Ticaret anlaşmazlığı küresel durgunluğa yol açabilir

images-3.jpeg

Chetan Ahya

Ticaret gerilimleri, bugün küresel kurumsal güven üzerinde yük oluşturan en büyük faktördür. Politika hafifletici önlemler yalnızca olumsuz etkileri bir noktaya kadar telafi edebileceğinden, bu gerilimler küresel iş döngüsü için önemli ve dikkat çekici bir tehdit oluşturmaktadır. Gerçeği söylemek gerekirse, küresel iş ortamına önemli ölçüde ilave zarar gelmesini önleyecek şekilde ticaret gerginliklerinin ele alındığı çerçeve nispeten dardır. Nitekim son haftalardaki gelişmeler, küresel büyümede aşağı yönlü riskleri beraberinde getiren gerginliklerde uzun süreli bir artış olasılığını yükseltmektedir.

Yatırımcıların ticaret gerilimlerinin etkisini hafife aldıkları görülüyor. Bizim, Morgan Stanley olarak endişelerimiz, aktarım kanallarının yaygın olmasından, doğrusal olmayan etkilerden ve reaktif gevşetme politikalarının etkisinde yaşanacak gecikmelerden kaynaklanıyor. Ticaret gerilimleri artarsa, ABD’nin Çin’den ithal edilen 300 milyar dolarlık ürüne yüzde 25’lik tarifeler uygular ve Çin’de buna karşı önlemlerle yanıt verirse, küresel ekonominin iki ila üç çeyrek içinde durgunluğa gireceğini öngörüyoruz.

 

Ticari anlaşmazlıklar küresel büyümeyi etkileyecek

Ticaret gerginlikleri beş farklı kanaldan küresel büyüme üzerinde etkili olacak. Birincisi, tarifelerin uygulanması maliyetleri artıracak - şirketlerin karlılığı azalacak ve daha yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalan tüketicilerin taleplerinde düşmeler yaşanabilecek.

İkincisi, tarifelerin etkisi yerel ve küresel tedarik zincirlerine ve dolayısıyla küresel ticaret akımlarına yayılacak.

Üçüncüsü, orta vadede, çok uluslu şirketler, alternatif tedarik kaynakları geliştirirken ek maliyetlere maruz kalacaktır.

Dördüncüsü, küresel kurumsal güven darbe alacak ve şirketler toplam küresel talep üzerinde artırıcı etkiye sahip olan sermaye harcamalarını azaltacaktır.

Ve beşincisi, küresel ölçekte etkin olan şirketler, uluslararası faaliyetleri sebebiyle büyüme ve karlılıkları üzerinde ek bir düşüş baskısı ile karşı karşıya kalacaklar.

İlk üç kanal büyük olasılıkla daha iyi anlaşılmış durumda ancak son iki kanalın etkileri konusunda yeterli bir farkındalık yok. Bu iki kanalın küresel ekonomi üzerinde daha büyük bir etkiye sahip olacağını ve bu etkinin doğrusal olmayacağını düşünüyoruz.

 

 

Politika gevşetmeleri yalnızca reaktif etkilere sahip olabilir

Politika gevşetmesi, ticaret gerilimlerinden kaynaklanan zararları telafi edebilir mi? Yatırımcılar artan gerilim durumunda daha güçlü bir politika tepkisi beklemekte haklılar. Ancak gerçek şu ki, böyle bir politika gevşemesi yalnızca gerilimlerdeki artışların tetiklemesiyle ortaya çıkan ve etkileri finansal koşullar ve büyüme görünümü üzerinde olacak şekilde reaktif olacaktır. Dahası, politika önlemleri öncesi yapılan geleneksel gecikmelerin reel ekonomi üzerinde etkisi olduğu göz önüne alındığında, küresel büyümede yaşanacak bir düşüş kaçınılmaz görünüyor.

Öyleyse, ticaret anlaşmazlığı nasıl evrimleşecek ve küresel makro görünüm üzerinde etkileri neler olacak? Üç olası senaryo sunuyoruz:

Birincisi olan “gerilimde geçici bir tırmanma” senaryosunda, ticaret gerilimleri yaklaşık dört hafta daha armaya devam ediyor. Halihazırda uygulanmakta olan gevşetici politikaların- Çin’in 250 milyar dolarlık (GSYH’nın %1,75’i) mali gevşemesi, ABD’nin finansal koşulları endeksinde Aralık 2018’e göre faiz oranında 90 baz puan azalışa karşılık gelen gevşeme- küresel büyümeyi -bu yılın ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 3,2 olan zayıf bir başlangıç ​​noktasından itibaren 2019 sonunda yüzde 3,5 olarak şekilde- mütevazı bir şekilde yükseltmek için yeterli desteği sağlayacağını düşünüyoruz.

Küresel Anlaşmazlık Devam Ederse Ekonomi Bundan Etkilenir

İkincisi olan “gerilimde artan bir tırmanma” senaryosunda, Çin’den yapılan 200 milyar dolarlık ithalata konan yüzde 25’lik tarife daha uzun süre (üç ila dört ay) uygulanmaya devam eder. Görüşmeler devam etse bile, küresel kurumsal güven ve dolayısıyla küresel ekonomi olumsuz etkilenir. 2018’in ikinci yarısında (acı verici bir şekilde) öğrendiğimiz gibi, ticari gerilimlerin finansal koşullar, kurumsal güven ve sermaye yatırımları üzerindeki dolaylı etkileri, küresel büyüme üzerinde doğrudan tarife etkisinden ve tedarik zincirindeki yayılma etkilerinden çok daha fazla olacaktır. Özel sektör güvenindeki hasar, Çin’in teşvik politikası etkilerini de azaltacaktır. İşletmeler ve hane halklarının harcadıklarından daha fazla tasarruf etmeleri vergi indirimlerini cari harcamalar üzerindeki etkisini azaltacaktır.

Politika yapıcılar, büyüme performansı kötüleştikçe daha fazla destek sağlamak için politika araçlarını harekete geçireceklerdir. Örneğin, Fed, daha sıkı finansal koşullara ve bunların büyüme görünümündeki etkilerine odaklanmak yerine, tarihteki Çekirdek Tüketim Harcamaları (PCE) enflasyonundaki herhangi bir yükselişe muhtemelen bakacaktır. Cevabı? Üçüncü çeyrek civarında 50 baz puanlık faiz indirimi.

Çin’e gelince, politika yapıcıları işgücü piyasası üzerindeki etkiyi azaltmak için daha büyük bir teşvik paketini zorlayacak ve toplam mali genişlemesini GSYİH’nın yüzde 2,25’ine (320 milyar dolar) yükseltecek. Ayrıca, mali teşviklerin doğrudan kamu harcamasına, vergi indirimlerinden daha fazla odaklanacağını düşünüyoruz. Bu önlemler küresel yavaşlamayı önlemek için yeterli olmayacaktır. Küresel büyümenin önümüzdeki iki çeyrekte yıllık bazda 50 baz puan azalarak yüzde 2,7’ye düşmesini bekliyoruz.

 

“Anlaşma Olmaması” Senaryosunda Küresel Resesyon Gerçekleşir

Üçüncü olan “anlaşma yapılamaması” bir senaryosunda ise, görüşmeler durur, anlaşmaya varılamaz ve ABD Çin’den aldığı 300 milyar dolarlık kalan ithalata da yüzde 25 tarife koyar. Daha sonra küresel ekonominin durgunluğa doğru gittiğini görürüz. Bu şartlar altında, Fed 2020 baharına kadar faiz oranlarını sıfıra doğru çekebilir.

Çin, mali teşviklerini GSYİH’nın yüzde 3,5’ine (500 milyar dolar) yükseltecek ve kredi büyüme hedefini yılda yüzde 14-15’e çıkaracaktır. Ancak, finansal şartlarda keskin bir sıkışma ve belirsizlik, özel sektör sermaye harcamalarının durması kadar büyük zarar vermesi, büyümenin, politika tepkisine rağmen, küresel durgunluk eşiği olan yıllık yüzde 2,5’in altına düşebilir.

İşlerin nereye gittiğini değerlendirmek için, birkaç önemli sinyale ve tarihe bakacağız: Ticaret müzakerelerinin devam edip etmeyeceği ve zamanı; 28-29 Haziran’daki G20 Zirvesi; Çin’den yapılan kalan 300 milyar dolarlık ithalata yüzde 25’lik bir tarifenin onaylanması üzerine ABD idaresinden gelen yorumlar.

Şimdiye kadar yapılan ticaret görüşmelerinde yaşanan yön değiştirmeler göz önüne alındığında, sonucun son derece belirsiz olduğunu kabul ediyoruz. Kesin olan bir şey var ki, ticaret gerginliklerini çözme ve küresel ekonominin zarar görmesini önlemek için hareket alanı daralmaktadır.

 

Yazar Morgan Stanley’nin baş ekonomisti ve küresel Ekonomi Bölüm başkanıdır. Görüşler China Daily’yi düşüncelerini yansıtmak zorunda değildir.

 

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum