Trump-Xi Zirvesi Üzerine Değerlendirmeler

trump-xijinping-gorusmesi-1.jpg

Başkan Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasındaki Çin-ABD ticareti, Kuzey Kore gibi konularına odaklanan yüz yüze görüşme toplantısı tamamlandı. İki dünya liderleri Florida’daki Mar-a-Lago ‘da bu hafta bir araya gelmişti. İki lider arasındaki görüşme küreselleşmenin geleceği ve dünya ekonominsin istikrarı açısından büyük önem taşıyordu. Çin’in adil olmayan ticaret uygulamaları konusu, Trump’in kampanyasında tekrar eden bir temaydı ve Trump, bazı taahhütlerini yerine getirebileceğini kendi destekçilerine göstermek zorunda hissediyor. Xi,  ise yılsonunda Komünist Partisinin Ulusal Kongresi öncesinde ülke içinde istikrara ihtiyaç duyduğundan ABD-Çin ilişkilerinde gerginlik istemiyor. ABD ve Çin birçok konuda ortak bir fikri paylaşmasa da istikrara olan ihtiyaçları aşikâr bulunuyor. İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde “kazan-kazan” dengesi bulunuyor. Çin, 2015’ten bu yana ABD’nin en büyük ticaret ortağı. ABD ise Çin’in AB’nin ardından ikinci büyük ticaret ortağı konumunda bulunuyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 578,6 milyar dolar. Çin’in tüm ihracatının yaklaşık % 20’si 2015’te ABD’ye yapıldı. Son on yılda ABD’nin Çin’e ihracatı yıllık ortalama %11 düzeyinde yükseldi.

ABD Başkanının Çin ticaret uygulamalarını kınaması ve Aralık ayında Tayvan Devlet Başkanı Tsai Ing-wen ile olan telefon görüşmesi göz önüne alındığında, Xi ve Trump’ın zirvesi küresel siyaset ve ekonominin geleceği açısından daha da kritik hale geldi. Toplantı öncesi görüş bildiren bazı uzanmalar görüşmenin iki ülke arasındaki sorunları çözmede ilk adım olabileceğini ama toplantından büyük sonuçlar beklenmemesini gerektiği vurguladılar. Örneğin Brookings Enstitüsü’nden John L. Thornton Çin Merkezi’nden kıdemli bir uzman olan David Dollar, toplantı öncesinde US News’e verdiği demeçte. “Bu toplantıdan büyük sonuçların çıkması gerçekten mümkün değildir. Bunun için çok erken. Yeterince hazırlık yapılmadı ” dedi.    Bu tarihsel arka planda gerçekleşen toplantı, Xi’nun Mar-a-Lago’da olduğu sırada Trump’ın Suriye’deki hava üssüne füze saldırısı başlatma kararı nedeniyle biraz daha gergin geçti.

Dışişleri Bakanı Rex Tillerson Ticaret Bakanı Wilbur Ross Hazine Bakanı Steven Mnuchin’in Brifingi Ve ABD Tarafının Değerlendirmeleri:

ABD tarafı genel olarak görüşmelerin olumlu geçtiği görüşünde. Dışişleri Bakanı Rex Tillerson Ticaret Bakanı Wilbur Ross Hazine Sekreteri Steven Mnuchin görüşme sonrasında katıldıkları brifingde iki ülke arasında kurulan diyalogun sorunların çözümünde son derece önemli bir platform sağlayacağı görüşünü dile getirdiler.

Dışişleri Bakanı Tillerson brifingde yaptığı açıklamada iki lider arasındaki atmosfer ve kimyanın olumlu olduğunu söyleyerek “İki lider, olumlu, verimli görüşmelere yaptı” dedi. Tillerson “Başkan Trump ve Başkan Xi, karşılıklı saygıya dayalı farklılıkları idare ederken işbirliği alanlarını genişletmek için ortaklaşa çalışmalar yapmayı kabul etti” diye de ekledi. Tillerson Perşembe günü akşam yemeği sırasında Trump’ın şahsen Xi ile Suriye’ye yapılan saldırıyı ve gerekçesini görüştüğünü söyledi. Tillerson ayrıca mevcut hiçbir tanımlanmış düzenleme olmasa da, – Kuzey Kore’nin askeri hedeflerine dair endişelerin ışığında – Xi’nin Kore yarım adasının nükleer silahlardan arındırılması gerektiğinin farkında olduğunu da belirtti.

Ticaret Bakanı Wilbur Ross ise brifing sırasında iki ülke arasındaki ticari ilişkilere değindi ve ABD tarafının görüş ve beklentilerini özetledi. Ross  “amacımız, Çin’e olan ihracatımızı artırmak ve onlarla olan ticaret açığını azaltmaktır” dedi. Normal olarak, ticaret tartışmaları, özellikle   bizimle Çin arasında birkaç yıldır diyen Ross, toplantı kapsamında  Çin ile ABD arasındaki ticari ilişkilerin düzenlenmesi konusunda 100 günlük bir eylem planının hazırlandığını söyledi.

Hazine Bakanı Steven Mnuchin ise yaptığı açıklamada “özellikle bu sabah bir araya geldiğimiz toplantı, ilk kapsamlı ekonomik diyalogun bir başlangıcıydı. Birlikte nasıl çalışacağımızla ilgili çok doğrudan ve samimi görüşmeler yaptık” dedi. ,”Çin ve ABD’nin çok benzer ekonomik çıkarlara sahip olduğunu vurgulayan Mnuchin   “Çin yetkilileri de daha dengeli bir ticaret ortamına ihtiyaç duyulduğunu kabul ettiler” dedi. Özellikle ticaret üzerinde daha dengeli bir ekonomik ilişkiye odaklandık diye sözlerine devam eden Mnuchin, ABD tarafının ticari ilişkiler konusunda ABD’den temel beklentilerini de özetlemiş oldu.

Sonuç:

Trump ve Xi görüşmesinde potansiyel politika değişiklikleri için yol kat edildiği ve toplantıların beklenenden daha iyi geçtiği gözleniyor. Görüşmenin olumlu sonuçlandığını değerlendiren uzanmalar Xi ve Trump arasındaki zirvenin yıl boyunca ABD-Çin ilişkilerinin nasıl gelişeceğini belirlemek için yararlı bir gösterge olacağını düşünüyorlar. Örneğin ABD-Çin İlişkileri Ulusal Komitesi Başkanı Stephen A. Orlins, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ve ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleşen görüşmeyi olumlu değerlendirirken iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin önemine vurgu yapıyor. Orlins, şu an ABD’deki Çinli öğrenci sayısının 325 bine ulaştığını, Çin’in geçen yıl ABD’ye yaptığı yatırımın 46 milyar doları bulduğunu ve yaklaşık 141 bin ABD’linin Çinli şirketlerde çalıştığını söyleyerek iki ülke arasında derin ekonomik ve sosyal ilişkilerin oluştuğunun altını çiziyor.

Küresel ticaretin geleceği, dünya ekonomisi ve siyasetinin istikrarı açısından bu ilişkiler, en azından 2017’de, beklediğinden çok daha fazla işbirliğine dayalı olması gerektiği konusunda taraflar hemfikir durumdalar. ABD ve Çin’in sorunlara bakış farklılıkları var ama aynı zamanda iki ülke birçok ortak çıkarları da paylaşıyorlar. İki lider arasındaki zirve böyle bir işbirliğinin gelişmesi için bir başlangıç olabilir. İki liderin ikinci toplantı sonrası yaptığı açıklamalar böyle bir gelişmenin olası olduğunun ipuçlarını da taşıyor. ABD Başkanı Trump’ın “Çin ile ilişkimizde muazzam bir ilerleme kaydettik.” diyerek Xi ile görüşmesinden sonra aralarında geliştirdikleri ilişkiyi “sıra dışı” olarak nitelendirmesi son derece önemli. Cumhurbaşkanı Xi ise iki ülke arasındaki ilişkilerin önemine vurgu yaparak Çin ve ABD’nin birbirinin en büyük ticaret ortağı olduklarını ve iki ülkenin halklarının bundan birçok fayda sağladığını söylemesi Çin’in diyaloga açık olduğunu gösteriyor.  Bu karşılıklı açıklamalar iki ülke arasındaki diyalog ortamının gelişeceği ve bununda dünya ekonomisinin istikrarına katkı sağlayacağı yönündeki iyimser bekleyişleri artırıyor.

* Doç Dr. Cem Okan TUNCEL

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum