Yorum: Hayaller alemindeki Pompeo “aşağılayıcı” ziyaretlerine nasıl devam edecek?

2E49F324-3886-4964-B291-90802837B792.jpeg

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, bugünlerde Avrupa ve Ortadoğu’daki 7 ülkeye ziyarette bulunuyor. AP haber ajansı, Pompeo’nun söz konusu ziyaretlerini “utanç dolu bir gezi” olarak değerlendirdi. ABD tarihinin “en kötü dışişleri bakanı” olarak nitelendirilen Pompeo, görev süresindeki en son çılgınlığını ortaya koyuyor. Ancak, Pompeo gideceği ülkelerde yine aynı soğuk muamele ile karşılaşacak gibi görünüyor.

Pompeo’nun ilk durağı Fransa oldu. France 24 kanalının haberine göre, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Pompeo’yla yaptığı görüşme Biden’ın ekibine açık olarak gerçekleştirildi. Pompeo, bu ziyaretinde ABD’li askerlerin Ortadoğu’dan çekilmesi için Fransa’dan destek almayı ümit ediyordu. Ancak Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, ABD ordusunun Irak ve Afganistan’da kalmaya devem etmesi çağrısında bulundu. Fransa’nın bu tavrından Pompeo’nun görüşmelerinin çok da iyi geçmediği anlaşılabilir.

İkinci durağı İstanbul olan Pompeo, daha önce Türkiye’de dini özgürlük konusunda uygun olmayan açıklamalar yaptı. Türkiye, verdiği karşılıkta, ABD’nin öncelikle kendi ırkçılık ve İslamofobi gibi sorunlarını çözmesi gerektiğini dile getirdi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun gündeminde Pompeo ile görüşme bulunmuyor. Türkiye’yi ziyaret edip devlet liderleriyle görüşmemek aşağılayıcı olmuyor mu?

Pompeo daha sonra Batı Şeria’daki Yahudi yerleşim merkezine gitmeyi de planlıyor. Pompeo’nun söz konusu programı oldukça tartışmalı, çünkü Batı Şeria’daki Yahudi yerleşim merkezi uluslararası toplum tarafından tanınmıyor. Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, Pompeo’nun ziyaretini sert bir dille kınadı ve Yahudi yerleşim merkezinin meşrulaştırılması adına “tehlikeli bir girişim” olarak nitelendirdiği ziyaretin, uluslararası hukuka ve BM’nin ilgili kararlarına da aykırı olduğunu belirtti.

Pompeo görevinin bitişine çok az kala neden 7 ülkelik bir tura çıkıyor ve Batı Şeria’da “tehlikeli bir girişim”e soyunuyor? Amerikan İşletme Enstitüsü’nün Diplomasi ve Savunma Politikaları Araştırma Ofisi Başkanı Kori Schake, Pompeo’nun 2024 başkanlık seçimlerini kazanmak için böyle bir hamle yaptığını ifade ediyor. Jerusalem Post Gazetesi de Schake ile aynı görüşü paylaşıyor.

Bu görüşü daha da kesinleştirmek için Pompeo’nun yakın zamanda yaptığı bir başka çılgınlığa göz atmak gerekiyor. Pompeo, Cumhuriyetçi Parti’deki milliyetçilerin desteğini kazanmak ve kendi siyasi kariyer yolunu açmak amacıyla Çin’i hedef aldı. Pompeo, son derece ağır bir dille Çin’in siyasi sistemini eleştirdi ve Taiwan adasının Çin’e ait olmadığını ifade etti.

Aslında, Pompeo’nun skandallarının ardı arkası hiç kesilmiyor. ABD Savunma Bakanlığı’nın yeni Yüksek Danışmanı Douglas Macgregor, Pompeo dahil çok sayıda üst düzey yetkilinin, İsrail lobisinden rüşvet aldığı için İsrail’in tarafında saf tuttuğunu söylüyor.

 

Bunun yanı sıra, Pompeo’nun Suudi Arabistan’dan da para aldığı konuşuluyor. Pompeo’nun görev süresinde ABD’nin dış politikalarının “paranın gücü” ile belirlendiğini söylemek yanlış olur mu?

Şüphesiz Pompeo’nun yalanlar ve iftiralar üzerine inşa ettiği otorite binası çökmek üzere. Son çılgınlığı istediği sonuçları elde etmesini sağlayabilecek mi? Şimdi tüm dünya hayaller aleminde yaşayan Pompeo’nun “aşağılayıcı” ziyaretlerine nasıl devam edeceğini merakla izliyor.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum