Çin’in Huawei Yasakları ve Büyük Resim

uyMkLdzacEiCvMv8kwyKjg.jpg

ABD Hükümeti Huawei’ye bir seçenek çıkarmakta hala çaresiz iken, Başkan Donald Trump, Çin şirketini fiilen kara listeye alan bir kararname imzaladı. Böyle bir durumda Google, Qualcomm ve Intel gibi ileri teknoloji firmaları da, 5G alanının en ileri şirketiyle bazı iş ilişkilerini durdurmak zorunda kaldılar.

Başkanın emri Çin’in en büyük telefon üreticisini az sayıda seçenekle karşı karşıya bırakıyor. Bunlardan birisi, hasmane davranışa ve işlerini bozmaya dönük çabalara karşı hakkını mahkemede aramaktır. Huawei Trump’ın başkanlık kararının uluslararası ticaret üzerindeki etkisinin sınırlarını ve bu olgunun, Çin-ABD ticaret savaşı sürüp gitmekteyken Çin’i cezalandırma manevrası olup olmadığını test edebilir. Ancak bir hususun açık olduğu görünüyor.

Huawei, bu kararın mantıksız ve sorumsuz olduğunu dava yoluyla açığa çıkarsa bile Trump yönetimi tutumunu değiştirmeyecektir. Yasak, siyasal motivasyonlu olup hukukla veya ulusal güvenlik sorunlarıyla hiçbir ilgisi yoktur.

Deneyimlerimiz bize gösteriyor ki, Ticaret Bakanlığı’na Huawei ile ticaretin bloke edilmesi yetkisinin verilmesinin, bir kararnamenin akıl dışı uygulaması olduğunu mahkemede hiç kimse söylemeyecektir. Trump’ın ulusal kriz beyanı, Ticaret Bakanlığı’na Huawei’nin bloke edilme yetkisini, şirketin enformasyon teknoloji alışverişinin ABD’nin güvenliği açısından risk oluşturmadığı durumlarda da veriyor. Öte yandan ABD istihbaratı, aynı kriz beyanını diğer uluslararası şirketleri de hedef almak ve damgalamak için kullanabilir.

 

Huawei’nin mahkemede davayı kazanması durumunda yasağın kaldırılacağını düşünmek büyük bir hatadır. Trump yönetiminin adı geçen şirketi ve hukuk düzenini çökertmek için başka yolları vardır. Trump, ABD’nin ekonomi hukuku ve ticaret politikalarında, önceki yönetimlere göre, çok kez farklı uygulamalara yöneldi; Amerikan mahkemeleri de bu tutumlara ilişkin olarak temel norm ve kabulleri baş aşağı etmekte tereddüt göstermedi. Bütün bunları dikkate alarak, hukuk ihlallerinin Washington’da içselleştirilerek benimsendiği ve bunun da değişmeyeceği söylenebilir. Uluslararası hukuksal yükümlülüklere karşı yapılan bu saldırının tüm dünya için bir soruna dönüşebileceğini ise hiç kimse umursamamaktadır.

 

Trump’ın kararnamesi, Huawei’nin de ötesine taşma niyeti taşıyor.  ABD Ticaret Bakanlığı, telekomünikasyon sektöründe başka yabancı oyuncuların da Amerikan şirketleri ile iş yapmasını yasaklayabilir. Bütün bu yabancı aktörler, pek çok sorgulanabilir neden ve niyetlerle yapılabilecek saldırıya açık ve savunmasızdır.

ABD Ticaret Bakanlığı’nın bazı hukuksal boşluklardan yararlanarak Huawei’nin üzerine, ulusal güvenlikle ilgisiz bir konuyu bahane ederek gittiğini açıklamaya gerek yoktur. Dolayısıyla, saldırıyı püskürtmeye çalışmanın Huawei için bir zaman kaybı olduğu açıktır. Huawei’nin ulusal güvenlik için tehdit oluşturduğuna ilişkin hiçbir açık kanıt bulunmamasına karşın, mahkemeler başkanlık kararnamesinin sorumsuzca kullanımını onaylayacaktır.

Bazı gözlemciler, Ticaret Bakanlığı’nın şirkete, mevcut telefon ve şebeke bileşenlerini tamamlamak için 90 günlük bir “geçici genel ruhsat”vermiş olmasına bakarak Huawei için hala umut bulunduğunu düşünebilir. Ancak ruhsatın süresi 19 Ağustos’ta sona erecek olup şirketin CEO’su Ren Zhengfei de geçici ruhsatın çok etkisi olmayacağını söylemektedir; yani yasak sürecektir.

Her şey bir yana, Ren, Amerikalı politikacıların Huawei’nin gücünü azımsadıklarını, çünkü şirketin “dünyanın tepe noktasında durmak”için gerekenlere sahip olduğunu belirtti. Doğrusu, Çin’in en büyük telefon üreticisi önündeki potansiyel, 5G becerisiyle daha çok teknoloji oluşturmak gibi duruyor. Aslında bu yasak, 5G alanında en öndeki şirkete gelecekteki teknolojilere ilişkin kendi standartlarını oluşturmak için mükemmel bir şans sunmakta.

Teknolojinin ve üretim araçlarının kaçınılmaz olarak çoğaldığı biliniyor. Şu andaki ticari ve teknolojik soğukluktan Çin’den çok ABD kayıplı çıkacaktır. Huawei, bilgisayar çip tasarım ve üretimi konusunda rekabet gücüne sahiptir. Huawei telekomünikasyon dünyasında devasa bir oyuncudur ve Beijing ile Washington arasındaki karşılıklı misillemelerin sonucunu beklemeye ihtiyacı yoktur.

Üstelik ABD için ne yazıktır ki, Birleşik Krallık ve Almanya Huawei’yi kullanmakta bir tehlike görmemektedir. Öte yandan, ABD’nin, Huawei’yi başka Avrupa ülkelerinde bir ulusal tehdit gibi gösterme girişimleri de karşılık bulmamıştır. Dev Çin telekomünikasyon şirketi, Donald Trump döneminde, Avrupa ile ortak girişimler aracılığıyla çip imal edebilir. Operasyon sistemi yasağının üstesinden gelebilir ve şebeke oluşturma teknolojisinin küresel kapsamını genişletebilir. Buna, gelecek nesil yeniliklerin ve inovasyonların satıcısı ve yatırımcısı olmak da dahildir.

Her halükarda Huawei’yi boykot etme çağrıları, sanılanın da berisinde, Amerika’ya özgü kaldı. Pek çok gelişmekte olan ve gelişmiş ekonomi, Trump yönetiminin önünde Huawei’ye uluslararası düzlemde bir seçenek getirmek için fazla bir alan bulunmadığını biliyor. ABD gittikçe yalnızlaşıyor ve geride kalıyor.

Editörün notu: Bobby Naderi güncel konuları yorumlayan, belgesel film yapımcısı ve Büyük Britanya Yazarlar Derneği üyesi bir gazetecidir. Makale yazarın fikirlerini yansıtmakta olup CGTN’nin görüşlerine uygun olmak durumunda değildir.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum