Anket doldur para kazan!
Aksoy Araştırma

Hamburg Zirvesi geldi geçti

1029176828.jpg

Aydın Cıngı

Temmuz 2017’de düzenlenen G20 Zirvesi, hem çekinerek başlanıp olabildiğince iyi sonuçlar vermesiyle hem de tüm kenti şiddete boğan protesto gösterileriyle anılacak. Geçen yıl Hangzhou’da yapılan zirvede katılımcıların uyumu ve kentin düzeni dikkat çekiciydi. Bu yıl, “Trump faktörü” ve küreselleşme karşıtı gösteriler zirvenin rengini değiştirdi.

Öncesi

Son finans krizinden sonra dünyanın büyük ekonomileri arasında eşgüdüm sağlama ihtiyacından doğmuş bulunan G20’nin katılımcı ülkeleri, hemen hemen dünya nüfusunun %70’ini, küresel ekonominin de %90’ını kapsıyor.

Kısa süre önce Taormina’da yapılmış olan G7 Zirvesi’nde görünüm, ABD Başkanı Trump’ın “önce Amerika” anlayışından kaynaklanan tutumu nedeniyle, “ABD’ye karşı diğerleri” şeklinde oluşmuştu. Aynı nedenle Hamburg’da da, kısa süre öncesine değin dünyanın lideri olarak anılan ABD’nin “ekonomik büyükler” topluluğu içinde soyutlanır duruma düşmesinden çekiniliyordu.

Kimileri ise, bu zirvenin, mevcut uluslararası konjonktürde yapılıyor olmasının bile bir başarı olduğunu öne sürüyordu.

Müzakereler

Hamburg’da durum korkulduğu gibi olmadı. Gerçi katılımcılar arasında tam bir uyum sağlanmadı ama belirli bir uzlaşmaya varıldı. Hamburg’da masaya getirilecek temel konular (i)terörle mücadele, (ii)serbest ticaret ve (iii)iklim değişikliği idi.

(i)Bunlardan birincisi üzerinde anlaşma sağlanması, öngörüldüğü üzere, kolay oldu.

(ii)Liderlerin danışmanları zirvenin ilk gününden itibaren gece boyunca serbest ticaret konusunda müzakere yaptı. Sonuçta ortaya çıkan uzlaşma metni, “korumacılığa karşı mücadele” ibaresini içerdi. Bu, Donald Trump’ın “önce Amerika” anlayışını G20 Zirvesi’nde bir ölçüde gevşettiğinin göstergesi olarak algılandı. Ancak bunun karşılığında, uzlaşma metnine “ticaret politikasında korunma” biçiminde bir ifade de konuldu.

(iii)İklim değişikliğiyle ilgili olarak ise, ABD’nin Paris Anlaşması’ndan çıkması daha önceden kesinleşmişti. Dolayısıyla, 20 katılımcıyı da Paris Anlaşması ve onun gerekleri üzerinde odaklama olanağı bulunmayacağı biliniyordu. Ne var ki ABD, Hamburg Zirvesi’ndeki uyumluluk çıtasını yükselterek, yine de iklim değişikliğine yol açan etkenlere karşı alacağı önlemlerle bu alanda örnek bir ülke olacağına dair beyanda bulundu. Kısa süre önce Taormina’daki G7 Zirvesi’nde oluşan kutuplaşma böylece G20 Hamburg Zirvesi’nde önlenmiş oldu.

İkili temaslar

Tüm zirvelerde alışıldığı üzere, Hamburg’da da, esas müzakerelerin yanısıra önemli ikili buluşmalar gerçekleşti. Bu çerçevede örneğin ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin ilk kez yüz yüze gelerek görüştüler. İkili temaslar genelde ortamın yumuşamasına önemli katkı yaptı.

Bu arada ikili buluşmalar ve Zirve bağlamında konuşma yapan liderler, genellikle olumlu açıklama ve talepleriyle Hamburg’da elde edilen görece başarıda –veya başarısızlığın önlenmesinde- etkili oldu. Trump ABD’sinin kendini belirli ölçüde çekmesiyle dünyanın liderliği konumuna yanaşmaya başlayan Çin’in lideri Xi Jinping, dünya ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkilerin açıklık içermesi ve eşgüdüm halinde büyüme odaklı olması gerektiğini vurguladı. Konuşmasında, Çin yapımı Kuşak ve Yol Girişimi’nin bu amaca hizmet ettiğini açıkladı.

Hamburg’da diplomasi incelikleri kendini bir kez daha gösterdi. Bu bağlamda, belirli eğilimler ve tercihler içeren sembolik jestler de oluştu. Örneğin, Xi Jinping, ev sahibi Şansölye Angela Merkel tarafından kırmızı halıdan toplantı salonuna kadar eşlik edilen tek konuk devlet başkanı oldu. Bu jest, gözlemcilerce ihracatta dünyanın ilk iki sırasını paylaşan Çin ile Almanya arasındaki ayrıcalıklı dostluk ve işbirliğinin sembolik işareti olarak algılandı. Ancak bazı diplomatik çevrelere göre, bu jestte, ekonomik yapı benzerliğinin ve iklim konusuna benzer yaklaşımın ötesinde, Xi’nin Zirve’nin hemen öncesinde Berlin’e resmi ziyaret yapmış olmasının da payı vardı.

 

Yazıyı paylaşın:

Aydın Cıngı Hakkında

Mühendislik ve siyaset bilimi eğitimi almıştır. Araştırma kurumlarında politolog olarak çalışmış. Çok sayıda kitap ve makaleleri, kamuoyu araştırmaları, siyaset biliminde sayısal yöntemler, parti sistemleri, demokratikleşme süreçleri, sosyal demokrasi, göçler, toplumlarda küresel geçişlilik, AB, Güney Avrupa, Avrupa ve Türk siyasal tarihi vb. konulara ilişkindir.

Top