Enflasyon Raporu 2017-I

ANKARA (AA) – Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, gelecek dönemde dış ticaret hadlerinin cari açık üzerinde süregelen olumlu etkisinin azalmasını beklemekle birlikte, Rusya ile ilişkilerin normalleşmeye başlamasının ve Türk lirasındaki değer kaybının net ihracata desteğinin dönemlik toparlanmayı destekleyeceğini söyledi.

Çetinkaya, yılın birinci Enflasyon Raporu’nun açıklandığı bilgilendirme toplantısında, finansal sistemi destekleyici makro ihtiyati politikalar, likidite tedbirlerinin gecikmeli etkileri ve kamu teşvikleri sayesinde finansal olmayan kesime kullandırılan kredilerin yıllık büyüme oranında, 2016 yılının son çeyreğinde ılımlı artış eğilimi gözlendiğini ifade etti.

Söz konusu dönemde ticari kredilerin Türk lirası krediler kaynaklı olarak sınırlı oranda arttığını belirten Çetinkaya, tüketici güvenindeki kısmi toparlanma ve yapılan düzenlemelerin gecikmeli etkileriyle tüketici kredilerindeki artış eğiliminin güçlenerek devam ettiğini söyledi.

Önceki dönemlerde kredi ve mevduat faizlerinde görülen düşüş eğiliminin, yurt içi ve dışı finansman koşullarındaki sıkılaşmanın etkisiyle 2016’nın son çeyreğinde duraksadığına ve kredi koşullarındaki sıkılığın devam ettiğine işaret eden Çetinkaya, küçük ve orta ölçekli işletmelere verilen Türk lirası kredi faizlerinin de yılın son çeyreğinde destekleyici kamu politikalarının etkisiyle gerilediğini bildirdi.

– “Gıda enflasyonu, enflasyona nispeten sınırlı katkı yaptı”

Çetinkaya, Temmuz 2016 sonrasında kademeli bir yavaşlama eğilimi sergileyen tüketici enflasyonunun kasımda yüzde 7 ile ekim enflasyon raporu tahminlerinin alt bandına yakın gerçekleştiğini ancak aralıkta işlenmemiş gıda fiyatlarındaki oynaklık ve tütün fiyat ayarlamalarının da etkisiyle enflasyonun önemli oranda artarak yılı yüzde 8,53 ile tahmin üst bandının üzerinde tamamladığını kaydetti.

İşlenmemiş gıda ve tütün dışı enflasyondaki artışın daha sınırlı olduğuna değinen Çetinkaya, “Bu gelişmede Türk lirasındaki değer kaybı ve vergi ayarlamalarının etkisi öne çıktı. Bu dönemde Türk lirasındaki belirgin zayıflamanın ilk yansımaları kur geçişkenliğinin hızlı olduğu enerji fiyatları üzerinde gözlendi. Ham petrol fiyatlarının da yükselmesiyle enerji enflasyonu hızlı bir artış kaydetti. Döviz kurundaki artış temel mal grubu enflasyonunu da olumsuz etkiledi.” değerlendirmesinde bulundu.

Çetinkaya, başta tütün ürünlerine yönelik olmak üzere son dönemde yapılan vergi ayarlamalarının enflasyon üzerinde belirgin bir yukarı yönlü etki yaptığını belirterek, “2016 yılında vergi ayarlamaları ve yönetilen, yönlendirilen fiyatların enflasyona katkısı tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde gerçekleşti.” dedi.

Gıda enflasyonunun geçmiş yıllara kıyasla enflasyona nispeten sınırlı katkı yaptığına dikkati çeken Çetinkaya, aralıkta ise Türk lirasındaki değer kaybı ve olumsuz hava koşullarının etkisi ile gıda enflasyonunda artış gözlendiğini dile getirdi.

Söz konusu yükselişe rağmen gıda enflasyonunun turizm sektöründeki daralmanın ve alınan tedbirlerin etkisi ile yılı yüzde 5,65 ile tarihsel olarak düşük seviyede tamamladığını belirten Çetinkaya, gıda yıllık enflasyonunun ekim enflasyon raporu öngörüsü ile uyumlu seviyede gerçekleştiğini ifade etti.

– “İktisadi faaliyette belirgin yavaşlama gözlendi”

Çetinkaya, yılın son çeyreğinde temel mal grubu fiyatlarının alt gruplar bazında farklılık arz ettiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Giyim, mobilya gibi gruplarda enflasyon yavaşlarken iç satışların nispeten güçlü olduğu sektörlerde enflasyonda yukarı yönlü bir eğilim kaydedildi. Hizmet enflasyonu, gıda enflasyonundaki ılımlı görünüm ve talep koşullarındaki zayıf seyre karşın özellikle reel birim iş gücü maliyetleri ve İstanbul ili başta olmak üzere kiralarda yaşanan artışa bağlı olarak yüksek seyrini korudu. Yılın sonuna doğru üretici fiyatları kaynaklı baskılar belirginleşti, özellikle aralık ayında yayılım endekslerine göre fiyat artırma eğilimi güçlendi. Bu görünüm altında, çekirdek göstergelerin ana eğilimi aralık ayı ile birlikte yukarı yönlü bir seyir izledi. Yakın dönemde enflasyon görünümü iktisadi faaliyetin sınırlayıcı etkisine rağmen vergi artışları, güçlenen maliyet yönlü baskılar ve gıda fiyatlarındaki kısmi yükseliş sonucunda bozuldu.”

Geçen yılın üçüncü çeyreğinde iktisadi faaliyette belirgin yavaşlama gözlendiğine dikkati çeken Çetinkaya, bu dönemde, Gayri Safi Yurt İçi Hasılanın (GSYİH) bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,7, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise yüzde 1,8 düşüş gösterdiğini açıkladı.

Çetinkaya, iktisadi faaliyette turizm gelirlerindeki düşüş nedeniyle oluşan ivme kaybının, temmuz ayındaki gelişmelerin yurt içi talep üzerindeki olumsuz etkileriyle derinleştiğini belirterek, kamunun tüketim harcamalarındaki yıllık yüzde 23,8 kuvvetli artış ile inşaat sektöründeki ılımlı görünümün, yurt içi talebin diğer bileşenlerindeki düşüşün büyüme üzerindeki etkilerini hafiflettiğini söyledi.

Öte yandan, uzatılan bayram tatilleri ve temmuz ayı ortasındaki olumsuzluklara bağlı gerçekleşen iş günü kayıplarının da faaliyet üzerinde olumsuz etkilerinin gözlendiğini vurgulayan Çetinkaya, bu sebeple açıklanan verilerin ima ettiği kadar zayıf olmadığını değerlendirdiklerini dile getirdi.

Çetinkaya, alınan tedbir ve uygulamaya koyulan teşviklerin etkisiyle artan kredi kullanımının yanı sıra vergi ve döviz kuru artışlarının fiyatlara yansıyacağı yönündeki beklentiler dayanıklı tüketim mallarına talebi canlandırdığını ancak dayanıklı mallar haricinde kalan ürünlere olan talebin zayıf seyrettiğini ifade etti.

– “Yurt içi talepte son çeyrekte yıllık bazda ılımlı artış öngörüyoruz”

Son çeyrekte özel tüketim talebindeki toparlanmanın sektörel yayılımının sınırlı kaldığına işaret eden Çetinkaya, yatırımlardaki toparlanmanın ise tüketim harcamalarına göre daha yavaş olduğunu söyledi.

Çetinkaya, yurt içi talepte son çeyrekte yıllık bazda ılımlı artış öngördüklerini belirterek, “Önümüzdeki dönemde dış ticaret hadlerinin cari açık üzerinde süregelen olumlu etkisinin azalmasını beklemekle birlikte, Rusya ile ilişkilerin normalleşmeye başlamasını ve Türk lirasındaki değer kaybının net ihracata desteğinin dönemlik toparlanmayı destekleyeceğini değerlendiriyoruz.” ifadelerini kullandı.

Son dönemde Türk lirasındaki değer kaybı ile diğer iç ve dış gelişmeler sonucunda belirsizlik algısının yükselmesinin, yurt içi talebi hem tüketim hem yatırım kanalından sınırlayabilmesinin muhtemel olduğuna işaret eden Çetinkaya, şöyle devam etti:

“Küresel büyüme görünümü ve gelişmiş ülke para politikalarına ilişkin belirsizlikler, sermaye akımlarının zayıf seyri ve jeopolitik gelişmeler, yakın dönemde olduğu gibi 2017’de de büyüme üzerinde aşağı yönlü risk oluşturuyor. Öte yandan son dönemde alınan teşvik ve tedbirlerin olası gecikmeli etkilerini yukarı yönlü bir risk unsuru olarak belirtebiliriz. Cari denge tarafında ise iyileşmenin sürmesini bekliyoruz. Emtia fiyatlarındaki artışa karşılık, büyümedeki ılımlı görünümün önümüzdeki dönemde ithalat artışını sınırlayacağını tahmin ediyoruz. Çevre ülkelerle normalleşmeye başlayan ilişkiler, Avrupa Birliği ülkelerinin talebindeki artışın devam etmesi ve jeopolitik gelişmelerin sınırlayıcı etkilerine rağmen ihracatın pazar çeşitlendirme esnekliğinin olumlu etkileriyle cari dengenin 2017 yılında iyileşeceğini öngörüyoruz.”

(Sürecek)

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum