocak’tan bu yana İsrail’in işgali altında bulunan Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da 3 binden fazla yeni konut yapılmasına onay vermesi “Trump iktidarının İsrail’deki sağcıların iştahını kabartması” şeklinde yorumlanıyor.

İsrail hükümetinin son dönemde yerleşim birimleri konusunda izlediği politika ve hükümet yetkililerince dillendirilen söylemler, İsrail’in Trump’la anlaşmaya vararak Batı Şeria’nın yüzde 61’ini oluşturan “C Bölgesini” ilhak etme yönünde bir planı olduğunu ortaya koyuyor.

Trump’ın seçim kampanyası sırasında gündeme getirdiği “Meksika sınırına duvar örmek, mültecilerin girişini yasaklamak” gibi tartışmalı vaatlerini peşi sıra yerine getirmesi, Yahudi yerleşim birimlerine verdiği destek ve ABD Büyükelçiliğinin Tel Aviv’den Kudüs’e taşınması söylemlerini de hayata geçirebileceği şeklinde değerlendiriliyor. Bu durum, ABD ve İsrail yönetimlerinin yerleşim birimleri konusunda hiç olmadığı kadar birbirlerine yakın bir tutum içerisinde olduğu yorumlarına neden oluyor.

AA muhabirine konuşan Filistin ve İsrailli uzmanlar, Trump’ın başkanlık koltuğuna oturmasının hemen akabinde bir hafta içinde İsrail’in Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da 3 binden fazla yeni konut yapılmasına onay vermesini “Trump iktidarının İsrail’deki sağcıların iştahını kabartması” şeklinde değerlendirdi.

– İsrail, Batı Şeria’da bir Filistin devleti kurulmasını imkansız hale getirmeye çalışıyor

Arap Araştırma Derneği Haritalar Bölümü Başkanı Halil et-Tufekci, İsrail’in Batı Şeria’da bir Filistin devleti kurulmasını imkansız hale getirmeye çalıştığını söyledi. Tufekci, “İsrail’in Batı Şeria’da bir Filistin devleti kurulmasının engellenmesi konusunda açık bir planı olduğu biliniyor. İsrail’deki sağcı partiler de Trump’ın Beyaz Saray’a çıkmasını bu planın uygulamaya konulması için tarihi bir fırsat olarak görüyor.” dedi.

İsrail’in Batı Şeria’daki büyük yerleşim birimlerini topraklarına katmayı, sonrasında da yüzde 61’ini oluşturan “C Bölgesini” ilhak etmeyi planladığını ifade eden Tufekci, böylelikle Filistinlilere Batı Şeria’nın sadece yüzde 40’ından daha az bir bölümünün kalmasıyla sınırlı bir özerklikten söz edilebileceğini belirtti.

Tufekci, “Sağcı İsrailliler, Akdeniz’den Ürdün Nehri’ne kadar işgal edilmiş olan bölgeyi Filistin değil, Yahudi toprakları olarak kabul ediyor. Dolayısıyla Araplardan kurtardıkları bu toprakları ilhak etmenin, Yahudilerin hakkı olduğunu iddia ediyor.” diye konuştu.

– “İsrail’deki sağ kesim, iki devletli çözüme son vermek istiyor”

İsrail’deki Yahudi yerleşim birimi karşıtı Şimdi Barış Hareketi Genel Sekreteri Yariv Oppenheimer de “Yeni ABD yönetiminin tavrı endişe uyandırıyor.” dedi.

ABD’deki yeni yönetimin bir yandan barışı desteklediğini söylerken, diğer yandan ise İsrail’in yeni yerleşim birimleri inşasına onay vermesi karşısında tepkisiz kaldığını kaydeden Oppenheimer şunları söyledi:

“Beyaz Saray Sözcüsü, İsrail’in Batı Şeria’da 2 bin 500 yeni konuta onay vermesi hakkında Trump’ın görüşü sorulduğunda yorum yapmaktan kaçındı. Bu nedenle ABD’nin nasıl bir politika belirlediğini net olarak bilmiyorum ancak eski yönetim, yerleşim faaliyetlerini barışın önünde bir engel olarak görüyordu. Batı Şeria’daki C bölgesinin ilhak edilmesi planını açıklayan İsrail’deki sağ kesim, iki devletli çözüme son vermek istiyor.”

Sağcıların C bölgesini İsrail topraklarına katarak, “iki devletli çözüme inananlara karşı zafer” elde etmek istediğini savunan Oppenheimer, “C bölgesi ilhak edilirse iki devletli çözümün uygulanması fiilen imkansız hale gelir. Yapılmak istenen de bu. Geri dönüşü zor bir durum oluşturmak istiyorlar.” şeklinde konuştu.

Öte yandan İsrail’in yeni yerleşim birimlerine onay vermesinin ardından Şimdi Barış Hareketi ‘nden yapılan yazılı açıklamada “Netanyahu’nun İsrail toplumunda azınlık olan yerleşimcileri memnun etmek için ABD’deki geçiş sürecinden faydalanmaya çalıştığı” ifade edilmişti.

Söz konusu açıklamada, “Netanyahu iki devletli çözümü yok etmek yerine, yerleşim birimleri inşasını durdurarak İsrail’in geleceği için sorumluluk almalı.” denilmişti.

– İsrail’in yerleşim birimlerini ilhak planı

Netanyahu liderliğindeki Likud ile Eğitim Bakanı Naftali Bennett liderliğindeki Yahudi Evi partileri “Doğu Kudüs topraklarındaki Maale Adumim yerleşim bölgesinin İsrail’e dahil edilmesi” yönünde bir yasa tasarısı hazırlamış ancak tasarının görüşülmesi Netanyahu-Trump buluşması sonrasına ertelenmişti.

Geçen hafta başkent Tel Aviv’de düzenlenen Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü Konferansında konuşan İsrailli yetkililer de “Trump’ın göreve gelişini, planlarını uygulamaya koyma noktasında fırsat olarak gördüklerini” ifade etmişti.

Savunma Bakanı Avigdor Liberman konuşmada, “İsrail sağduyuyla hareket etmeli. Maale Adumim yerleşim bölgesinde kontrolü sağlamak, ABD ile aramızdaki anlaşma sonucu olmalı. ABD ile öncelikle Kudüs ve büyük yerleşim birimlerinde, sonrasında da bütün Yahudiye ve Samarya Bölgesi’nde (Batı Şeria) inşaat faaliyetleri konusunda anlaşmaya varmayı ümit ediyoruz.” ifadelerini kullanmıştı.

Eğitim Bakanı Bennett yeni ABD yönetiminin “İsrail’in kendi geleceği için karar vermesinde bir fırsat olduğunu” ileri sürerken, Adalet Bakanı Ayelet Şaked de yeni yöntemlerini başta Maale Adumim ile Gush Etzion yerleşim birimleri olmak üzere diğer yerleşim bölgelerinde ve C bölgesinde binlerce konut inşa ederek buraları ilhak etmek olduğunu, bunun Kudüs’ün güvenliğini sağlayacağını” savunmuştu.

İsrail, işgal altındaki Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da Yahudi yerleşim birimlerinin inşa edilmesini destekleyen Trump’ın göreve geldiği 20 Ocak’tan bu yana, işgal altındaki Batı Şeria’da 2 bin 568, Doğu Kudüs’te 566 olmak üzere 3 binden fazla yeni konut inşasına onay verdi.

Bunun üzerine 26 Ocak’ta Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, İsrail’in yasa dışı yerleşim faaliyetlerini Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) taşıyacaklarını açıklamıştı.

İsrail’e bağlı Kudüs Belediyesi İnşaat ve Planlama Komitesi Başkanı Meir Turgeman, daha önce verilmesi gereken bu onayın siyasi nedenlerle Trump’ın göreve başlamasına kadar ertelendiğini belirtmiş ve belediyenin Kudüs’te 11 bin konut inşasına daha onay vereceğini duyurmuştu.

Trump, seçim kampanyalarında, “İsrail’in Filistin topraklarında inşa ettiği Yahudi yerleşim birimlerinin, barış görüşmelerine engel teşkil etmediğini” açıklamıştı.

İsrail’in işgali altındaki Filistin topraklarında yasa dışı tüm yerleşim faaliyetlerini “derhal ve tamamen” durdurmasını içeren karar, geçen aralık ayında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) 14 oyla kabul edilmişti. BMGK’dan söz konusu kararın geçmesinde, şimdiye kadar İsrail’e yönelik eleştirilerin karşısında duran ve 2011’de İsrail’in yasa dışı yerleşim birimlerini kınayan karar tasarısını veto eden ABD’nin ilk defa çekimser oy kullanması etkili olmuştu.

Filistin ile İsrail yönetimi arasında 1995’te imzalanan “İkinci Oslo Antlaşması” çerçevesinde Batı Şeria, A, B ve C bölgelerine ayrılmıştı. Yüzde 18’i kapsayan “A Bölgesi”nin yönetimi idari ve güvenlik olarak Filistin’e, yüzde 21’lik “B Bölgesi”nin idari yönetimi Filistin’e, “güvenliği” İsrail’e devredilirken, yüzde 61’ini kapsayan “C Bölgesi”nin “idare ve güvenliği” İsrail’e bırakılmıştı.

Doğu Kudüs ve Batı Şeria, 1967’den beri İsrail tarafından işgal altında tutuluyor. Doğu Kudüs’te 200 bin, Batı Şeria’da ise 400 bini aşkın Yahudi yerleşimci bulunuyor. Uluslararası hukuka göre, bu bölgelerdeki tüm Yahudi yerleşim birimleri yasa dışı kabul ediliyor.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum