Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya soruları yanıtladı: (1)

ANKARA (AA) – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s’un (S&P) Türkiye’nin kredi notuna yönelik kararına ilişkin, “Aceleci bir karar olduğu kanaatindeyiz.” dedi.

Çetinkaya, yılın birinci Enflasyon Raporu’nun açıklandığı bilgilendirme toplantısında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Özel sektörün döviz borcunu yönetmesi noktasında Merkez Bankasının üstleneceği rolün ne olacağı şeklindeki bir soruyu yanıtlayan Çetinkaya, 2016’nın iç ve dış çeşitli şokların yaşandığı bir yıl olduğunu ifade etti.

Bu süreçte oynaklığın arttığı bir dönemin yaşandığını belirten Çetinkaya, “Merkez Bankası olarak makro ve mikro analizlerle oynaklığın sebebini, varsa piyasalarda istikrarı bozucu unsurları tespit etmeye çalışıp, bunların fiyat istikrarı başta olmak üzere makro ekonomik dengelere etkilerini analiz edip, uygun ve dinamik politika çerçevesi oluşturmaya çalışırız. Böyle yapmaya da devam ediyor olacağız. Bu anlamda Merkez Bankası, finansal piyasalar açısından, kendi hedefleri doğrultusunda elindeki tüm araçları dinamik ve etkin bir bileşimle kullanmaya devam edecek.” diye konuştu.

Özel sektörün döviz borçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çetinkaya, “Reel sektörün döviz kur riskinin, olası aşırı oynaklık dönemleri dahil, daha iyi yönetebilmesi konusunda nasıl bir çerçeve oluşturulabilir, hangi ürünler ve piyasaların daha etkin çalışması daha iyi olur, bu konudaki çalışmalar devam ediyor. Merkez Bankası olarak sahip olduğumuz bilgi seti, elimizdeki teknik kapasiteyle oraya katkı sağlıyoruz. Finansal İstikrar Komitesinin bu yöndeki çalışmalarının, önümüzdeki dönemde kamuoyuna da daha detaylı paylaşılacak bir noktaya geleceğini tahmin ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

– “İlave sıkılaştırma da masada”

Çetinkaya, “Ocak ayındaki Para Politikası Kurulunda (PPK) neden politika faizi artışı yerine likidite adımlarını tercih ettiniz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Para politikası dediğimiz zaman, öncelikle ilk soru para politikasının duruşudur. Halihazırda para politikamızın duruşu sıkı. Son kurul toplantımızın sonrasında belirttiğimiz gibi, gerekirse ilave sıkılaştırma da masada. Para politikasının duruşu açısından en önemli göstergelerden birisi kısa vadeli piyasa faizleri. Getiri eğrisinin önemli ölçüde yatay hale gelmiş olması, para politikasındaki sıkılaşmayı da diğer faktörlerle birlikte bu dönemde açıkça gösteriyor.”

– “Teorik yaklaşımımızda değişim söz konusu değil”

PPK’nın sade ve öngörülebilir bir politika çerçevesini tercih ettiğine dikkati çeken Çetinkaya, bu konuda teorik yaklaşımlarında herhangi bir değişimin söz konusu olmadığını söyledi.

Sade bir para politikası çerçevesinin, finansal aktarım mekanizmasının etkinliğini artırdığı görüşüne sahip olduklarını belirten Çetinkaya, bu görüşü koruduklarına dikkati çekti. Çetinkaya, “Nitekim 2016’da çok sayıda şok yaşandı. Brexit, piyasa oynaklıkları, darbe girişimi, reyting kararları, Amerikan seçimleri ve sonrasındaki oynaklıklar… Bunların her birine tek tek baktığımızda, bunlar ciddi şoklar. Biz bu şoklara rağmen genel eğilimimizi değiştirmedik. Sadeleşmede de her iki yönde de adım atabildiğimizi gösterdik.” diye konuştu.

Geçen yıl boyunca sadeleşmedeki birçok hedeflerinin gerçekleştiğini gördüklerini ifade eden Çetinkaya, “Ocak ayında farklı bir görünümle karşı karşıya kaldık. Yaşananlar tüm piyasalara yayılan bir oynaklıktan ziyade, özellikle döviz piyasasında gözlenen bir dengesizliği ve hatta bazı piyasalarda referans fiyatların ortadan kalkmaya başladığına işaret ediyor. Yani makro çerçeve ve iktisadi temeller değişmediği halde kurlarda gözlenen bir aşırı hareketlilik, tarihsel olarak aşırı volatilite ve sağlıklı bir fiyat oluşumu görülmeye başlandı. Dolayısıyla sadece fiyat istikrarı değil, finansal istikrarı da tehdit edebilecek bir riskle karşı karşıya kaldık.” değerlendirmesinde bulundu.

Bu duruma karşılık PPK olarak sorunların kaynağına odaklı parasal sıkılaştırmayı, likidite araçlarıyla destekleyerek hayata geçirdiklerini anlatan Çetinkaya, bu çerçevede amaçlarının istikrarlı bir patikaya gelebilmek olduğunun altını çizdi. Çetinkaya, “Sonuç aldık mı? Kararlar, finansal aktarım mekanizmasının yapısı gereği, muhtelif faktörlerle şekillenir. Etkileri biraz zaman alır. Ancak bu kısa zamanda bile olumlu etki ve sinyalleri görmeye başladığımızı söyleyebilirim.” dedi.

Risk primlerinde azalış gözlendiğinde, oynaklıklar azaldığında ve diğer unsurlar gerçekleştiğinde gelecek dönemde sadeleşmenin kendileri için tercih olarak bulunduğunu dile getiren Çetinkaya, “Ancak yapılacak adımlar bugün itibarıyla görünür vade için, enflasyon beklentilerinde kalıcı biçimde ve ciddi bir iyileşme görülmediği sürece sıkılaşmanın devam edeceğine işaret ediyor. Ayrıca piyasalarda oluşabilecek aşırı oynaklıklara da ihtiyaç olduğunda elimizdeki tüm araçlarla tepki vermeye devam ediyor olacağız.” diye konuştu.

– “S&P’nin değerlendirmelerine katıldığımızı söyleyemem”

Çetinkaya, “Kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’ye yönelik yaklaşımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Piyasadaki dalgalanmalar ne zaman sona erecek?” şeklindeki soru üzerine, şunları kaydetti:

“Raporlarını çok detaylı bir biçimde inceliyoruz. Öncesi ve sonrasında reyting şirketleri ile diğer ilgili kamu otoriterinde olduğu gibi Merkez Bankası da temasta. Görüşmeleri yapıyor, kendi değerlendirmelerimizi sunuyoruz.

Özellikle S&P’nin raporunda Merkez Bankasının para politikası kararları ve çerçevesine atıflar bulunduğunu biliyoruz. Bu değerlendirmelere katıldığımızı söyleyemem. Bu tür kararlar verilmeden önce, şokun niteliğinin iyi ayrıştırılması, ana trendlerin bir süre izlenmesi ve politika tedbirlerinin olası etkilerinin, teknik bir analizle değerlendirilmesi gerekir. Özellikle S&P’nin raporunu okuduğumuzda ve zamanlamayı dikkate aldığımızda, biz bu üçünün de yapılmadığını görüyoruz. Bu yönüyle aceleci bir karar olduğu kanaatindeyiz. Ancak elbette her kuruluşun kendi metodolojileri ve değerlendirme çerçeveleri vardır. Bize düşen nereden gelirse gelsin, bütün eleştirileri kendi süzgecimizden geçirerek, bu önerileri dikkate almak ve olması gereken yere oturtmak.

Merkez Bankası olarak doğru zamanda doğru kararları, doğru önlemleri aldığımızı düşünüyoruz. Aldığımız kararların sorunun temeline odaklı, içinde bulunduğumuz şartları gözeten, etkili ve güçlü tedbir setinden oluştuğunu düşünüyoruz. Etkiler zaman içinde daha net olarak görünecektir.”

(Sürecek)

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum