Enflasyon Raporu 2017-I

ANKARA (AA) – Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, Merkez Bankası olarak, fiyat istikrarı temel amaçları doğrultusunda ellerindeki bütün araçları kullanmaya devam edeceklerini belirterek, “Önümüzdeki dönemde para politikası kararları enflasyon görünümüne bağlı olacak.” dedi.

Çetinkaya, yılın birinci Enflasyon Raporu’nun açıklandığı bilgilendirme toplantısında, raporda ana bölümlere ilave 8 konuya yer verdiklerini dile getirdi.

Bu çalışmalarda güncel konulara ilişkin analizler yer aldığının altını çizen Çetinkaya, raporda son dönem küresel belirsizliklerin artış nedenleri ve gelişmekte olan ülkelere olası yansımalarını irdeleyen, TÜFE ve alt grupları üzerinde döviz kuru ve ithalat fiyatları geçişkenliğini detaylı fiyat endekslerini kullanarak analiz eden ve 2016 sonu enflasyon tahminlerini değerlendiren bölümler olduğunu söyledi.

Çetinkaya, bunlara ilave olarak Türkiye için hesaplanmış iktisadi belirsizlik göstergesini tanıtan alternatif göstergelerle çıktı açığına bakan, reel dış ticaret açığı ile kredi büyümesi bağlantısını mercek altın alan ve Türkiye’de kamu harcama çarpanının iş çevrimlerine duyarlılığını analiz eden çalışmaların da raporda yer aldığına dikkati çekti.

Geçen sene kasımda gerçekleşen ABD seçimleri sonrasında küresel ekonomiye ilişkin belirsizliklerin artarak devam ettiğine işaret eden Çetinkaya, “ABD’de destekleyici maliye politikası ile büyümenin ivme kazanacağı ve Fed’in para politikasını öngörülenden daha hızlı sıkılaştıracağı beklentileri güçlendi. Bu gelişmelere bağlı olarak yılın son çeyreğinde gelişmiş ülke faiz oranlarında artışlar yaşandı. ABD doları değer kazandı. Söz konusu gelişmeler kasım ayından itibaren sermaye akımlarının gelişmiş ülkelere yönelmesine yol açtı.” diye konuştu.

Yurtiçi iktisadi görünümde de küresel piyasalarda yaşanan oynaklığın yanı sıra jeopolitik gelişmeler ve belirsizliklerin 2016’nın dördüncü çeyreğinde yurt içi finansal piyasalarda dalgalı bir seyir izlenmesine neden olduğunu belirten Çetinkaya, Türkiye’nin döviz kuru ve piyasa faizlerinde diğer gelişmekte olan ülkelerden olumsuz ayrıştığını bildirdi. Bu dönemde diğer gelişmekte olan ülkeler gibi Türkiye’den de portföy çıkışları yaşandığını hatırlatan Çetinkaya, tahvil piyasasındaki çıkışların hisse senedi piyasasına göre daha belirgin olduğunu vurguladı.

Çetinkaya, finansal sistemi destekleyici makro ihtiyati politikalar, TCMB olarak aldıkları likidite tedbirlerinin gecikmeli etkileri ve kamu teşvikleri sayesinde son aylarda kredi kullanımında toparlanma eğiliminin gözlendiğinin altını çizerek, 2016’nın son çeyreğinde tüketici kredileri ve TL cinsinden ticari kredilerdeki canlanmanın da etkisi ile kredi büyümesindeki ılımlı artışın devam ettiğini, ayrıca işletmelere yönelik kamu kredi destekleri sayesinde bankaların KOBİ’lere kredi kullanımlarını artırırken kredi faizlerinin de düşme eğilimi gösterdiğini ifade etti.

2016 sonunda tüketici enflasyonunun, Türk lirasındaki değer kaybı, vergi ayarlamaları ve gıda fiyatlarındaki kısmi yükselişin etkisi ile yüzde 8,53 olduğunu anımsatan Çetinkaya, “İktisadi faaliyet yılın üçüncü çeyreğinde ekim enflasyon raporunda çizdiğimiz görünüme uyumlu olarak dönemlik bazda daralırken mevcut göstergeler dördüncü çeyrekte ana eğilimde ılımlı bir toparlanmaya işaret etmekte. İç talep göreli olarak daha zayıf seyrediyor. Ancak Avrupa Birliği ülkelerinin talebindeki artışın ihracat üzerindeki olumlu etkisi sürüyor. Alınan destekleyici teşvik ve tedbirlerin katkısı ile iktisadi faaliyetteki ılımlı toparlanma eğiliminin devam etmesini bekliyoruz. Cari denge tarafında ise emtia fiyatlarının olumlu etkisini önümüzdeki dönemlerde kademeli olarak azalacağını ancak net mal ihracatındaki toparlanma ile iyileşmenin devam edeceğini değerlendiriyoruz. ” ifadesini kullandı.

– “Fiyat istikrarı temel amacımız doğrultusunda bütün araçları kullanmaya devam edeceğiz”

Çetinkaya, 2016’da enflasyon görünümüne karşı sıkı, döviz likiditesinde dengeleyici ve finansal istikrarı destekleyici politika duruşunu koruduklarını dile getirerek, 2016 mart ve eylül ayları arasında sadeleşme sürecine devam ettiklerine dikkati çekti.

Çetinkaya, bu doğrultuda koridorun üst bandını ölçülü ve dengeli azalttıklarını, ekim ayına gelindiğinde toplam talepteki yavaşlama çekirdek enflasyondaki kademeli düşüşü desteklemekle birlikte döviz kuru ve diğer maliyet unsurlarındaki gelişmelerin enflasyon görünümündeki iyileşmeyi sınırladığını, para politikasındaki temkinli duruşun korunmasını gerektirdiğini söyledi.

Ekimde politika faiz oranlarını sabit tuttuklarını hatırlatan Çetinkaya, kasımda ise döviz kuru hareketlerinin enflasyon hareketlerini ve fiyatlama davranışlarını bozmasını engellemek amacıyla bir miktar parasal sıkılaştırma gerçekleştirerek marjinal fonlama faizini 25 baz puan, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını ise 50 baz puan yükselttiklerini vurguladı.

Aralıkta faiz oranlarında değişiklik yapmadıklarına dikkati çeken Çetinkaya, şöyle konuştu:

“2016’da yaşanan birçok önemli şoka rağmen sadeleşme yönündeki adımlarımıza yıl boyunca devam ettik. Bu adımlar para politikasında her iki yönde de gerçekleşti. Yılın ilk yarısında faiz koridorunun üst bandında indirimler gerçekleştirilirken kasımda 2008’den bu yana ilk kez konvansiyonel sıkılaştırma adımı attık. 2017 ocakta ise makro çerçeve ve iktisadi temeller değişmediği halde döviz piyasasında gözlenen aşırı hareketlilik karşısında dinamik ve farklı likidite araçlarını içeren bir sıkılaştırma çerçevesini uygulamaya koyduk. Sade bir politika çerçevesi aktarım mekanizmasının etkinliğini artırırken bu tip dinamik tepkileri dışlamamaktadır. Bu çerçevede 12 Ocak 2017’den bu yana 1 hafta vadeli repo ihalelerine ara verdik. 16 Ocak’tan itibaren marjinal fonlamanın da sınırlandırılmasının etkisiyle gerekli görülen günlerde sistemin fonlama ihtiyacının bir kısmını geç likidite penceresi borç verme faiz oranından karşılamaktayız. Söz konusu uygulamalarımızın etkisiyle ağırlıklı ortalama fonlama faizimizde ve BIST bankalararası gecelik repo faizinde belirgin bir artış gözlendi. Ayrıca Türk lirası ve döviz likiditesi yönetimindeki esnekliği ve araç çeşitliliğini artırmak amacıyla 17 Ocak’ta Türk Lirası Depoları Karşılığı Döviz Depoları piyasasını açtık. 24 Ocak’ta Para Politikası Kurulu toplantısında ise döviz kurlarında gözlenen aşırı hareketliliğin etkisiyle enflasyon görünümünde oluşabilecek bozulmayı sınırlamak amacıyla parasal sıkılaştırmanın güçlendirilmesine karar verdik. Bu çerçevede, marjinal fonlama faizini 75 baz puan artırarak yüzde 9,25’e, geç likidite penceresi borç verme faiz oranını ise 100 baz puan artırarak yüzde 11’e yükselttik.”

Çetinkaya, uyguladıkları politikaların piyasalara yansımalarını yakından takip ettiklerinin altını çizerek, getiri eğrisinin küresel, jeopolitik ve yurt içi belirsizliklerdeki artışa ve enflasyon beklentilerindeki yükselişe bağlı olarak geçen rapor dönemine göre tüm vadelerde yukarı doğru kaymakla birlikte uyguladıkları parasal sıkılaştırmanın etkisiyle son dönemde yataylaştığını söyledi.

Merkez Bankası olarak, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda ellerindeki bütün araçları kullanmaya devam edeceklerini belirten Çetinkaya, “Önümüzdeki dönemde para politikası kararları enflasyon görünümüne bağlı olacak. Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeleri yakından izleyerek ihtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırma yapabileceğiz. Ayrıca döviz piyasasında iktisadi temellerle uyumlu olmayan sağlıksız fiyat oluşumları gözlenmesi halinde likidite araçları ile gerekli tedbirleri alacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

(Sürecek)

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum