İngiltere ile ticarette yeni dönem

2271674_620x349.jpg
Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılmasıyla birlikte Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ticaretin devamını sağlamak amacıyla imzalar atıldı.

Birleşik Krallık hem ticaret hem de yatırımlar tarafında Türkiye için oldukça önemli bir pazar. Geçen yıl iki ülke arasındaki ticaret hacmi 16,2 milyar dolar seviyesindeydi. Birleşik Krallık, Türkiye’nin 2.büyük ihracat pazarı ve Türkiye’nin her yıl ticaret fazlası vermesi Birleşik Krallık’ı daha da önemli hale getiriyor.

Tekstil ve hazır giyim ürünleri, elektrikli ve elektriksiz makineler, motorlu taşıtlar ve parçaları, demir çelik ürünleri, ihracatta Türkiye’nin en güçlü olduğu alanlar. Özellikle otomotiv sektöründe güçlü bir işbirliği bulunuyor. Otomotivde iki ülke arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 3 milyar dolar değerinde. Dizel motor üretimi Ford’un İngiltere’de bulunan Dagenham’daki fabrikasında imal edilip Türkiye’ye gönderiliyor. Motorlar, Ford Otosan’ın Türkiye’deki fabrikasında Ford Transit araç imalatında kullanılıyor ve Birleşik Krallık, Avrupa ile Orta Doğu’ya ihraç ediliyor. Birleşik Krallık’ta en çok satılan ilk 10 ticari araç içinde 1. ve 3. sırada Türkiye’de üretilen Ford Transit model araçlar yer alıyor.

İmzalanan serbest ticaret anlaşmasıyla ticaretin artması hedefleniyor. İlk etapta mal ticaretini kapsayan anlaşma, önümüzdeki dönemde hizmet ticaretini de kapsayacak şekilde genişletilecek.

Menşe kurallarına bakıldığında ise AB ile Birleşik Krallık arasındaki anlaşmaya göre revize edilecek. Bölgesel ticaret anlaşmalarının hızlanmasıyla menşe konusu daha da önem kazanıyor.

Her ne kadar Birleşik Krallık, Avrupa Birliği’nden anlaşmalı bir çıkış yapmış olsa da yeni dönem belli kısıtlamaları da beraberinde getiriyor. 1 Ocak 2021 itibariyle İngiltere’de tamamlanan ürünler Avrupa Birliği pazarına ihraç edildiğinde Birleşik Krallık girdisi olarak sayılacak. Eğer ürünün bitmiş değerinin yüzde 40’ından fazlası İngiliz menşeli değilse veya Türkiye ya da Japonya gibi AB üyesi olmayan bir ülkedense, anlaşma kapsamında tarifeler geçerli olacak.

Ticaret uzmanlarına göre, ticarette yeni dönemde Türkiye’nin en çok kafa yorması gereken konuların başında menşe konusu geliyor.

“Gümrüksüz ticarette malın menşesi kanıtlanmalı”

İstanbul Bilgi Üniversitesi DTÖ Kürsüsü Profesörü Pınar Artıran, gümrük birliğinden serbest ticaret anlaşmasına geçilmesiyle birlikte en önemli faktörün menşe kuralları olduğunu söylüyor. Artıran’a göre, eskiden iç pazar dahilinde yapmış olduğumuz ticareti artık menşe kuralları üzerinden yürüteceğimiz gerekecek. Gümrüksüz ticaret yapılacak ama o malın gümrüksüz ihraç edilebilmesi için hangi ülke kaynaklı olduğunun kanıtlanması lazım.

”Eskisi gibi Gümrük Birliği’nde olmadığımız için sınırlardan içeri girerken birtakım kontrollere tabi tutulacağız, evrak sunumu gerekli olacak, ürünün büyük bir kısmının Türkiye’de üretildiğini göstermemiz gerekecek. Birleşik Krallık, Avrupa Birliği’nden ayrılmış olduğu için ürün standartlarında farklı standartlar geliştirecekler. Bu ürünler için karşılıklı tanıma prosedürlerini geliştirmemiz lazım. Türkiye’de AB standartlarına göre üretilmiş olan bir ürünün aynen Birleşik Krallık pazarına tekrar kabulünü sağlamak için karşılıklı tanıma ve standartta harmanizasyon gerekecek.” diye konuşuyor Artıran.

Bazı ülkeler, kuralları basitleştirmek için çapraz kümülasyon uyguluyor. Mesela AB’nin Vietnam ile olan anlaşmasında çapraz kümülasyon var. Bu da esneklik sağlıyor.Dolayısıyla ürünlerin kolaylıkla ticarete konu edilmesini ve ürünün üretimi esnasında yabancı girdi kullanılıyorsa bunu bir başka ülkeye ihraç ederken o yabancı girdinin de kendi ülkenizin ürünüymüş gibi gösterilmesine imkan tanıyor.

Örneğin AB, Birleşik Krallık’tan ithal edeceği elektrikli araçlar için esneklik tanıdı, yerlilikte yüzde 40 şartını esnetti. Önümüzdeki dönemde elektrikli araçların otomotiv sektörü içindeki payının hızla artıracağını göz önüne alırsak, İngiltere için bu esneklik önemli bir kazanç gibi gözüküyor.

“Asya’daki verimlilik, Türkiye’yi rakiplerine karşı olumsuz etkileyebilir”

Geçtiğimiz ay 15 ülke, küresel ekonominin neredeyse üçte birini kapsayan dünyanın en büyük ticaret bloğunu oluşturdu. Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCP) 10 Güneydoğu Asya ülkesinin dışında, Güney Kore, Çin, Japonya, Avusturalya ve Yeni Zelanda’dan oluşuyor.

DEİK ASEAN Çalışma Grubu Başkanı Cemil Çakar, bu anlaşmada bölge menşe kriterinin yüzde 40’a indirildiğini söylüyor. Bölge içindeki üretim verimliliğini, mal akışını olumlu yönde etkileyecek bir oran olduğunu kaydeden Çakar’a göre, o bölgenin ara malı üretim bölgesi ve bu firmaların ara mallarına yakın olmaları düşünüldüğünde Asya’daki verimliliğin Türkiye’yi küreselde rakiplerine karşı olumsuz etkilemesi muhtemel. Üretim üssü olan Asya’da var olmanın önemine dikkat çeken Çakar, Türkiye’nin fiyat rekabetiyle öne çıkamayacağını, akıl teri ya da tasarımıyla öne çıkacağı alanlarda var olması gerektiğini savunuyor.

İthalata bağımlı sektörlerde riskler var

İthal girdisi yüksek olan sektörlerin önümüzdeki dönemde eli biraz daha zayıflayacak. Türkiye Makina Federasyonu Genel Sekreteri Zühtü Bakır, makina sektörünün diğer sektörlere göre biraz daha avantajlı olduğunu söylüyor. Sektörün katma değer üretiminin yüksek olduğuna dikkat çeken Bakır, makinalarda yerlilik oranının yüzde 50 ile yüzde 70 arasında olduğunu kaydederek ”Menşei bağlamında makinalar tarafında bir sorun olmayacaktır. Ancak komponentlerinde (PARCALARI) ithalata bağımlı olan bazı sektörlerde birtakım riskler var” açıklamasında bulunuyor.

Bugün uluslararası sistemde bir ürünün yüzde 100’ünün bir ülkede üretilmesi mümkün olmadığından yani yabancı girdi kullanımı kaçınılmaz olduğu için menşe kuralları, uluslararası ticarette çok büyük önem arz edecek.
Kaynak

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum