Yabancı yatırımcı Çin’e neden güven duysun?

20180814163608328_97780.jpg

ABD, Mart ayında ticari soruşturma raporunu yayınlayıp Çin’le ticaret savaşını başlatmadan sadece bir ay önce, Çin’deki ABD Ticaret Odası bir rapor yayımlamıştı. Raporda yer alan veriler oldukça dikkat çekiciydi: 2017 yılında ABD işletmelerinin yüzde 73’ü Çin’de büyük kazanç elde etti, ABD işletmelerinin yüzde 74’ü Çin’deki yatırımlarını artırmayı planlıyordu, bu oran son yıllarda en yüksek seviyeye ulaşmıştı. Ticaret Odası’na üye şirketlerin yüzde 60’ı, Çin’i önde gelen üç yatırım ülkesinden biri olarak görüyordu…

Ankete katılan işletmelerden yüzde 46’sı, önümüzdeki 3 yılda Çin piyasasının çok daha fazla yabancı sermeye çekeceğini öngörürken, yüzde 62’si ise, geçen 5 yılda Çin hükümetinin siyaset ve iletişim alanında şeffaflığı belli ölçüde artırdığı kanaatindeydi. Uzun lafın kısası, Çin’de faaliyet gösteren Amerikan işletmeleri hallerinden memnundu.

Çin Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasına göre, yılın ilk yarısında Çin’de yeni kurulan yabancı işletmelerin sayısı 29 bin 591’i bularak geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 96,6 arttı. Fiili olarak kullanılan yabancı sermaye hacmi 68 milyar 320 milyon doları bularak geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 4,1 yükseldi. Bu yatırımın başlıca kaynak ülkelerinden olan ABD’nin Çin’deki fiili yatırım hacmi geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 29,1 büyüdü.

Ticaret savaşının etkilerinin, belli bir süre geçtikten sonra kendini göstereceği savunuluyor. Yine de bu veriler, ticaret savaşının olumsuz etkiler yaratması beklentileri karşısında, yabancı yatırımcının Çin’e halen güvenle baktığını gösteriyor.

Bu konuda Çin’e olan güven 5 unsurdan kaynaklanıyor:

Birincisi, Çin’de üretim ve tüketimin birlikte gelişmesini sağlayan fırsatlar bulunuyor. Tahminlere göre, 2030 yılında dünyada orta sınıf nüfusu 4 milyar 900 milyonu bulacak, bunun üçte ikisi Asya bölgesinde, büyük çoğunluğuysa Çin’de yaşıyor olacak. Üretim ve tüketimin birlikte gelişmesinde, Çin piyasasının dışa açık yapısı da etkili. Çin piyasasının dışa açılması, daha fazla çok uluslu işletmeyi Çin’de ticaret yapmaya çekecek. Çin, tüketim devi olarak dünyanın ekonomik büyümesine katkıda bulunacak, teknolojik devrimin beraberinde getirdiği yaşam tarzına paralel olarak, yeni orta sınıfın yeni ürünleri kabullenme oranı yükselecek.

Çin’deki Japonya Ticaret Odası’nın yayımlandığı 2018 Çin Ekonomisi ve Japon İşletmeleri Değerlendirme Raporu’na göre, Japon işletmelerinin robot ve yedek parça sektörlerinde Çin’e yatırımı belli ölçüde yükseldi, hizmet ve perakende gibi sektörlerde yatırım da sürekli olarak artıyor. Japon işletmelerinin geçmişte ihracata dayalı faaliyetleri artık Çin’de iç satış modeline dönmüş durumda.

İkincisi, küresel endüstri zinciri avantajına sahip olan Çin, dış sermaye firmalarının üretimine bütün bir eşleşme dayanağı sağlayabilir. İmalat endüstrisi sıfır temelde kalkınmaz. Çin’in avantajı, endüstrinin bütünlüğü, altyapı tesislerinin eksiksizliği, endüstriler arasında eşleşme sisteminin iyileşmesi ve iş gücü unsurunun gittikçe iyi hale getirilmesinden kaynaklanıyor. Örneğin, küçücük bir çakmak üretildiğinde, Çin’in düşük fiyatla dünya piyasasının talebini karşılayabilmesinin sebebi, plastik kapak ve çakmaktaşı gibi ilgili endüstrilerin eşleşmesidir.

Üretim kapasitesi ve yenilik birbirini tamamlıyor

Üçüncüsü, Çin’in büyük ölçekli üretim kapasitesi ile gelişmiş ülkelerin yeniliği birbirini tamamlayabilir. Gelişmiş ülkeler güçlü inovasyon kapasitesine sahiptir. Ancak temel araştırmadan uygulamalı araştırmaya ve ticarileşmiş üretimden geniş ölçekli üretime kadar uzun bir zincir söz konusudur. Çin’in büyük ölçekli üretim kapasitesi ve büyük piyasası nedeniyle birçok yenilikçi firma Çin’de yatırım yapmak istiyor. Bu, yabancı ülkelerin gelişmiş teknolojik kazançlarının bir an önce ticarileşmesini ve masrafların en düşük seviyeye inilmesini sağlıyor.

Dördüncüsü, ticaret savaşının etkileri halen tespit edilemedi. Ancak dünya ekonomisinin ılımlı bir şekilde canlanması, Çin’in dış yatırım çekmesi için olumlu bir dış ortam sunuyor. Geçen yıldan itibaren küresel Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) ortalama yüzde 3,8 arttı. Uluslararası Para Fonu’ (IMF) tahminlerine göre, bu yıl küresel ekonomi büyüme hızının yüzde 3,9’a ulaşması bekleniyor.

Beşincisi, Çin dışa açılmayı artırıyor. 28 Temmuz’da 2018 Yılı Yabancı Yatırımcının Çin Pazarına Girişiyle İlgili Özel Yönetim Önlemleri (Negatif Liste) resmen hayata geçirildi. Yabancı yatırımı kısıtlama önlemleri, 2017 yılında 63 iken, 2018 yılında 15 tedbir azaltıldı. Öte yandan 2018 negatif listesi belli alanlar açtı. Örneğin, finans alanında bankacılık yabancı sermaye hisse oranı kısıtlaması kaldırıldı; 2021 yılında finans alandaki tüm yabancı sermaye hisse kısıtlamaları kaldırılacak. İmalat endüstrisi alanında otomobil endüstrisinde özel maksat aracı ve yeni enerji arabası yabancı sermaye hisse kısıtlamaları da artık yok. 2020 ve 2022 yıllarında ticari araç ve yolcu taşıtı yabancı sermaye hisse kısıtlamaları da kaldırılacak.

Çin ekonomisinin istikrarlı şekilde ilerlemesi nedeniyle, ülkenin büyük piyasası ve bütün endüstri eşleşme kapasitesiyle yabancı sermaye çekmeye devam edilecek. Ticaret savaşından dolayı Çin’in yabancı sermaye çekme kapasitesinden endişe duymak hiçbir sebep yok.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum