“Tek Çin” ilkesinin temel çizgisine meydan okunamaz

news_48552f8d2d79dcda1e8a057b7181d2f3-750X422.png

Cin-Avustralya ilişkileri 2020’de aşağı doğru bir eğilim yaşadı. Bu ikili ilişkiler bazı Avustralyalı akademisyenlerin söylediği gibi, “on yılların en alt düzeyine” inebilir.

Bu arada, Trump yönetimi Çin’in egemenliği ile e öz çıkarlarına doğrudan ve küstah bir meydana okuma olarak Taiwan Adası ile ilişkilerini üst düzeye çıkardı, adadaki ayrılıkçı güçler daha aktif hale geldi. Bu güçler “Bir Ülke İki Sistem” ilkesini karalayarak Hong Kong meselesine ve Hong Kong’un ulusal güvenlik yasasına karıştı. Bu aynı zamanda Taiwan Boğazı’nın iki yakası arasındaki ilişkileri kesintiye uğrattı.

Şimdi, Taiwan’daki bazı güçler Avustralya ile doğrudan ilişkiye geçmeye çalışıyor. Aslında, Avustralya ile Taiwan Adası’nın Hong Kong’un ulusal güvenlik yasasına saldırmakta ve kıta Çin’inin olumsuz bir imajını yaratmakta ortak çıkarları var. Biden yönetimi, Trump’ın tehlikeli Taiwan politikasına muhtemelen değiştireceği ama Çin-Avustralya gerginliği boğazın iki yakası arasındaki ilişkilerin soğuk olması nedeniyle arttığı için, Taiwan ile Avustralya Çin ana karası ve bölgedeki hızlı değişikliklerle başa çıkabilmek için 2021’de daha da yakınlaşabilirler.

AVUSTRALYA’NIN OYNAYABİLECEĞİ “TAIWAN KARTI” NE?

Avustralya ile Taiwan, Çin’i karalamak için bilgi paylaşabilir ve stratejik olarak koordinasyon içine girebilirler yani Hong Kong’un içişlerine karışırlar ve Çin ana karasına sözüm ona insan hakları karnesi bahanesiyle saldırabilirler.

O zaman Avustralya’nın oynayabileceği “Taiwan kartı” ne?

Avustralya ve Çin 1972’de resmi ilişkiler kurduktan sonra bile, Avustralya, Taiwan ile yakın resmi olmayan ilişkilerini ayrıca ekonomik ilişkilerini de devam ettirdi. Avustralya’nın Taiwan politikası her zaman Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından etkilendi.

Avustralya, Taiwan Boğazı’nın iki yakasındaki büyük güçlerin askeri anlaşmazlığa doğrudan karışmaktan uzak durdu. Özellikle, Çin ana karasını doğrudan kışkırtmaktan ve Çin’in öz çıkarları ile ulusal toprak bütünlüğünü tehdit etmekten sakındı.

Eski Avustralya dışişleri bakanı Alexander Downer 2004’te “Dünyanın herhangi bir yerindeki askeri faaliyetler, doğrudan ANZUS Anlaşması’nı harekete geçirmez.” dedi.

Avustralya’nın Taiwan Adası ile ilgili politikası, ABD’nin tehlikeli Taiwan politikasından uygun bir uzaklıkta durmak istediği için, bir şekilde belirsiz; bu arada ABD-Avustralya ittifakına zarar vermek ya da zayıflatmak da istemiyor. Avustralya, Taiwan Boğazı’nda, özellikle Çin ile ABD arasında bir savaş olmasını istemiyor. Canberra, Taiwan sorununa karışıp karışmama konusunda bir esnekliğe sahip olmak istiyor. Yine de eğer çağrılırsa orada bir savaşa girip girmeyeceği konusunda açık bir tutum almaktan kaçınıyor.

WASHINGTON’IN GÜVENLİK YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ ZAYIFLATACAĞI ENDİŞESİ

Canberra, Washington’ın güvenlik yükümlülüklerini zayıflatacağından endişe duyuyor, dolayısıyla Washington’ın orada hiçbir zaman savaşa giden bir çatışma başlatmayacağını umarak, Taiwan konusunda ABD’nin tutumunu desteklemek zorunda.

Taiwan bölge yetkilileri Avustralya ile “diplomatik ilişkilerini” yeniden kurmayı ümit ediyor. Taiwan, Çin ana karasına karşı bir denge oluşturmak ve zorla birleşmeyi reddetmek için Avustralya ile stratejik iş birliğini ve bilgi paylaşım mekanizmasını geliştirmek istiyor. Bu yaklaşımlara rağmen, Avustralya kendi ulusal güvenliğini ve diplomatik stratejilerini dikkate alarak göreli kayıtsız bir yanıt verdi.

Ancak Avustralya’nın diplomatik tutumu, özellikle Çin’e odaklanması önemli ve tehlikeli bir dönüşüm geçiriyor. Çin’e karşı stratejik düşüncesinde jeopolitik konular jeoekonomik konuların önüne geçiyor, rasyonel ve pragmatik bir tutumdan katı ve muhafazakâr bir tutuma kayıyor. Artan bir ağırlıkla Çin’i kalkınma için fırsatlar getirecek bir ortaktan çok bir güvenlik tehdidi olarak görüyor. 1951’de imzalanan ANZUS Anlaşması (Avustralya, Yeni Zelanda ve ABD Güvenlik Anlaşması) gereğince, Avustralya’nın Taiwan Boğazı’nın iki yakasında bir askeri çatışmaya doğrudan karışması mümkün.

Bu nedenle, Avustralya’nın Taiwan politikası karşısında uyanık olmalı ve Canberra’daki politika belirleyicilere, Çin’in egemenliği ile toprak bütünlüğünün tehdit edilemeyeceği ve Çin’in öz çıkarlarını korumaya kararlı olduğu yönünde açık bir işaret göndermelidir ki, Taiwan’ın ayrılmasını isteyenlere ve Avustralya’daki aşırı sağ politikacıları caydırabilsin. Çin, Avustralya’nın “Taiwan kartını” oynamasına asla izin vermeyecektir. “Tek Çin” ilkesinin temel çizgisine meydan okunamaz.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum