Yorum: Ürünler küçük ama ortak kalkınmadaki rolleri büyük

20201109161435803_76007-1.jpg

Angola’dan kahve ve bira, İran’dan el yapımı halılar ve Lübnan’dan zeytinyağlı sabunlar… Shanghai’de devam eden 3. Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nda (CIIE) insanlarda hayranlık uyandıran en son teknolojilerin yanı sıra, dünyanın dört bir yanından gelen özgün gıda ve el sanatı ürünleri de bulunuyor.

Söz konusu ürünlerin birçoğu ise gelişmekte olan ve en az gelişmiş ülkelerden geliyor. Safran ticareti yapan bir Afgan iş insanı, “Fuarda çok sayıda müşteri bulmayı umuyorum.” sözleriyle fuardan beklentisini ifade etti.

CIIE’nin Çin’in sahip olduğu dev piyasaya giriş için parlak bir kapı olduğu yönündeki görüş, gün geçtikçe olgularla da ispatlanıyor. Örneğin, Rwanda’dan gelen bir acı sos, 2018 yılında düzenlenen ilk fuarda yer almasından bu yana, e ticaret platformları aracılığıyla Çin piyasasına girdi ve en çok ilgi gören ürünler arasında yer aldı. Bu durum, ülkedeki diğer üreticiler için de fırsatlar doğarken, sektörü canlandırdı.

Daha önceki iki fuara, BM ve Dünya Ticaret Örgütü tarafından ortaklaşa kurulan Uluslararası Ticaret Merkezi’nin organizasyonuyla dünyanın en az gelişmiş ülkeleri arasında bulunan 20’den fazla ülkeden yaklaşık 100 orta ve küçük ölçekli işletme katılmıştı.

CIIE’de bu yıl da önceki yıllarda olduğu gibi en az gelişmiş ülkeler için ücretsiz stant kurulması, ürünlerin ücretsiz olarak gönderilmesi ve özel ticari görüşmeler yapılması gibi gerekli kolaylıklar sağlandı.

Bu yıl fuara katılan en az gelişmiş 30 ülkenin stantlarının yüzölçümü 4 bin metrekareyi geçti. COVID-19 salgını, küresel ekonomiye ve ticarete ciddi etkiler getirirken, bu sayıların taşıdığı değer daha da iyi anlaşılıyor.

Dünya Ticaret Örgütü tarafından ağustos ayında yayımlanan verilere göre, küresel mal ticaretinde yılın ikinci çeyreğinde “tarihsel bir düşüş” yaşandı. BM’nin tahminlerine göre, bu yıl dünyada 71 milyon kişi yeniden aşırı yoksulluk içine düşecek ve 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin gerçekleşmesi risklerle karşı karşıya gelebilir.

Çin, bu koşullar altında CIIE’yi düzenleyerek, geniş piyasasını ve kalkınma fırsatlarını dünyayla paylaşıyor. Bu, gelişen ülkeler için de büyük önem taşıyor.

Fuara katılan Myanmarlı bir çay üreticisi, “Çin’in çok geniş piyasası, çok fazla nüfusu var. Çayım kaliteliyse mutlaka piyasada yer bulabilecek.” dedi. Aslında, Çin sadece dünyanın en büyük potansiyele sahip piyasasını değil, aynı zamanda kapsayıcı kalkınma fırsatları sunuyor.

En az gelişmiş ülkeler CIIE’ye katılarak sipariş almanın yanı sıra, iç büyümelerinde de ivme kazanacaklar. Böylece, bu ülkelerin ekonomik küreselleşme sürecine daha verimli şekilde katılması ve günümüz dünyasının karşı karşıya olduğu kalkınma açığı sorununun çözülmesi bekleniyor.

Dünya Ticaret Örgütü Sözcüsü Keith Rockwell’in de dediği gibi, “CIIE, en az gelişmiş ülkelerden şirketleri, Çin’deki ve diğer ülkelerdeki şirketlerle tanıştıracak, onlara küresel ticaret sistemine entegre olma fırsatı sunacak.”

Çin’in bu çabaları, küresel kalkınmadaki dengesizliği düzeltmenin yanı sıra, dünyada ortak kalkınmanın gerçekleştirilmesine katkıda bulunuyor. Bu, insanlığın kader ortaklığının kurulmasının da somut bir örneğini oluşturuyor.

Çin, gerek gelişmekte olan ülkelere COVID-19 aşısını sağlama konusunda öncelik verme sözünde bulunmakla, gerekse üst üste üç CIIE fuarında en az gelişmiş ülkelere yardım sağlamakla büyük ülke sorumluluğunu üstlendiğini gösteriyor.

14. Beş Yıllık Plan ile ilgili kısa süre önce yayımlanan önerilerde, inovasyon, açıklık ve işbirliği vurgusu yapıldı. Bunlar, küresel serbest ticaret düzeninin istikrarını da koruyan unsurlar.

CIIE platformu sayesinde Çin, iç piyasasını dünya piyasası, paylaşıma dayalı piyasa ve herkesin piyasası hâline getirmeye çalışarak, küresel ekonominin toparlanmasına güç katıyor. Dışa açılma ve ortak kalkınmayı ilerleten Çin, dünyaya fırsatlar sunmaya ve ümit vermeye devam ediyor.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum