Üye sayısı 100’e ulaşan AIIB’nin cazibesi artıyor

20190714192651212_51087.jpg

Asya Altyapı Yatırım Bankası’nın (AIIB) dün Lüksemburg’da yapılan dördüncü yıllık toplantısında, Benin, Cibuti ve Ruanda’nın resmî üyelikleri onaylandı. Üç Afrika ülkesinin de katılımıyla AIIB’nin üye sayısı 100’e yükseldi.

Küresel ekonominin belirsizliklerle karşı karşıya bulunduğu günümüzde, AIIB’nin bir kez daha genişlemesi, bankanın altyapı inşası alanında harcadığı çabaların, küresel yönetişim sistemine yaptığı katkıların ve önerdiği çok taraflılık ve kapsayıcılık kavramlarının uluslararası toplum tarafından benimsendiğini gösteriyor. Bu, ayrıca Çin’in etkisinin ve güvenilirliğinin de uluslararası toplumdan kabul gördüğünün bir göstergesi.

Beijing merkezli AIIB, altyapı yatırımlarına odaklanan yeni bir çok taraflı kalkınma bankası. 2016’da faaliyete geçen AIIB, yaşadığı dokuz genişleme sürecinden sonra başlangıçta 57 olan üye sayısını 100’e yükseltti. Üyelerinin çoğunu gelişmekte olan ülkelerin oluşturduğu AIIB, İngiltere, Fransa, Almanya ve Kanada gibi gelişmiş ülkeleri de bünyesine kattı. En büyük yatırımcısı Japonya olan Asya Kalkınma Bankası’nı üye sayısı bakımından geride bırakan AIIB’nin etkisi de gün geçtikçe artıyor.

Geçtiğimiz üç yıl boyunca AIIB, altyapı inşasının geliştirilmesi suretiyle Asya ve dünyanın ekonomik gelişmesi için birçok fırsat yaratırken, göz alıcı bir karne ortaya koydu.

Bir yandan, gelişmekte olan ülkelerin finansman ihtiyaçlarını karşılayan ve yerel ekonomilerin kalkınmasını ilerleten AIIB, şu ana kadar 18 ülkede ulaşım, enerji, telekomünikasyon ve kentsel gelişim gibi alanlardaki 46 projeye toplam 8,5 milyar ABD Doları tutarında finansman sağladı.

Öte yandan AIIB, gelişmiş ülkeler dâhil olmak üzere üyelerinin yatırım ihtiyaçlarını da karşılıyor. Yapılan hesaplamalara göre, Asya’da her yıl 1,4 trilyon dolarlık altyapı finansmanına ihtiyaç bulunacağı, Afrika’daki yıllık altyapı finansmanı açığının ise 68 ila 108 milyar dolar arasında olacağı tahmin ediliyor. Gelişmiş ülkeler, AIIB aracılığıyla Asya ve Afrika kıtalarındaki altyapı çalışmaları için yatırım yaparken, ilgili ülkelerin ekonomik büyüme fırsatlarını da paylaşıyor.

AIIB’nin küresel ekonomik yönetişim sistemine yaptığı yeni katkılar uluslararası toplumdan büyük övgü aldı. Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi uluslararası finans kuruluşları, yeni yükselen piyasaların ve gelişmekte olan ekonomilerin kalkınma durumlarını uygun şekilde yansıtamazken, gelişmekte olan ülkelerin çoğunluk hisselerini elinde bulundurduğu ve daha büyük söz hakkına sahip olduğu AIIB ise küresel eknomik yönetişimin daha adil, rasyonel ve etkili şekilde gelişmesini ilerletiyor. AIIB’nin diğer çok taraflı kalkınma bankalarının yerini almak gibi bir niyeti bulunmuyor. Mevcut uluslararası mekanizmaların tamamlayıcısı olarak AIIB’nin Dünya Bankası ile birlikte Hindistan’da gecekondu rehabilitasyon projesini hayata geçirmesi de bunun bir örneği.

Kendisini “21. yüzyılın ortak yönetişim yapısına dayalı yeni bir uluslararası çok taraflı kalkınma kuruluşu” olarak konumlandıran AIIB, yönetim yapısı, politika belirleme ve insan kaynakları yönetimi gibi açılardan uluslararası standartları izliyor.

Diğer yandan, AIIB tarafından bağlı kalınan “basitlik, dürüstlük ve temizlik” değerler de proje finansmanı gibi süreçlerde bankanın güvenilirlik ve şeffaflığının teminatı oluyor. AIIB, gösterdiği performans sayesinde, 2017 ve 2018 yıllarında uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları Standard&Poor’s (S&P), Moody’s ve Fitch Ratings’ten en yüksek not olan “AAA” kredi notunu aldı.

Çin’in öncülüğünde kurulan bir uluslararası finansal işbirliği platformu olan AIIB, ayrıca Çin’in dünyaya sunduğu uluslararası bir kamusal ürün olma niteliğini taşıyor. Çin, AIIB’nin işleyiş ve gelişmesine başından beri sıkı bir destek sağlıyor. Çin, üye ülkelerdeki altyapı projelerine destek vermek üzere 50 milyon dolarlık fon sağladı. AIIB’nin faaliyette bulunduğu üç yılda Çin hükümeti taahhütlerini tek tek yerine getirdi, bankanın çalışmalarına ve kararlarına karışmadı. Bağımsız şekilde işleyen AIIB’nin cazibesi de git gide artıyor.

AIIB’nin üye sayısı, geçtiği dokuz genişleme sürecinden sonra 57’den 100’e yükseldi. Farklı ülkelerin AIIB’ye katılmayı tercih etmesi de Çin’in etkisine ve güvenilirliğine duyulan inancı gösteriyor. AIIB Başkan Yardımcısı Joachim von Amsberg’in de dediği gibi, “Çin, son derece sorumlu bir ana hissedar.”

Eski Dünya Bankası Başkanı Robert B. Zoellick de AIIB’nin yönetişim, şeffaflık, uluslararası standartlar ve işbirliği açılarından iyi bir örnek oluşturduğunu dile getiriyor.

AIIB’nin önümüzdeki dönemde de Asya ve dünya ekonomisinin büyümesini teşvik etmenin yanı sıra, küresel ekonomik yönetişime daha büyük katkılar sağlaması bekleniyor.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum