Yorum: Steve Bannon gibiler ABD’nin gerçek düşmanıdır

20190516212333863_63666.jpg

“Pireye kızıp yorgan yakmasıyla” bilinen “sabık danışman” Steve Bannon, nihayet yüzünü bir kez daha gösterdi. Bir süre Beyaz Saray danışmanlığı görevinde bulunan Bannon, Ağustos 2017’de görevden alındı; Bannon görevden alınmasının kızgınlığıyla çeşitli yerlerde sahneye çıkarak Çin’i karalayan klişelerini sıraladı ve gündemde kalmaya çalıştı.

ABD hükümeti Çin’e karşı “vergi sopasını” bir kez daha kaldırırken, Bannon bu fırsatı kaçıramazdı, uzunca bir yazı hazırladı. Bannon bu yazısında altı açıdan “Çin’in artık ABD’nin en büyük düşmanı olduğunu” savundu ve Çin’le yaptığı “ekonomik savaş”ta taviz vermeme, tarife sopasını sonuna kadar kullanma konusunda eski patronu Trump’a gaz verdi.

Bannon’un kerameti kendinden menkul 6 kanıtını dikkatle incelersek mantıksal sorunları olduğunu teşhis edebiliriz. Histeriye yakalanmış bu zihniyet, aslında bir yanıtı bile hak etmiyor.

Örneğin, Bannon yazısında Çin’i sanayileşmiş ve demokratik ülkelerle “ekonomi savaşı” yapmakla suçluyor. Oysa Çin’in Kuşak ve Yol inisiyatifi dünyada ortak istişare, ortak inşa ve ortak paylaşıma dayalı en büyük platformu kurarak en beğenilen kamusal ürün haline geldi. Bannon, Çin-ABD ticari anlaşmazlığını “köklü çatışma” olarak niteleyerek ABD’nin vergi meselesinde tavrını korumasını istedi. Savaş sevdalısı bu kafa, hem tarihi tecrübelerle öğrenilen “ticaret savaşlarının galibi olmaz” dersini hiçe sayıyor, hem de dünya halklarının iradesine aykırı oluyor. Bunun dışında, Çin’in “hırsız”, “yağmacı” olduğu yönündeki iddiaları tamamen asılsız. Çünkü 2017 yılında Çin’de patent, marka ve endüstriyel tasarım gibi fikri mülkiyetlerin başvuru sayısı dünyada birinci sırada yer aldı. 2018 yılında Çin’in inovasyon endeksi 5 sıra ilerleyerek dünyada 17. sıraya yükseldi. Çin dünyanın en büyük fikri mülkiyet sahibiyken, “hırsız” yakıştırmasının dayanağı nedir?

Çin’in “küresel hegemonya” kurmak istediğini söylemek de aslında Bannon’un kendi bilinçaltının ifadesidir. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, 15 Mart’ta düzenlenen Asya Medeniyetler Diyaloğu Konferansı’nda, “Samimiyet, dürüstlük, iyi komşuluk, diğer ülkelerle uyum sağlama, Çin uygarlığının öteden beri izlediği yaşam becerisidir” demişti. Xi Jinping, “Ne kadar gelişirse gelişsin Çin asla hegemonya, işgal peşinde koşmaz. Kendi yaşamış olduğu acıları diğer halklara dayatmaz” sözünü defalarca söyledi.

Bu tip siyasetçilerin “Ortak kader topluluğu” söylemini anlamaları zor

Xi’nin ileri sürdüğü “insanlığın ortak kader topluluğu” kavramı, Çin’in dünyanın çeşitli ülkeleriyle birlikte kalkındığı, güvenliği ortaklaşa koruduğu, yönetişime beraber katıldığı ve sonuç meyvelerini ortak paylaştığı iradeyi yansıtır. Dünyanın tüm insanlığa ait olduğuna inanan ve herkese karşı sorumluluk hissiyatına dayanan bu dünya görüşünün, “Önce ABD” veya “En büyük benim” sloganlarına sarılan dar görüşlü ve bencil Amerikalı siyasetçiler tarafından anlaşılması elbette zordur.

Gerçekler karşısında Bannon’un saçmalıkları sabun köpüğü gibi patlar. Abartılı iddialar sadece kendisini gülünç duruma düşürür. Bununla birlikte, ABD’de Bannon gibi bir grup sağcı politikacının Çin’i karalama ve iftira söylemi, 1950’li yıllarda ortaya çıkan “McCarthycilik hayaleti”nin geri dönmesini bir şekilde yansıtıyor. Alt sağ hareketini ilerleten Amerikan politikacılar, bencilce karar vericilerin dışlama politikası izlemesini dayattı ve Çin’i günah keçisi yaptı. Bu kişiler, Çin ile ABD arasında yaşanan sıradan ticari anlaşmazlıkları, çözülmez değer ve medeniyet çatışmaları olarak abarttı. Bu, daha fazla siyasi güce kavuşmak isteyen bir şehvet ve hırsın ürünüdür.

ABD’de bazı senatörler dün parlamentoya bir yasa taslağı sunduklarını açıkladı. Yasa taslağında sözde “ABD’nin güvenlik riski”ni gidermek için Çin’in askeri araştırma kuruluşları veya ilgili kuruluşlardan finans alan personele vize verilmesinin yasaklanması talep edildi. Beyaz Saray aynı gün ülke genelinde “olağanüstü hal” ilan ederek yerli girişimcilerin ulusal güvenliğe tehdit oluşturan şirketlerin ürettiği telekomünikasyon ekipmanlarını kullanmalarını yasakladı. Bu girişimin Huawei’yi hedef aldığı görüşü hakim.

“ABD kendini karanlık bir eve kilitliyor”

Ekonominin küreselleştiği çağımızda, dünyanın en ileri bilim ve teknolojisi, en büyük asker ve ekonomi gücüne sahip, dünyanın en gelişmiş ülkesi beklenmedik bir biçimde hassas ve paniklemiş bir duruma düştü. Güven hissi o kadar zayıf ki, tüm dünyaya kapısını kapatmak istiyor. Dış düşmanı yenmek kolay, içerideki şeytanla mücadele zor. Aslında ABD’yi yenebilecek olan sadece kendisidir. ABD’de sağa sola eleştiri oklarını fırlatan, “sıfır toplam” ve hegemonya hevesinden vazgeçmeyen yeni sağcılar ABD’nin asıl düşmanlarıdır. ABD halkı, Steve Bannon gibi kişilerin temsil ettiği “McCarthycilik” akımına karşı uyanık olmalıdır.

Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in yaptığı bir benzetmeyle ifade edecek olursak; korumacılık yapan kişi, kendini karanlık bir eve kapatan biri gibi fırtına ve yağmurdan kurtulduğunu düşünür, ama güneş ve havadan da mahrum kalır. Steve Bannon gibilerin abartmaları ve dayatmalarıyla, ABD o karanlık evin kapısını kilitledikçe kilitliyor… Bu durumda oksijensiz kalacağının farkında değil.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum