Yabancı yatırımcılardan Çin ekonomisine yeniden “güven oyu”

20190711212503677_16831-2.jpg

Çin Ticaret Bakanlığı’ndan bugün açıklanan verilere göre, yılın ilk yarısında Çin’de fiilen kullanılan yabancı sermaye geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,2 oranında artarak 478 milyar 330 milyon yuanı buldu. Mevcut küresel ekonomik risklerin artması ve doğrudan yabancı yatırımların (FDI) yavaşlaması bağlamında, yabancı sermeyenin Çin piyasasına girmeye devam etmesi, Çin ekonomisinin geleceğine güven duyduklarının göstergesi oldu.

Verilere göre, bu yılın ilk yarısında dış yatırımın şu iki özelliği var; birincisi, dış yatırımların daha önceki “montaj ve işleme” gibi sanayinin alt kollarından orta ve yukarı seviyelerine doğru yönlendirilmesi. Bu dönemde ileri teknoloji sektöründe kullanılan doğrudan yabancı yatırım tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 44,3 oranında artarak bu sektörde toplam kullanılan yabancı sermayenin yüzde 28,8’ini oluşturdu. Bu değişiklik, Çin ekonomisinin hızlı büyüme aşamasından nitelikli büyüme aşamasına geçmesinin işareti oldu. İkinci olarak önemli yatırımcı ülkelerin hemen hemen değişmemesi. Yılın ilk yarısında Çin’e en fazla yatırım yapan ülke yüzde 81,3 artışla Almanya olurken, Kore Cumhuriyeti yüzde 63,8, Avrupa Birliği yüzde 22,5 ve Japonya yüzde 13,1 artış oranlarıyla Çin’e en çok yatırım yapan ülkeler arasında yer aldı. Son veriler, Çin’in hala yabancı yatırımcıların gözdesi olduğunu gösteriyor.

Öte yandan, dünyada korumacılığın ve tek taraflı yayılmanın devam etmesi uluslararası yatırımcıların endişe duymasına neden oluyor. 2018’de doğrudan yabancı yatırım 2017 yılına göre yüzde 13 oranında düştü. Fakat Çin piyasasına giriş yapan yabancı sermaye 2017 yılına göre yüzde 4 arttı. Bu yılın ilk yarısında Çin’de artmaya devam eden yabancı sermaye bir kez daha Çin ekonomisinin kendine özel bir çekiciliği olduğunu doğruladı.

Çin’de 1,4 milyar nüfusun oluşturduğu tüketici pazarı, dünyadaki en büyük orta gelir grubuna sahip. Bu durum, Çin’de bulunan yabancı sermayeli şirketlere gerçek anlamda kar sağladı.

Yabancı yatırımın Çin’e sürekli gelmesi, Çin ekonomisinin esnek ve beklentilerin iyimser olmasına bağlı bir gelişme. Dünya Bankası haziran ayında açıkladığı “Küresel Ekonomik Beklentiler” raporunda 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin küresel büyüme beklentilerini düşürürken, Çin dış zorluluklarla başa çıkabileceğini düşünerek, 2019 yılı Çin ekonomisi büyüme beklentisini değiştirmedi.

Yapısal dönüşüm sürecini sürdüren Çin’in inovasyon kapasitesi artmaya devam ediyor. Aynı zamanda Çin’in belirli bir endüstri zinciri avantajı da var. Tüm bunlar, Çin’de daha yoğun faaliyet gösterecek yabancı sermayeli işletmelere önemli itici güç sağladı.

İmalat sektörüne bakıldığında yabancı yatırımın odağı, montaj ve üretimden bilgisayarlı ve akıllı üretim gibi ileri teknoloji alanlarına doğru yöneliyor.

Mevcut ekonominin küreselleşmesinde karşı akımın yaşanmasına rağmen, Çin halen dışa açılmayı sağlam adımlarla genişletiyor ve yabancı şirketlere “güven verici” iş ortamı sağlıyor. Gümrük vergisi seviyelerinin önemli ölçüde azaltılmasından, yabancı yatırıma özel önlemlerin sürekli olarak azaltılmasına ve yabancı yatırımı teşvik eden sektörlerin genişlemesine; Yabancı Yatırım Yasası’nda yerli ve yabancı yatırımlara eşit olarak muamele edileceğinin açıkça belirlenmesine G20 Osaka Zirvesi’nde dış dünyaya açılmayı hızlandırmak için beş önemli tedbirin açıklamasına kadar Çin’in samimiyeti ve tedbirleri yabancı yatırımların güvenini daha da arttırdı.

Bu yılın başından beri, ABD’deki Tesla, Exxon Mobil, Procter & Gamble’ı Almanya’da BASF’ye, Güney Kore’de (Kore Cumhuriyeti) LG Chem gibi yabancı sermaye Çin’e yatırım yapmayı hızlandırdı. Tüm bunlara ilave olarak, Apple’ın ileri teknoloji ürünü masaüstü Mac Pro’nun üretim hattının ABD’den Çin’e taşınacağı da bildirildi.

Dünya çapında ticari korumacılık rüzgarlarının estiği bir dönemde, yabancı sermaye Çin’den çekilmek yerine Çin’e akmaya başladı. Zira yabancı yatırımcılar Çin ekonomisinin yüksek kaliteli gelişime istikrarlı geçişini büyük bir büyüme fırsatı olarak değerlendiriyor. Çin ekonomisiyle büyümek isteyen tüm yabancı sermayeli işletmelerin derinleşen dışa açılma sürecinden daha fazla fırsat elde etmesi kaçınılmaz olarak görülüyor.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum