Fazla büyüme enflasyon risklerini de beraberinde getiriyor

istock_000006373302_medium.jpg

Türkiye ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde beklentilerin üzerinde yüzde 11.1 büyüyerek, son altı yılın en yüksek çeyreklik büyümesini gerçekleştirdi.

TÜİK’in açıkladığı verilere göre; gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH), zincirlenmiş hacim endeksi olarak, 2017 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 11.1 büyüdü.

GSYH 2011 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 11.6 büyümüştü. Böylece çeyreklik dönemde son 6 yılın en hızlı büyümesi gerçekleşti.

Bazı ekonomistler yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 10’a yakın büyüme gerçekleşeceğini düşünürken, bazı ekonomistler büyümenin yüzde 10’u geçeceğini bekliyordu.

Ekonomistlerin büyüme verisi sonrası yaptığı değerlendirmeler şu şekilde;

Halk Yatırım Araştırma Direktörü Banu Kıvcı Tokalı:
2017 büyüme tahminimizi yüzde 5,6’dan yüzde 7,5’e çıkarıyoruz

Geçen yılın üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 0,8 daralan Türkiye ekonomisi, bu yılın aynı döneminde yüzde 11,1 ile 2011 yılının ilk üç çeyreğinde görülen yüzde 11’lik yıllık büyüme rakamlarından sonra en yüksek GSYH artışını gösterdi.

İlk iki çeyreğe ait büyüme oranlarının da sırasıyla yüzde 5,2’den yüzde 5,3’e ve yüzde 5,1’den yüzde 5,4’e yukarı yönlü revize edilmesiyle, yılın dokuz ayında yıllık bazda yüzde 7,4’lük büyüme söz konusu. Sanayinin üretim artışının büyüme verileri kapsamındaki katma değer artışına daha güçlü olarak yansımasının üretimin yüksek seviyelerinde de geçerli olduğunun gözlenmesinin yanı sıra, geçen hafta açıklanan ve son çeyreğe beklentilerden daha güçlü başlangıca işaret eden Ekim üretim verileri doğrultusunda, daha önceden dikkat çektiğimiz üzere, 2017 yılının tamamına ilişkin büyüme tahminimizi yüzde 5,6’dan yüzde 7,5’e çıkarıyoruz. 2018 beklentimizi ise yüzde 4 seviyesinde koruyoruz.

Takvim etkilerinden arındırılmış verilerde de, yıllık bazda 3. çeyrekte yüzde 9,6 ve 9 aylık dönemde yüzde 7,2’lik önemli artışlar yaşandı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak da, 2014 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren 8 çeyrek aralıksız büyüdükten sonra geçen yılın üçüncü çeyreğinde daralan ekonomi, takip eden 8 çeyrektir tekrar büyüme trendinde. 3’üncü çeyrekte yüzde 1,2’lik artış gerçekleşti.

İntegral Yatırım Menkul Değerler Araştırma Direktörü Tuncay Turşucu:
Beklentilerin çok üzerinde

Büyüme verisi 3’üncü çeyrek döneminde yıllık yüzde 11.1 ile beklentilerin çok üzerinde geldi. Buna karşın bir önceki çeyreğe göre çeyreklik veri ise yüzde 1.2 ile beklentilerin altında geldi.

Yıllık büyümede geçen yıldan gelen düşük baz etkisi olduğunu söylemek lazım. Geçen yıl 3’üncü çeyrek döneminde yüzde 0.8 daralma yaşamıştık.

Tarım grubundaki verilerin zayıf olduğu söylenebilir. Bunun dışında yıllık bazda imalat sanayi, inşaat, hizmetler, vergi gibi kollarda iyi performanslar görülüyor. Ancak bu performansların hemen hepsinde geçen yılın düşük baz etkisi bulunuyor.

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış çeyreksel verinin ise güçlü olmadığını görüyoruz. Burada yüzde 1.8 beklentiye karşılık yüzde 1.2 büyüme oluşurken, Tarım, imalat sanayi, finans ve sigorta, gayrimenkul gibi kollarda negatif veriler alıyoruz. İmalat sanayinin çeyreksel bazda büyümeye katkısının zayıf olması ilginç Çünkü sanayi üretim verilerinde arındırılmış verilerde üretim atışı yüzde 0.9 seviyesindeydi.

Yine çeyreksel veride inşaat, hizmetler kollarında iyi performans var. Özellikle inşaat sektör ilk iki çeyreğe göre büyümeye en fazla katkıyı bu çeyrekte sağlamış.

Özet olarak büyüme her zamanki gibi hanehalkı tüketimi odaklı devam ederken, ihracatın büyümeye pozitif katkısı devam ediyor. Ancak önemli bir faktörde geçen yıldan gelen düşük baz etkisi. Çeyreksel bazda ise çok güçlü bir veri olduğunu söylemek zor.

TCMB açısından bakıldığında sıkı para politikası duruşuna rağmen büyüme kanadının yüksek gelmesi pozitif ve Merkez’in elini rahatlatacaktır. TCMB sıkı para politikasına daha rahat devam edecektir.

Kapital FX Araştırma Müdür Yardımcısı Enver Erkan:
Enflasyon açısından riskler var

Büyümenin alt kırılımları itibariyle, en önemli katkının hanehalklarının nihai tüketim harcamalarında ve gayrisafi sabit sermaye oluşumundan geldiğini görüyoruz. Sabit sermaye oluşumundaki büyümenin artarak devam ediyor olması olumlu, diğer yandan tüketim harcamalarındaki büyüme ise talep bacağının ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Bu durum aynı zamanda enflasyonda da yukarı yönlü baskının devam etmesi demek olacaktır. Net ihracat büyümesi pozitif olmakla beraber, ithalatın en önemli büyüme katalistlerin birisi olması bu büyüme patikasında aynı zamanda yüksek cari açığın da süreceğini göstermekte.

Maliye politikalarının genişleyici olması, KGF’nin yatırımlara ve sektörlere pozitif etkisinin görülmesi, sektörel teşvik ve vergi indirimleri kapsamında artan canlılık ile iç talebin pozitif etkilenmesi; bunun yanında Avrupa gibi önemli ihracat pazarlarımızdaki toparlanmanın dış talebi pozitif etkilemesi ile üretim ve ihracatta görülen artışların büyüme momentumu üzerindeki pozitif etkilerini yılın ilk 6 aylık döneminde görmüştük. 3’üncü çeyrekte yaşanan ve Türkiye ekonomisinin daralmasına yol açan malum olaylardan sonra, Türkiye’nin daha düşük büyüme patikasına çekilmemesi için yapılan teşvik ve desteklerin katkısı çerçevesinde, yüksek bir büyüme 3’üncü çeyrekte de zaten bekleniyordu, ancak bu rakam bütün beklenenlerden de yukarıda oldu.

Açıkçası; ortada olan durum enflasyon açısından riskler barındırmakla ve yüksek cari açık ile bütçe açığı oluşumuna meydan vermekle birlikte, niteliksel büyüme açısından da çok fazla tüketim ve daha az yatırım katkısı almasından dolayı sürdürülebilir değildir. Çeyrekten çeyreğe olan büyümenin de yüzde 1,2 seviyesinde gerçekleşmesi, geçen yıldan gelen düşük baz etkisinin de gözardı edilmemesi gerektiğini gösteriyor. Geçmiş serilere ait sektörel büyümelerin de yüzde 4-5 bandını işaret ediyor olması, mevcut büyüme rakamlarının sürdürülebilir olmadığını, ekonomide ısınma olduğunu ortaya koymaktadır.

İkinci çeyrekten sonra KGF kullanımı azaldı. Hem 3Q17’deki gibi geçen yıldan gelen bir baz etkisi olmaması, hem de sektörel teşvik ve desteklerin etkisinin azaldığı bir dönem olması itibariyle 3’üncü çeyrekte büyüme yüzde 5’li bantlara doğru yavaşlayacaktır. Bu yavaşlama, 4’üncü çeyrekğin ilk öncü göstergeleri ışığında çok da korkulduğu ölçüde olmayacaktır. Neticede sanayi üretiminin büyüme üzerindeki pozitif katma değer etkisi devam etmektedir. Bu kapsamda 2017’nin tamamı için de büyümenin yüzde 6 bandı üzerinde gerçekleşmesini bekliyoruz. Birçok kurumun da 2017 büyüme beklentilerinde son bir yukarı yönlü revizyon yapacaklarını düşünüyoruz.

Gedik Yatırım Ekonomisti Erol Gürcan:
Benzer büyüme rakamları görmek kolay olmayacak

3. çeyrek rakamları yüzde 11,1 ile piyasadaki konsensüs beklentiler ve bizim tahminlerimizin de üzerinde gerçekleşti. Bu durumda, Türkiye ekonomisinin 27 çeyrek dönemlik kesintisiz büyüme performansının geçen yılın aynı döneminde yüzde 0,8’lik negatif büyüme (daralma) (ilk olarak yüzde 2,7’lik daralma olarak açıklanan veri sonraki verilerle birlikte revize edildi) göstermiş olmasının oluşturduğu baz etkisi, KGF, ÖTV-KDV teşviği gibi ekonomiyi destekleme yönünde atılan adımların birikimli etkileri, Geçen yıla kıyasla bu yılın 3. çeyreğinde daha az resmi tatil olmasının iş günü sayısını kısmen artırmış olması gibi unsurların önemli rol oynadığı söylenebilir. Ayrıca, bugün açıklanan veriyle birlikte önceki döneme ilişkin büyüme rakamlarında da revizeye gidildi:
– 2017 yılı 1. Çeyrek büyüme rakamları yüzde 5,2’den yüzde 5,3’e
– 2017 yılı 2. Çeyrek büyüme rakamları yüzde 5,1’den yüzde 5,4’e yükseltildi.

Böylelikle, son 4 çeyrek ortalamaları üzerinden bakıldığında ekonomik büyüme yıllık bazda yüzde 6,5 seviyesine yükseldi. Açıklanan büyüme rakamlarındaki güçlü seyrin detaylardaki kalemlerle de desteklenmesine ek olarak, başta sanayi üretimi olmak üzere öncü verilerden gelen ilk sinyallere göre iktisadi faaliyetin 3. çeyreğe kıyasla bir miktar yavaşlamakla birlikte hâlen güçlü seyrettiğini işaret etmekte. Yılın son çeyreğine ilişkin yaptığımız ilk tahminler yine yüzde 5 ve üzerinde bir büyüme rakamı yakalanabileceğini göstermekte.

Tüm bu gerekçelerle 2017 yılının tamamı için yüzde 5,4 seviyesinde olan büyüme tahminimizi yüzde 6,8 olarak revize ediyoruz. Dolayısıyla, 2018 – 2020 dönemi Orta Vadeli Program’da tüm yıllar için işaret edilen yüzde 5,5 seviyesindeki büyümenin 2017 yılında rahatlıkla aşılacağını düşünüyor, ancak bu yılki güçlü büyüme rakamları ve teşviklerin oluşturduğu baz etkisini dikkate alarak 2018 yılında benzer büyüme rakamlarının ekstra bir destek-gelişme olmadıkça çok kolay olmayacağını değerlendiriyoruz.

QNB Finans Yatırım Baş Ekonomisti Burak Kanlı:
Yılı yüzde 6.5 veya üstü büyüme ile kapatabiliriz

Bu veriyle yılın genelini yüzde 6.5 veya belki üstü büyüme ile kapatmamız yüksek olasılık haline geldi. Özel tüketim talebinin büyümenin ana dinamiği olarak kaldığını görüyoruz. Ancak bu sefer, yatırım talebi, ve aslında daha da önemlisi makine-techizat yatırımlarında da güçlü bir artış gözlemledik. Bu çok önemli, zira, bunu, güçlü talebin kalıcılığına dair özel sektörün de ikna oldğunun göstergesi olarak yorumlayabiliriz.

Şimdi soru, “bu gücün önümüzdeki yıl da korunup korunamayacağı.” Önümüzdeki yıl çok ciddi bir yavaşlama beklemiyorum ancak bu yıla gore bir yavaşlamanın da kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum.

Önümüzdeki yıl, kredi piyasasının normalize olacağını ve tüketim talebinde bu yılki güçlü seyrin ardından bir miktar ivme kaybının olası olduğunu unutmamak gerekir. Diğer taraftan çok güçlü kamu desteğinin yan etkilerini, daha yüksek faiz oranları şeklinde görmeye başladık. Bu yılki düşük bazın, gelecek yıl tersine dönecek olmasıyla önümüzdeki yıl için 4.5%’lik büyüme oranlarını makul buluyorum.

Ahlatcı Yatırım:
Büyümeyi destekleyen birçok unsur var

2016 son çeyreği itibari ile ekonomiye canlandırmak adına atılan adım ve teşviklerin olumlu etkilerinin, 2017 yılı üçüncü çeyrek büyüme rakamına olumlu yansımalarının devam ettiği görülüyor.

Özellikle, 2017 yılının üçüncü çeyreğinde sanayi üretimi, RKGE ve KKO verilerinde yaşanan artışın büyüme rakamına pozitif katkı yaptığı görülüyor. Verinin detaylarında, kamu harcamalarında, iç talepte, gayrisafi sabit sermaye oluşumunda, mal ve hizmet ihracatında yaşanan artışın büyüme verisini desteklediğini görmekteyiz. Beklentilerin üzerinde açıklanan 2017 yılı 3. çeyrek büyüme verisi sonrasında TL’de yaşanan değer kazanımları ile birlikte kurun 3,8234 seviyeleri civarına kadar gerilediği görüldü. 2017 yılı 4. çeyrek GSYH verisi 29 Mart 2018 tarihinde açıklanması planlanıyor.

(Bloomberg HT) 

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum