Akademik Solunum Derneğinden sonbahar uyarısı

2790422_810x458.jpg

Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, hekimlerin sonbahar mevsiminin başlamasıyla grip/influenza nedeniyle hastanelere başvuruların artmasından ve belli bir sayıdan sonra hastanelerin bu talebe yetişememesinden endişe ettiğini belirterek, bunu engellemenin en büyük aracının aşılar olduğuna işaret etti.

İnfluenza B’nin daha hafif seyreden ve ayaktan atlatılabilecek bir form olduğunu, belirtileri yüksek ateş, aşırı halsizlik, yaygın vücut ağrıları, titreme, kuru öksürük olan influenza A’nın ise kişinin okul veya iş yaşantısını etkilediğini anlatan Tutluoğlu, şöyle devam etti: “Grip mikrobu sık mutasyon geçiren bir virüstür. Dolayısıyla her sene form değiştirir. Grip aşısı bir sene önce sık rastlanan grip mikroplarının türlerine göre hazırlanır. Etkinliği yüzde 60-80 arasında değişmektedir. 60 yaş üstü kişilere sağlık problemi olup olmadığına bakmaksızın, her yaş grubundan diyabet, kronik akciğer hastalıkları, kalp hastalıkları, böbrek-karaciğer yetersizliği, kanser hastaları, bağışıklık sistemini baskılayan hastalıklar, bağışıklığı baskılayıcı ilaç kullanan hastalar ile bakımevlerinde yaşayan ve çalışan kişilere, sağlık çalışanlarına her sene sonbahar aylarında grip aşısı yapmakta fayda vardır.”

ZATÜRRE AŞISI

Tutluoğlu, zatürrenin akciğer dokusunun iltihabı olduğunu ve bu iltihabın bakteri, virüs, parazit gibi mikrobik nedenlere bağlı olabileceği gibi mikrop harici küf, hayvan tüyü, ilaçlar gibi yabancı maddelere karşı aşırı hassasiyet sonucu mikrobik olmayan zatürre şeklinde de gelişebildiğini aktardı.

Hastalığın gürültülü bir seyir gösterdiğini, yüksek ateş, öksürük, paslı balgam şeklinde ortaya çıktığını ve hastanın acil olarak doktora gitme ihtiyacı hissettiğini belirten Tutluoğlu, son yıllarda daha çok rastlanan atipik bazı mikroplarla beliren daha yavaş seyirli zatürrelerde halsizlik, hafif ateş kuru öksürük gibi haftalar boyu devam edebilen şikayetlerle karşılaşıldığını kaydetti.

Tutluoğlu, zatürre aşısının canlı mikrop veya tehlikeli bir katkı maddesi içemediğine dikkati çekerek, şu bilgileri verdi: “Vurulan kolda ağrı, çok nadiren alerjik reaksiyonlar haricinde önemli bir yan etkileri yoktur. 60 yaş üzerindekiler, kronik akciğer hastalığı olanlar, kronik kalp hastalığı, diyabetikler, kronik böbrek yetmezliği olanlar, bağışıklık sistemi baskılanmış olanlar (transplantasyon yapılanlar, HIV pozitifler, bağışıklığı baskılayan kortizon dahil ilaç kullananlar) alkolikler, sirozlar, dalağı olmayanlar, kanser hastaları; çocuklardan 2 yaşından büyük ve orak hücreli anemisi, nefrotik sendromu, dalak yokluğu, serebrospinal sıvı kaçağı olanlar, bağışıklık sistemi baskılanmış hastalara zatürre aşısı yapılmalıdır.

Zatürre aşısının Covid-19 enfeksiyonuna karşı herhangi bir koruma sağlamadığının altını çizerek, şunları kaydetti: “Sadece Covid-19 enfeksiyonu üzerine eklenebilecek olası bir pnömokok enfeksiyonuna karşı koruyucu etkisi olabilir. Dolayısıyla burada sağlanabilecek fayda dolaylı ve kısmi bir faydadır. Grip aşısının Covid-19 enfeksiyonuna karşı koruyucu bir rolü yoktur. Ancak Covid belirtileri ile grip belirtileri karışabileceği için pandemi döneminde en azından gribi ekarte etmek için grip aşısı toplumun tüm kesimlerine önerilmektedir. Grip çok sayıda hastanın ölümüne yol açan ciddi bir enfeksiyondur. Kovid’le birlikte aynı hastada görülme ihtimali üzerinde durulmaktadır. Böyle bir durumda tablo daha ağırlaşacağı için hastanın ölümüne yol açabilir. Grip riskini azaltmak bu konuda avantaj sağlayabilir.”

“ÜLKEMİZDE BAŞARILI AŞI ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR”

Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, Covid-19 aşı çalışmaları hızlı şekilde ilerlediğine değinirken, şu bilgileri paylaştı: “Dünyada 200’e yakın aşı çalışması halen devam etmektedir. Bu konuda en önde olan aşılar İngiliz, Alman-Amerikan, Amerikan, Çin aşılarıdır. Bu aşıların Faz-3 çalışmaları denilen geniş insan popülasyonları üzerinde denenme çalışmaları başlamıştır. Bu aşılardan etkinliği fazla, maliyeti düşük olan aşılar ön plana çıkacaktır. Aşının Covid’e karşı koruyup korumayacağı, korursa ne kadar süreyle koruyacağı bilinmemektedir. Rusya’da üretilen aşının geniş çaplı insan üzerine denemeleri yeni başlayacaktır. Bundan sonra karar vermek daha doğru olacaktır. Ülkemizde de son derece başarılı aşı çalışmaları halen devam etmektedir. Buradaki zorluk aşı üretiminin milyar dolarlarla ifade edilebilecek büyük yatırımlar gerektirmesidir. Bu yüzden desteğe ihtiyaç vardır. Şu an ki duruma bakıldığında ülkemize aşıların 2021 ortalarına doğru ulaşması mümkün olabilecektir.”

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum