Taiwanlı spikerden ABD Başkan Yardımcısı Pence’in iddialarına yanıt

20181007212341152_58277.jpg

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence kısa süre önce yaptığı açıklamada, Çin’in ABD’nin dönem ortası seçimlerine müdahale ettiğini iddia etmişti. Çin’in Taiwan adasında yaşayan kadın spiker Huang Zhixian, Taiwan’da yayın yapan “China Times” gazetesinin internet sitesi için bir makale yazarak, Pence’nin iddialarına tepki gösterdi.

Huang Zhixian makalesinde Çin’in mevcut milli istikrarını ve halkının mutluluğunu işgal veya sömürgecilik uygulayarak değil halkın zekâsı, fedakârlığı ve çalışkanlığıyla elde ettiğinin altını çizdi. Huang Zhixian, aslında ABD’nin bile Çin’in bu yükselme sürecinden çok sayıda menfaat kazandığını vurguladı.

Huang Zhixian’ın makalesi şöyle:

Sayın Başkan Yardımcısı! Ülkenizin dönem ortası seçimleri öncesinde gerçekleri göz ardı ederek ülkenizin dostu olan Çin’e karşı suçlamalar ve karalamalarda bulunmanız, son derece esef verici.

Siz, ya gerçek tarihi iyi bilmiyorsunuz ya da bilmezden geliyorsunuz. Çin, öteden beri ABD’ye zarar vermediği gibi hep samimiyet göstermiştir.

Tarihe bakıldığında Çin-ABD işbirliği, daima insanoğlunun barışına katkı sağlamıştır. ABD de bu işbirliğinden hep kazançlı çıkmıştır. Büyük güçler Çin’i işgal ettiklerinde, Çin’in toprakları parçalanmış haldeydi. ABD geniş topraklara sahip olmasına rağmen, Çin’i işgal edenler arasından hiç eksik kalmadı. İngiltere Çin’in Tianjin kentinde imtiyazlı bölge elde etti, ABD de Tianjin’de benzer bir bölge aldı. Daha sonra üşendiği için bu bölgenin kontrol hakkını İngiltere’ye gizlice sattı.

Sayın Başkan Yardımcısı! Siz hitabınızda Gengzi Tazminatı’ndan bahsettiniz. Yani “Sekiz Ulus İttifakı” olarak bilinen işgalciler, Yasak Kent’i (Çin’in imparatorluk makamlarının bulunduğu yer) işgal etti de Çin halkına eşkıya gibi davrandı. Çin de işgalcilere 450 milyon Lian (ağırlık ölçü birimi) gümüş para gibi yüksek rakamlı tazminat ödemek zorunda kaldı. Bu tazminat, Çin’in 5 yıllık milli gelirine eşit durumdaydı. ABD bu kez Çin’e asker göndermedi, ancak söz konusu tazminatın yüzde 7,32’lik kısmını aldı. O dönemdeki Çin, zayıf bir Çin’di. Bu tazminat Çin’in sırtından vurulan bir bıçak, aynı zamanda milyonlarca Çin vatandaşının kanı ve gözyaşlarıydı.

ABD’nin vizyonu uzun vadeli, topraklarının genişlemesi tamamlandı. Şimdi de ekonomik çıkar ve siyasi etki sahibi olmak istiyor. Illinois Üniversitesi Rektörü Edmund J. James, dönemin ABD Başkanı Theodore Roosevelt’e yazdığı mektupta, “Eğer ABD yıl içinde Çinli öğrencileri çekmeyi başarırsa… Çin’i kültürel olarak kontrol etmek hiç kuşkusuz en akıllıca yöntemdir. Yani bu, Çin liderlerini bilgi ve maneviyat açılarından manipüle etmektir.” diye yazdı.

1905 yılında ABD, Çinlileri dışlama yasasını çıkardı. Buna karşı Çin halkı Amerikan mallarını boykot kampanyasını başlattı. Bu koşullar altında ABD, Çin halkının kin ve nefretini yatıştırmak için Gengzi Tazminatı’nın bir parçasını Çin’e iade etti. Fakat aslında bu parça, ABD’nin fazladan aldığı parçaydı. Çin, Gengzi Tazminatı’nın kalan kısmını ödemeye devam etmek zorundaydı. ABD’nin geri verdiği tazminatla Çinli öğrenciler, ABD’de eğitim görmeye başladı. Çin’de de Tsinghua Üniversitesi kuruldu. Başka bir deyişle ABD, Gengzi Tazminatı’nı Çin’de etkisini uzun vadede artırmak amacıyla kullandı. Üstelik bu gelişme, ABD’nin Çin’deki imajını iyileştirmesine ve Amerikan mallarının boykotu sorununun çözülmesine yardımcı oldu.

İkinci Dünya Savaşı’nda Japonya Çin’i işgal etti, Çin o dönemde dış yardımlardan yoksundu. ABD bu dönemde Çin’e yardım eli uzatmadı. Hatta Çin’in en tehlikeli anında Japonya’ya stratejik mallar gönderdi. Bu durum, Japonya’nın ABD’deki Pearl Harbor Limanı’na saldırmasına kadar sürdü. Saldırıya uğrayan ABD en sonunda Japonya’ya karşı savaş ilan etti. İşte bu durumda bile Çin, ABD’den makul bir destek göremedi. Çin halkı ve askerleri, milyonlarca can verdi, hatta devletin yok olması tehlikesiyle karşı karşıya kalındı. Tabii batılı ülkeler için bu durumdan söz etmeye bile değmezdi.

Yalta Sözleşmesi’nde ABD ve diğer ülkeler Çin’i sattılar. Diaoyu Adası aslen Çin’e aittir, ancak savaştan sonra Taiwan Adası’yla beraber Çin’e geri verilmedi. ABD, İkinci Dünya Savaşı’nda zafer kazanan taraf olarak Diaoyu Adası’nın yönetim hakkını Japonya’ya verdi. Japonya’nın 731. Birlik’i dünyada eşine az rastlanır bir trajediye yol açtı. Japonya 731. Birlik’in insanlar üzerinde yaptığı deneylerin raporlarını ABD’nin on yıllık sessizliği ile takas etti.

Çin, işgal ve iç savaş gibi zorluklardan geçti ve şu anda ayaklarını yere yeni yeni sağlam basmaya başladı. Ancak ülke hala tamamen birleşmedi. Çeşitli alanlarda çok fazla eksikliklerimiz var. Yine de reform ve dışa açılmadan itibaren 1,4 milyar insan mutluluğa kavuştu. Bu, insanoğlu tarihinde bir ilktir. Kıymetini bilmeliyiz.

Üstelik hâlihazırda Çin’in huzuru ve refahı, saldırganlığa ve sömürgeciliğe dayanmıyor. Halkın zekâsına, fedakârlığına ve çalışkanlığına dayanıyor. ABD ise, Çin’in mücadele ve kalkınma yolunda daha fazla çıkar elde etti. Üretilen iPhone telefonların yüzde 30’u Çinliler tarafından satın alındı. Değeri 300 ABD Doları’nı bulan iPhone’dan Çin sadece 10 dolar üretim bedeli alıyor, ABD ise 200 dolardan fazla kazanıyor.

İnsanoğlunun farklı gelişim yolları vardır. Büyük güçlerce işgal edilen tüm milletler ve ülkeler arasında niye Çin özel bir refah yolu yarattı? Demokrasi yolu mutlaka sağlam olmalı. Demokrasi adı altında savaş kargaşasına düşmüş nice ülke, kan ve gözyaşının aynasıdır.

Bugün Çin, her yönden ABD’den nispeten geride. Biz çabalarımızı ikiye katlayıp halkımızı mutlu edeceğiz ve refaha ulaştıracağız. Lakin Çin’i değerlendirmek için kullanılan kriter, ABD’nin kriterleri olmamalı. Anlıyoruz ki, ABD dünyaya egemen olma arzuları içinde, bu yüzden Çin’in refahına karşı olumsuz düşünceler besliyor. Bugün ABD Çin’i kısıtlamak için Çin’e karşı çok yönlü bir kuşatma başlattı. Bu hiç de zekice değil. Çünkü Tanrı, ABD’nin ya da büyük güçlerin hegemonyasından ve baskısından hoşlanmıyor. Çin’e özgü olan “başkalarına fayda sağlamak için başarmak” ilkesi, sadece tüm insanoğluna yararı getirmekle sınırlı kalmayacak, aynı zamanda Tanrının da bundan hoşlanacağına inanıyorum.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum