Ekonomistler Yeni Ekonomi Programı için ne diyor?

50640834_101.jpg
Duvar’dan Mühdan Sağlam’ın hazırladığı haberde Yeni Ekonomi Program’ının detayları ekonomistler tarafından yorumlandı.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın açıkladığı Yeni Ekonomi Programı’nın (YEP) etkilerini ekonomistler Selva Demiralp, Veysel Ulusoy, Oğuz Demir anlatıyor.

Türk Lirası’nın dolar ve diğer yabancı para birimleri karşında değer kaybı, yükselen enflasyon, bütçe açığındaki artış, yüzde 25’lerdeki genç işsizlik oranı, ekonomide ciddi bir sıkışmaya neden oluyor. Merkez Bankası’nın geçtiğimiz hafta 200 baz puan faiz artışının ardından Hazin ve Maliye Bakanı Berat Albayrak Yeni Ekonomi Programı’nı duyurdu. “V” tipi bir toparlanmadan bahseden Albayrak’ın iyimser bir büyüme beklentisine sahip olduğu görülüyor.

Enflasyon, kur, cari açık, hizmetler, ihracat gibi alanlarda reformlar öngören program için ekonomistler ne diyor? Veysel Ulusoy, Selva Demiralp, Oğuz Demir’e yeni programı sorduk.

VEYSEL ULUSOY: BEKLENTİLER MAKYAJLANDI

Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ekonomist Prof. Dr. Veysel Ulusoy,Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ekonomist Prof. Dr. Veysel Ulusoy

YEP’in bir program değil, beklentilerin makyajlanması olduğunu vurgulamak istiyorum. Büyüme beklentilerinin sermaye stoku ve istihdam verilerinin vardığı nokta kapsamında sağlıklı olmadığını belirtmek isterim. Bu haliyle bile 11. Kalkınma Planı’nda beklentilerin yabana atıldığını görüyoruz.

 

SELVA DEMİRALP: YEP’İN BEKLENTİLERİNİ PİYASA GERÇEKÇİ BULMAYACAK

Koç Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümü’nden Prof. Dr. Selva Demiralp

Geçen haftaki faiz artışını olumlu değerlendirmiştim. O konuda ayrıntılı bir yazı da kaleme almıştım. Gecen haftaki kararı TCMB’nin en azından köşeye sıkıştığında doğru adımı atabileceğine dair bir sinyal olarak yorumladığım için olumlu bulmuştum. Ancak o zaman da dile getirdiğim gibi hatalı politikaların oluşturduğu itibar kaybını ve kötü politikaların yarattığı hasarı 200 puanlık bir faiz artırımı yerine koyabilmek çok zor. Politika faizinin geldiği nokta olan 10.25 halen yüzde 11.27’lik enflasyon oranının altında. Bugün gelen YEP’te yer alan 2020 enflasyon tahmininin 10.5 olarak belirlenmesi, ileriye yönelik ‘daha fazla faiz artırımı beklemeyin’ sinyalini içeriyor. YEP’te yer alan tahmin gerek piyasa beklentilerinin gerekse mevcut enflasyon oranının altında olup gerçekçi bulunmayacaktır. Bu durumda geçen hafta oluşan olumlu ancak kırılgan olan algının hızla değişmesinden endişe ediyorum

OĞUZ DEMİR: İŞSİZLİĞE BİR ÖNLEM YOK

İstanbul Ticaret Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü’nden Doç. Dr. Oğuz Demir

 Orta Vadeli Program, açıklaması itibariyle her şeyden önce toplumun en çok ilgilendiği üç konuya ilişkin hiçbir mesaja ve plana sahip olmadığımızı gösterdi. Türkiye’de bugün özellikle döviz kurlarındaki artış, işsizlik ve enflasyon en temel konular. Bu üç temel alana ilişkin olarak gerçekçi hiçbir hedef görebilmiş değiliz. Yine günü geldikçe çeşitli gerekçelerle revize edilecek rakamlarla karşı karşıyayız. Programın kurdaki hangi seviye dikkate alınarak hazırlandığı açıklanmadı. Öte yandan işsizlikte yıl sonunda yüzde 13,8 oranından bahsediliyor. Planının neredeyse tamamında finansal piyasalara ve sermayeye yönelik tedbirler ve uygulamalar anlatılırken ülkenin en önemli sorunu olan işsizliğe ilişkin bir husus duyamadık. Rakamın yüzde 13,8 olarak verilmesi de bir noktada aslında işten çıkarma yasağının devam edeceğinin de bir göstergesi olarak görülüyor. Enflasyonda yani hayat pahalılığında ise vatandaşın gerçeklerinden iyice kopulduğu bir kez daha teyit edildi. Talebin hâlâ görece güçlü seyrettiği, maliyetlerin kurdaki artış ile hızla arttığı bir dönemde enflasyonun bugün bulunduğu seviyeden daha düşük bir yerde yılı bitireceğini beklemek hâlâ faiz-enflasyon takıntısının ne kadar etkili olduğunun bir göstergesi. Yeni Ekonomi Programı, Türkiye ekonomisinin bu sıcak günlerinde ne bugüne ne de yarına dair gerçekçi bir perspektif sunmayı başaramamış gibi görünüyor. Yine aynı şekilde zaten emek kesiminin sorunlarına dair çok kısıtlı yer verilmesine alıştığımız bu programlarda bu kez finansal kapital ve sermaye sınıfını da mutlu edecek bir husus olmadığı görülüyor.

Kaynak

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum