Yorum: Pompeo’nun Soğuk Savaş’ı canlandırma girişimine Avrupa’dan yanıt gelmedi

50381442-B7D8-4683-BDE0-EB125F5DBFEF.jpeg

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, kısa süre önce Çekya, Slovenya, Avusturya ve Polonya’ya resmî ziyaretlerde bulundu. “Siyasi virüs”ü gittiği her yere taşımaya çalışan Pompeo, bu kez de ziyaretleri boyunca Çin Komünist Partisi’ne iftiralarda bulunarak, sözde “Çin tehdidi” teorisini yaymaya çabaladı. Çin karşıtı küçük bir çember oluşturmaya ve Soğuk Savaş zihniyetini yeniden canlandırmaya çalışan Pompeo, Avrupa’dan beklediği yanıtı alamadı. Pompeo, sonunda kendi kazdığı kuyuya kendi düşecek…

Mike Pompeo’nun son ziyaret programının titizlikle hazırlandığı apaçık. Günümüzde ABD ve Avrupa arasındaki çatlak gün geçtikçe büyüyor. Taraflar arasında COVID-19 salgınıyla küresel mücadelede işbirliği, İran nükleer anlaşması ve “Kuzey Akım-2” projesi gibi alanlarda anlaşmazlıklar mevcut. ABD’li siyasetçilerin son aylarda Avrupalı müttefikleriyle sözde “Çin karşıtı ittifak” oluşturma çabaları da Almanya ve Fransa gibi kıtanın güçlü ülkeleri tarafından soğuk karşılandı. Bu zeminde, Pompeo son Avrupa gezisinde ABD’nin sözünü nispeten çok dinlediklerini sandıkları müttefiklerini ziyaret ederek, ABD ve Avrupa’nın birbirine hâlâ yakın olduğu imajını yaratıp, Trump’a seçimlerde puan kazandırmaya çalıştı.

Bunun yanı sıra, Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ticaret, 5G teknolojisi ve enerji gibi alanlarda Çin’le yoğun işbirliği yapıyor. Doğal olarak bu durumdan memnun olmayan Pompeo, bu ülkelerin Çin’le işbirliğini engellemeye çalışıyor.

Ancak Avrupa ülkeleri, Washington’un kendi çıkarlarından hareket ederek, müttefiklerine sürekli zarar verdiğini net bir şekilde göreli çok oldu. Bu nedenle, Pompeo’nun son ziyaretinde Çin’i kötülemek için sarf ettiği sözler müttefiklerinde karşılık bulamadı.

Pompeo’nun Çinli 5G şirketlerinin ABD’nin ulusal güvenliğini tehdit ettiği iftirası karşısında Çekya Başbakanı Andrej Babis şu yanıtı verdi: “Çekya, egemen bir devlettir.”

Pompeo, enerji alanında Çinli ve Rus şirketleri dışlamak için Çekya ile Dukovany nükleer santrali projesine dair mutabakat zaptı imzalamaya çalıştı, Çekya Dışişleri Bakanı Tomas Petriçek ise onun önerisini reddetti.

Daha da ironik olarak, ABD’nin Almanya’dan çektiği birlikleri Orta ve Doğu Avrupa’da konuşlandıracağı açıklamasına, Çekya’dan “Amerikan birliklerinin nerede konuşlanacağıyla ilgilenmiyoruz. Çekya’ya gelmesinler yeter.” yanıtı verildi.

Esasen Çin ile Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri arasında tarihte hiçbir jeopolitik çatışma yaşanmadı. Hatta şimdi, kaynak, teknoloji ve piyasa gibi konularda sıkı işbirliği yürüten iki taraf geniş ortak çıkarlara sahip. 2012 yılında Çin-Orta ve Doğu Avrupa İşbirliği Mekanizması’nın kurulmasından bu yana ikili ticaret yüzde 50’den fazla yükseldi. Çin’in Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine yatırımları da bu süreçte 3 milyar ABD Doları seviyesinden 12 milyar 600 milyon ABD Doları’na yükseldi. Küresel ekonominin durgunluğa girdiği, korumacılığın gittikçe yaygınlaştığı bir dönemde, hiçbir Orta ve Doğu Avrupa ülkesi, Çin gibi güvenilir bir ticaret ortağını kaybetmek istemez.

Bunlara ilave olarak, Pompeo’nun unutmaması gereken bir gerçek de Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin, ABD ile Sovyetler Birliği arasında yaşanan Soğuk Savaş’ın en büyük mağdurları olmaları. Tarihi unutmayan bölge halkları, bugün çok taraflı işbirliği talep ediyor. Pompeo gibi vicdanları körelmiş siyasetçiler ise kendi çıkarları için attıkları yalanlarla müttefiklerini sürekli kandırıyor, dünyanın her bir köşesinde zıtlaşmalar yaratmaya çalışıyorlar. Bu bağlamda, uluslararası toplumun el ele vererek, bu girişimlere karşı çıkması, dünya halklarının ortak çıkarlarını büyük bir kararlılıkla korumaları gerekiyor.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum