Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya soruları yanıtladı: (3)

ANKARA (AA) – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya, ”Orta vadede yüzde 5 enflasyon hedefinin, Türkiye için kalıcı ölçüde erişilebilir ve Türkiye ekonomisinin büyüme potansiyeli ile makro dengelerine de ciddi katkı sağlayacak bir hedef olduğu görüşümüzü koruyoruz.” dedi.

Çetinkaya, yılın ilk Enflasyon Raporu bilgilendirme toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Çetinkaya, döviz kurundaki artışın ardından aldıkları tedbirlerin ne kadar etkili olduğunun sorulması üzerine, dalgalı kur rejiminin orta-uzun vadede dengelenmeyi sağlayabilecek bir model olduğunu söyledi. Merkez Bankasının kurdaki seviye yerine bunların etkilerini dikkate aldığını belirten Çetinkaya, “Bu anlamda aldığımız çok sayıda tedbir var. Hem enflasyonda beklentileri çıpalayabilecek hem döviz likiditesini piyasada destekleyebilecek… Bir yandan da finansal istikrarı destekleyebilir. Burada geniş bir politika seti ile elimizdeki tüm araçları kullandık. O anlamda Merkez Bankasının etkin ve dinamik bir duruş sergilediğini düşünüyorum.” diye konuştu.

Merkez Bankasının bağımsızlığına ilişkin bir soru üzerine Çetinkaya, “Bu sadece TCMB için değil. Genel olarak merkez bankaları ile ilgili yapılan bağımsızlık tartışmalarında ben meseleye şöyle bakıyorum; Merkez Bankası kendisine verilmiş yasal çerçevede görevini yerine getirirken, elindeki tüm araçları etkin ve dinamik bir bileşimle kullanıyor. 2016 yılı boyunca aldığımız kararlar, attığımız adımlar, ocak ayında verdiğimiz politika tepkisi dahil bunların tamamı Merkez Bankasının hem finansal istikrar ve fiyat istikrarı açısından etkin bir yönetim modeli sergilediğini hem de elindeki tüm araçları etkin bir bileşimle kullandığını gösteriyor. Burada temel husus aktarım mekanizması ile piyasadaki etkilerinin gözlenmesi, sonuçlarının zaman içerisinde alınıyor, bu arada iyi bir iletişimle anlatılıyor olması. Biz bunları yapmaya devam edeceğiz. Bunlar görüldükçe bu konudaki tartışmalar da zaman içerisinde ortadan kalkacaktır.” ifadelerini kullandı.

Çetinkaya, özel sektörün döviz borcuna dikkati çeken sorular üzerine de bu konuda hem finansal istikrar raporunda hem de blog sayfasında yapılmış çalışmalar olduğunu kaydetti.

Kendilerinin Türkiye ekonomisi açısından döviz borcunun nasıl gerçekleştiği, nerede yoğunlaştığı, bunun vade fiyatlama gibi tüm bileşenlerini, firmalar kesimi açısından bakıldığında doğal ve finansal hedgeleri dikkate alarak bu riskin net olarak resmini çekmek, gelişimini yakından takip etmek çabası içerisinde olduklarını anlatan Çetinkaya, şöyle devam etti:

“Bu kapsamda risk çerçevesinin ne olduğuna dair bugüne kadar iletişim yaptık. Kısa vadede özel sektörün borcunun dengeli olmasını… Ancak tüm aktörler buna Merkez Bankası dahil, olabilecek tüm senaryoları dikkate alarak mevcut risk yönetim çerçevesini iyileştirmeye çalışırlar ki Finansal İstikrar Komitesi’nin gündeminde olan şey de budur. Tahmin ediyorum, önümüzdeki dönemde bu konuda daha detaylı iletişimler de yapılıyor olacak.”

Çetinkaya, Merkez Bankasının uyguladığı politika çerçevesinin bir tercih olduğunu belirterek, bunun para ve likidite politikası kararları ile birleştiğinde muhtelif ödünleşimlerin de dikkate alınmasıyla şekillendiğini kaydederek, “Bu anlamda öncelikle verdiğimiz duruş mesajı ile sonrasında uygulama çerçevemizde, biz tutarlı ve istikrarlı bir yolda ilerlediğimizi düşünüyoruz. Elde edilen sonuçlarla birlikte piyasanın da bu yönde algısı oluşacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

– “Merkez Bankası gereken adımları atıyor”

Çetinkaya, uygulanan faiz oranları ile ilgili sorular üzerine de halihazırda dinamik bir biçimde hem likidite dağılımını yönetmeye çalıştıklarını hem de piyasalarda referans faiz oranlarının oluşması için adımlar attıklarını söyledi.

İlk günden itibaren bu etkilerin görüldüğünü ve piyasa tarafından doğru okunmaya başlandığını gördüklerini anlatan Çetinkaya, “Zaman içerisinde bu uygulamalar daha da net anlaşılıyor olacak. Herhangi bir oran verici gösterge faiz tanımlamasında bulunmuyoruz, bu dinamik bir çerçeve olarak devam edecek. Önceliğimiz, piyasalardaki istikrarın oluşması ve fiyat istikrarı açısından sıkı duruşun korunması. Ayrıca piyasalarda gözlenebilecek aşırı oynaklıklara karşı da hazır ve temkinli olmak durumundayız.” ifadelerini kullandı.

Merkez Bankasının Türk lirasının dolar karşısında değer kaybetmesine karşı verdiği tepkiler ve son yıllarda enflasyon hedefini tutturamamasına ilişkin soru üzerine de Çetinkaya, “Merkez Bankası temel hedefi olan fiyat istikrarına hem o hedefe ulaşılmasını yüzde 5, hem de bu hedefin kalıcı olarak ulaşıldığının tüm aktörler tarafından geniş bir kesimde kabul görmesini ister. Politikalarımız bu çerçevede gerçekleşiyor.” dedi.

Çetinkaya, Türkiye’de Merkez Bankasının bu anlamda kararlı duruşunun yanı sıra enflasyonun geldiği noktada, yapısal unsurların da etkileri dikkate alınarak diğer tüm paydaşlarla ortak hareket edilmesinde fayda olduğunu dile getirdi.

Çetinkaya, şunları kaydetti:

“Biz orta vadede yüzde 5 enflasyon hedefinin, Türkiye için kalıcı ölçüde erişilebilir ve Türkiye ekonomisinin büyüme potansiyeli ile makro dengelerine de ciddi katkı sağlayacak bir hedef olduğu görüşümüzü koruyoruz. Bu yönde devam edeceğiz.

Attığımız adımlarla ilgili olarak ödünleşimleri dikkate alıyoruz. Bu yönüyle bakıldığında geçtiğimiz yıl finansal koşullardaki sıkılığı azaltıcı adımlar attık. Merkez Bankası ağırlıklı ortalama fonlama faizi ile piyasa faizleri arasındaki farkı tarihsel düşük seviyelere getirdik. Kasım ayına geldiğimizde konvansiyonel bir sıkılaştırma adımı attık. Bu yönde de adım atılabileceğini gösterdik. Burada mesele bütün ödünleşimleri dikkate alarak piyasalara etkileri odaklı, doğru soruna, doğru zamanda ve etkin tepki veren bir çerçevenin oluşturulması. Bu anlamda, biz Para Politikası Kurulu olarak, Merkez Bankasının sıkılaştırma dahil tüm adımları, 2016 yılından bu yana zamanı ve uygun bir bileşimle attığı kanaatindeyiz. Elbette sonuçları gördükçe, ilave dinamik tepkiler verilmesi gerekirse bunu da yapabiliriz.”

(Bitti)

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum