Fed`in bilanço planları resesyonla tersine dönebilir

fed-bej-kitap-raporu-02c3c9a0ac8d8904fa80.jpg

Fed`in, yaklaşık 6 yıl süren parasal genişleme serüveniyle 700-800 milyar dolardan 4,5 trilyon dolara çıkan bilançosunu eylül ayında küçültmeye başlaması bekleniyor. Uluslararası Finans Enstitüsü Genel Müdürü Tran, “Amerikan ekonomisindeki herhangi bir yavaşlama, Fed`in bilanço daraltma sürecini durdurmasına ya da tersine çevirmesine neden olabilir” dedi.

ABD Merkez Bankası’nın (Fed) 4,5  trilyon dolarlık bilançosunu küçültmeye başlama kararını eylülde alacağına  yönelik beklentilerin giderek güçlenmesi, sürecin ülke ekonomisi ve küresel  piyasaları nasıl etkileyeceğine dair soru işaretlerini beraberinde getirdi.

Ekonomistler, bilanço daraltmanın potansiyel etkilerinin sürecin  uzunluğuna, hızına ve başarısına bağlı olacağını belirtirken, ekonominin  izleyeceği grafiğin bu faktörler için belirleyici rol oynayacağına işaret ediyor.

Uluslararası Finans Enstitüsü Genel Müdürü Hung Tran, AA muhabirine  yaptığı açıklamada, Fed’in bilanço daraltma operasyonlarının ekonominin büyümeye  devam etmesine bağlı olduğunu vurguladı.

Tran, Fed’in bu alanda atacağı adımların finansal piyasalara etkisinin  sınırlı kalacağını belirterek, şunları kaydetti: “Fed’in bilanço normalleştirme politikası, istihdamın artmaya devam  etmesine bağlı olarak çok kademeli ilerleyecek. Amerikan ekonomisindeki herhangi  bir yavaşlama, Fed’in bilanço daraltma sürecini durdurmasına ya da tersine  çevirmesine neden olabilir. Bu çerçevede, finansal piyasalara yönelik etkisi en  azından ilk birkaç çeyrekte sınırlı kalacaktır.

Tran, bu yılın son çeyreğinde aylık 10 milyar dolarla başlaması  beklenen küçültme operasyonları kapsamında bilançonun 2018 sonunda 4 trilyon  dolara ineceği öngörüsünde de bulundu.

“BİLANÇONUN KÜÇÜLTÜLMESİNİN PİYASALARA VE EKONOMİYE ZARAR VERECEĞİNİ  DÜŞÜNMÜYORUM”

Moody’s Analytics Direktörü Ryan Sweet de Fed’in bilanço küçültme  operasyonunun ülke ekonomisini finansal piyasalar üzerinden etkileyeceğini ifade  ederek, bankanın, bilanço küçültme operasyonunu eylül ayında duyuracağı ve  yeniden yatırımları azaltmaya ekimde başlayacağı beklentisini dile getirdi.

Sweet, “Fed’in bilançonun küçültmesinin ekonomiye etkisi, finansal  piyasaları nasıl etkilediğine bağlı olacak. Başlangıçta piyasalarda kayda değer  bir etki olacağını düşünüyorum. Zaman zaman bazı dalgalanmalar yaşanabilir ancak  genel olarak bilançonun küçültülmesinin piyasalara ve ekonomiye zarar vereceğini  düşünmüyorum.” şeklinde konuştu.

Fed’in portföyündeki tahvillerin piyasaya geri dönmesinin özellikle 10  yıllık ABD devlet tahviligetirilerini kademeli yukarı çekeceğini belirten Sweet,  “10 yıllık ABD devlet tahvili faizi, bilanço küçültmesine paralel olarak  muhtemelen yıllık 15-25 baz puan yükselecektir.” dedi.

Sweet, piyasadaki likiditenin azalacak olmasının doların değerini  artırabileceğine dikkati çekerek, son dönemde görülen değer kaybının, Fed’in  bilanço küçültme planlarından ziyade Avrupa, İngiltere ve Kanada merkez  bankalarının da sıkılaştırma sinyalleri vermesinden kaynaklandığını söyledi.

“DENGE BİLANÇO 2,5-3 TRİLYON DOLAR”

Ryan Sweet, Fed’in bilançosunu daraltmasının ekonomiye etkilerinin  sürecin ne kadar devam edeceğine ve bilançonun bu süreç sonunda ne seviyede  olacağına bağlı olduğunu vurgulayarak, “Hesaplamalarımıza göre, bilanço denge  seviyesine 2,5 ila 3 trilyon dolararasında ulaşacak. Fed’in bilançosunu 4,5  trilyon dolardan resesyon öncesindeki 700-800 milyar dolar seviyesine indirmesi  mümkün değil.” ifadelerini kullandı.

Fed’in denge bilanço seviyesine 2021’den önce ulaşabileceği  öngörüsünde bulunan Sweet, olası bir durgunluğun hesapları tamamen  değiştirebileceğini söyledi.

“Eğer ekonomi, 2019 gibi tekrar resesyona girerse Fed bilançoda denge  seviyesine dönemez. Çünkü yeni bir parasal genişlemeyi başlatmak zorunda kalır”  diyen Sweet, Fed’in verilere bağımlı ve dikkatli davranarak bu olasılığı ortadan  kaldırmaya çabalayacağını kaydetti.

Sweet, buna karşın ülke ekonomisinin şu anda yüzde 2 civarında  büyümeyi sürdürdüğünü ifade ederek, “Amerikan ekonomisi şu an kademeli faiz  artışlarını ve bilanço daraltmasını kaldırabilir. Finansal piyasalar, Fed’in faiz  artırımlarına rağmen oldukça gevşek. Bu nedenle Fed’in ekonominin aşırı  ısınmaması için normalleşme politikasına devam etmesi gerekiyor.” diye  konuştu.

“BORÇ TAVANI SORUNU FED’İ DURDURMAYA YETMEZ”

Moody’s Analytics Direktörü Sweet, federal borç limitinin eylül  toplantısında hala yükseltilmemiş olması halinde Fed’in ne yapacağına yönelik bir  soru üzerine, şu görüşleri dile getirdi: “ABD borç tavanı konusunda aynı yollardan daha önce de geçti.  Kongre’nin borç tavanını son ana kadar bekledikten sonra yükseltmesi gayet olağan  hale geldiği için piyasaların bu soruna aşırı tepki vereceğini sanmıyorum.  Fed’in, Kongre’nin her zaman yaptığı gibi borç tavanını yükselteceğini  öngördüğünü  ve planlarını buna göre uygulamaya koyacağını düşünüyorum.  Dolayısıyla bence borç tavanı sorunu tek başına Fed’i durdurmaya yetmez.”

FED’İN BİLANÇOSU NASIL 4,5 TRİLYON DOLAR YÜKSELDİ? 

Fed’in, ABD’de 2007 sonlarına doğru mortgage kriziyle başlayan ve daha  sonra küresel piyasalara yayılan “Büyük Durgunluk”un etkilerini parasal  genişlemeyle kontrol atına çalışmaya başlamadan önce bilançosu 700-800 milyar  dolar seviyesindeydi.

Bankanın, Amerikan finans sistemindeki çöküşü önlemek ve ekonomiyi  canlandırmak amacıyla üç aşamalı parasal genişleme (QE)  politikası izlemesi,  bilançosunun daha önce hiç görülmemiş seviyelere yükselmesine yol açtı.

Fed, parasal genişlemenin ilk aşamasını (QE1), 25 Kasım 2008’de 600  milyar dolarlık tahvilsatın alımıyla başlattı. Söz konusu rakamın 500 milyar  dolarını konut piyasasına dayalı tahviller, 100 milyar dolarını ise Fannie Mae,  Freddie Mac, Ginnie Mae ve Federal Konut Kredisi Bankası gibi mortgage devlerinin  borç yükümlülükleri oluşturdu.

Aynı dönemde, kredi talebini artırmak için gösterge faiz oranının alt  sınırını sıfıra indiren Fed, ekonomi daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğu için 18  Mart 2009’da tahvil alım programını 750 milyar dolar daha genişletti. Bankanın  tahvil portföyü yılın ilk çeyreğinde toplamda 1,75 trilyon dolara ulaştı.

Tahvil programını Haziran 2010’a kadar sürdüren Fed, bilançonun 2,1  trilyon dolarla rekor seviyeye ulaşması ve ülke ekonomisinin tekrar büyümeye  başlaması dolayısıyla ek alım yapmama kararı aldı. Bu kadar büyük miktarlı bir  müdahaleye karşın QE1 programı beklenen sonucu vermedi. Fed, ülke ekonomisinin  yaşanan hafif canlanmanın ardından tekrar zayıflamaya başladığını görünce tahvil  alım programını Ağustos 2010’da yeniden başlattı ve Kasım 2010’da ikinci safhaya  geçti.

2010-2012’DE 1,2 MİLYAR DOLAR DAHA EKLENDİ

Ekonomik toparlanmanın güçlenmesine destek olacağı ümidiyle 3 Kasım  2010’da başlayan ve 30 Haziran 2011’e kadar süren ikinci parasal genişleme (QE2)  çerçevesinde toplamda 600 milyarlık dolarlık uzun vadeli ABD Hazine tahvili satın  alındı.

QE2, Fed’in uzun vadeli tahvilleri tercih ederek bankaları uzun vadeli  borçlarından kurtarması ve piyasadaki likiditeyi daha da genişletmesi sayesinde  ilk aşamaya kıyasla daha başarılı oldu.

Banka, Eylül 2011’de “Operation Twist” olarak adlandırdığı iki aşamalı  programla yaklaşık 670 milyar dolarlık daha uzun vadeli devlet tahvili ve  mortgage bazlı türev kağıtları satın alarak piyasaya likidite pompalamaya devam  etti.

13 Eylül 2012’de başlayan üçüncü parasal genişleme sürecinde  (QE3)  Fed, ekonomi düzelene kadar her ay 40 milyar dolarlık mortgage destekli tahvil ve  45 milyar dolarlık hazine tahvili olmak üzere 85 milyar dolarlık varlık alımı  yapacağını duyurdu.

Banka, 2008 yılında başlayan ve üç aşamaya yayılan parasal genişleme  serüvenini, bilançosunun 4,5 trilyon dolara yükselmesini takiben Ekim 2014’te  sonlandırdı.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum