Konkordatoda borç inanılmaz durumda

2160115_720x360.jpg

Konkordato Türkiye’nin son dönemde en çok duyduğu kelime haline geldi. Kısaca şirketlerin nakit akışlarını yönetemedikleri için alacaklılarla anlaşıp borcunu bir ödeme takvimine bağlamak için kullandığı konkordato şirketlerin iflastan önce başvuruğu hukuki bir yol. Bu yolda aslında ipler tamamen alacaklıların eline geçiyor. Tabi ki eğer şirketler mevcut hallerinde ve gelecekte borçlarını ödeyebilme kabiliyetine sahip olsalar buna gerek duymazlardı.

Öncelikle konkordatonun ilan edilmesi için tabii ki şirketin borçlu olması ve bu borcunu kısa sürede ödeme kabiliyetini kaybetmesi gerekiyor. Borç ister bankalara ister ticari olarak ilişkide bulunulan kesimlere olabilir. Türkiye’de ticari borçların ne kadar olduğuna dair rivayetler var ancak şirketlerin konkordatoya konu olabilecek banka borçları çok net olarak ortaya çıkmış durumda. Şirket borçlarının artmasına neden olan durumun son dönemde tırmanan kurlar nedeniyle yabancı para borçları olduğunu da akıldan çıkarmayalım. Bu tutarı Merkez Bankası’nın son istikrar raporunda görebiliyoruz.

AÇIK 221 MİLYAR DOLAR 

Merkez’in raporuna göre reel sektörün Döviz cinsi açık pozisyonunda (yani döviz alacakları ile döviz borçları arasındaki fark) uzun süredir gözlenen artış eğilimi 2017 yılında bir miktar yavaşlasa da 221 milyar ABD dolara çıklış durumda. Toplamda 335 milyar dolara ulaşan firma döviz borçlarının kompozisyonuna bakıldığında, ithalat borçlarının 42 milyar dolar olduğu, geriye kalan 293 milyar doların kredi borcu olduğu görülüyor. Yüksek miktardaki döviz borcu, döviz gelir ve varlığı yeterli seviyede olmayan veya vade uyumsuzluğu taşıyan firmaların kur şoklarına karşı kırılganlığını artırıyor ve belirsizliğin arttığı dönemlerde firmaları, borcun geri ödemesindeki kur riskini azaltmak için yüksek montanlı döviz alımlarına yöneltiyor. Bu da dövizi daha da yukarı çekiyor. Yetirli nakit gücü olmayanlar ise konkordato yoluna gidiyor. Ancak bu pozisyonun tümü sorunlu değil. Bazı firmalar borçalarını istern döviz ister Türk Lirası olsun takır takır ödüyor. Peki sorunlu tutar ne kadar?

YAKIN İZLEMEYE ALINAN BORÇ 152 MİLYAR DOLAR, TAKİPTEKİ BORÇ 69 MİLYAR DOLAR CİVARINDA

YAKIN İZLEME ORANI ÇOK YÜKSEK

Bu raporda bankaların tahsili gecikmiş alacaklarının (Buna batık da diyebiliriz) oranı yüzde 3 seviyesinin altına gerilediği görülüyor. Tahsilde zorlanılan tutar da 69 milyar lira düzeyinde. Ancak bir de ‘yakın İzleme’de denilen krediler var. Bunlar için ne batık ne değil diyebiliriz. Ancak geri ödemede zorluklar olacağı sanılan krediler olduğu da açık. İşte belki de son dönemde konkordato ilan edenlerin büyük bölümünün borcu bu durumda. Bu tutar ise biraz yüksek, tam 152 milyar lira. Rakamın yüksek olmasında artan kurun ardından yaşanan bir takım zorluklar sonucu yapılan mevzuat değişikliği etkili oldu. Türk bankalarının 2018 yılı başından itibaren finansal raporlamalarda Türkiye Finansal Raporlama Standardı’nı (TFRS-9) kullanmaları ve sınıflandırmalarda banka içi kredi modellerini dikkate almaları bu mevzuat değişikliğinin ana çatısını oluşturuyor. Toplamda hem takibe alınan hem yakın izlemede bulunan ve konkordatoya kaynak olan borç miktarı 221 milyar liraya ulaşıyor.

TAKİBE DÜŞEN ALACAKLARIN DÖRTTE BİRİ İMALAT SANAYİİNDEN

İMALAT SANAYİİNDE YÜKSEK

Rapor, borçlu firmaların ağırlıklı olarak 100 ile 500 milyon dolar arasında borçlandığı ortaya koyuyor. Bu firmaların sayısı tam 396. Firmalar kesimi riskli alacak oranları ölçek bazında olduğu gibi sektörel bazda da ayrışıyor. Toplamda firmalar kesimi kredi kullanımının montan olarak yaklaşık dörtte birini oluşturan imalat sanayi ile yüzde 15’ini temsil eden inşaat sektörü kredilerine ait tahsili geçikmiş alacak dikkat çekiyor.

REEL SEKTÖRÜN DÖVİZ CİNSİNDEN BORCU 221 MİLYAR DOLAR DÜZEYİNDE

Turizm ve enerji sektörü kredilerinin tahsili geçikmiş alacak (TGA) oranları teşvik programları kapsamına alınması ve yeniden yapılandırma imkânları tanınmasının da devam eden etkisiyle yatay seyrini sürdürüyor.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum